Çin'in kuzeybatısındaki Changma Havzası, paleontoloji dünyasında uzun süredir tuhaf bir bilmeceydi. Buradan yüzden fazla erken dönem kuş fosili çıkmıştı ama neredeyse hepsi paramparçaydı. Kemikler kırılmış ve dağınık biçimde, sanki bir şey onları parçalamış gibi duruyordu. Bu kuşları kimin böyle hâle getirdiğini kimse bilmiyordu.
Carnegie Museum of Natural History'nin bu hafta Annals of Carnegie Museum'da yayımladığı araştırma, on yıllar süren bu soru işaretini kapatıyor. Aynı havzadan çıkan yeni bir fosil, suçlunun kim olduğunu gösterdi. Adı Jian changmaensis. Baykuş boyunda, tüylü ve dört kanatlı bir dinozor.
Yüz Milyon Yıl Beklemiş Bir Suçlu
Changma'nın garipliği aslında yıllardır bilim insanlarının kafasını kurcalıyordu. Havza, erken dönem kuşlar açısından dünyanın en zengin alanlarından biri. Ama bir tuhaflık vardı. Yüzlerce kuş fosiline karşılık, kuş olmayan tek bir dinozor bile bulunamamıştı. Üstüne bir de o kırık kemikler. Çiğnenmiş gibi duran kuş kalıntıları, bir baykuşun geride bıraktığı yutum toplarını andırıyordu. Yani bir yırtıcı bu kuşları yiyor ve sindiremediklerini geri çıkarıyor olmalıydı. Ama ortada yırtıcı yoktu. İşte Jian, tam da bu boşluğu dolduruyor.
Carnegie'den Matt Lamanna'nın anlattığına göre artık o kemikleri kimin bıraktığı belli. Yüz milyon yıl önce Changma göllerinin kıyısındaki bu küçük avcı, kuşların başının belasıydı.
İki Kanat Değil Tam Dört Kanatla Süzülüyordu
Jian'ın uçuşu bildiğimiz kuş uçuşuna pek benzemiyordu. Ön kollarında tüyler vardı bekleneceği gibi. Ama arka bacaklarında da uzun tüyler uzanıyordu. Yani hayvan iki değil tam dört kanatlı bir yapıya sahipti. Bu yapı gerçek bir kanat çırpışı için değildi. Field Museum'dan kıdemli araştırmacı Jingmai O'Connor, hayvanın güçlü kanat vuruşuyla havalanmadığını, daha çok süzüldüğünü söylüyor. Uçan sincapları düşünün. Ağaçtaki yüksek bir daldan kendini bırakıp havada kayan, sonra alçaktaki bir hedefe konan bir hareket.
Boyutu da bu işe uygundu. Geriye kalan üst kol kemiği bir karış kadardı ve ekip buradan yola çıkıp açılan kanatların bir metreyi biraz geçtiğini tahmin etti. Yani gövdesi küçük ama açıldığında bir ahır baykuşu kadar yer kaplayan bir hayvan. Avının üstüne yüksekten, sessizce inen türden. O'Connor'a göre bu hayvanların var olduğu fosillerden zaten biliniyordu ama nasıl yaşadıkları, neyle beslendikleri çoğu zaman tahminden ibaret kalıyordu. Jian'da ise tahmin etmek gerekmedi. Çiğnenmiş kuş kemikleriyle avcının kendisi aynı havzada, yan yana duruyordu.
Peki Bu Hayvan Bir Kuş muydu?
Jian, bugün gökyüzünde gördüğünüz kuşların atası değil. Akrabası da sayılmaz. Mikroraptor denen bir gruba ait ve bunlar Velociraptor'un kuzenleri. Tüylü ve kanatlı ama yine de dinozor. İşin tuhaf yanı, bu yaratıkların kuşlarla aynı dönemde ve aynı göklerde yaşamış olması. Kuşlar bir koldan uçmayı geliştirirken, mikroraptorlar bambaşka bir koldan benzer bir çözüme ulaşmıştı. İkisi de ağaçların arasından süzülüyordu ama ortak bir uçan ataları yoktu. Bu yüzden Jian gibi buluntular, uçuşun nasıl başladığı tartışmasına da dokunuyor. Uçma yeteneği yerden mi, yoksa ağaçtan aşağıya doğru mu gelişti sorusunda, ağaçtan süzülen bir avcı 'yukarıdan aşağı' senaryosuna ağırlık katıyor.
Fosilin Çıktığı Yer de Beklenmedikti
Buluntuyu daha da ilginç kılan, çıktığı bölge. Bugüne kadar bilinen bütün mikroraptor örnekleri Çin'in kuzeydoğusundan, ünlü Jehol fosil yataklarından gelmişti. Jian ise kuzeybatıda, aralarında yaklaşık 2.000 kilometre olan bir bölgede ortaya çıktı. Bu tek buluntu, koca bir hayvan grubunun haritasını yeniden çizdiriyor. Demek ki mikroraptorlar, sanıldığından çok daha geniş bir coğrafyaya yayılmıştı. Kretase döneminde Çin'in dört bir yanında, farklı göllerin kıyısında bu küçük süzülen avcılar yaşıyordu.
Hayvana verilen ad da buradan geliyor. 'Jian', Çin mitolojisindeki kanatlı bir yaratığın adı ve ekip ismi hayvanın görünüşüne bakıp bilerek seçmiş. Lamanna'nın deyişiyle, Changma'nın kırık kemiklerini yıllarca açıklayamayan bilim insanları en azından o kuşları kimin yediğini artık biliyor. Bu küçük avcının bir metrelik kanatlarıyla daldan dala nasıl manevra yaptığını çözmekse büyük ihtimalle yeni fosillere kalmış.



