Zamanın 5000 Yıllık Mirası: 24 Saat, 60 Dakika, 60 Saniye
Zamanın 5000 Yıllık Mirası: 24 Saat, 60 Dakika, 60 Saniye

Telefon alarmından iş toplantılarına kadar hayatımızı yöneten zaman sistemi aslında sandığımız kadar modern değil. Bir günün 24 saat, bir saatin 60 dakika, bir dakikanın 60 saniye olması; binlerce yıl önce yapılan matematiksel tercihlere dayanıyor. Üstelik bu sistem o kadar güçlü ki, Fransız Devrimi'nin radikal ''ondalık zaman'' denemesi bile onu değiştirmeye yetmedi. Peki bu düzen nasıl ortaya çıktı ve neden hâlâ değişmiyor?

Her Şey Sümerlerle Başladı: 60'lık Sistemin Doğuşu

Zamanın 60'lık sistemle ölçülmesinin kökeni, MÖ 5300-1940 yılları arasında Mezopotamya'da yaşayan Sümerlere kadar uzanıyor. Sümerler, günlük yaşamın ihtiyaçlarına yanıt verebilmek için farklı sayma yöntemleri geliştirdi. Bunlardan en dikkat çekeni ise 60 tabanlı (altmışlık) sistemdi. Kanada'daki New Brunswick Üniversitesi'nden çivi yazısı uzmanı Martin Willis Monroe'ya göre bu sistem, büyük ölçekte kayıt tutma ihtiyacından doğdu. Her ne kadar 60 sayısının seçilme nedeni kesin olarak bilinmese de bu tercih rastgele değildi. Çünkü 60, kesir veya ondalık sayılara ihtiyaç duymadan 1, 2, 3, 4, 5, 6, 10, 12, 15, 20, 30 ve 60 gibi birçok sayıya tam bölünebiliyor. Bunu, yalnızca bir, iki, beş ve 10'a bölünebilen 10 ile karşılaştırdığınızda, avantajları daha da belirginleşiyor. Bu bakımdan 60 sayısı ticaret, vergi ve ölçüm işlemlerinde büyük kolaylık sağlıyordu.

Zamanın Kökeni: 24 Saat Nereden Geldi?

Bugünkü 24 saatlik gün sisteminin kökeni ise Mezopotamya'ya değil, Antik Mısır'a dayanıyor. İsviçre Basel Üniversitesi'nden arkeoloji ve astronomi uzmanı Rita Gautschy'ye göre Antik Mısırlılar, günü ilk kez sistemli şekilde parçalara bölen ilk uygarlık. Bunun kanıtları, MÖ 2500 civarından kalma dini metinlerde görülüyor. Bunun yanı sıra MÖ 1500'lerde geliştirilen güneş saatleri, gündüzü 12 parçaya ayırıyordu. Geceler de yıldızların hareketine bakılarak 12 parçaya bölündü. Böylece toplamda 24 saatlik gün ortaya çıktı. Mısırlıların neden 12 sayısını seçtikleri kesin olarak bilinmiyor. ABD'deki Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü'nden Michael A. Lombardi'ye göre, 12 sayısının seçilmesi büyük olasılıkla ay döngüleri, yıldız gözlemleri ve parmak eklemleriyle sayma kolaylığı gibi nedenlere dayanıyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Dakika ve Saniye Aslında Gökyüzünden Geldi

Saati çok daha küçük birimlere ayıran ilk uygarlık Babilliler oldu. Ancak amaçları zamanı ölçmek değil, gökyüzü hareketlerini hesaplamaktı. Babilliler, Sümerlerden 60 tabanlı sistemi aldılar. Yaklaşık MÖ 1000 civarında Güneş'in döngüsüne dayalı 360 günü aşan bir takvim geliştirdiler. Günü ve geceyi 12'şer parçaya bölen ''mevsimsel saatler'' kullandılar. Babilliler ayrıca, günlük kullanım için olmayan, astronomik olayları hesaplamak ve ölçmek için başka bir zaman ölçme yöntemi geliştirdiler. Bu sistemde gün, ''beru'' adı verilen 12 parçaya bölünüyordu. Daha hassas ölçüm yapmak için ''beru''ları daha küçük birimlere böldüler. Daha sonra bunlar da bölünerek ''ninda'' adı verilen daha küçük birimlere ayrıldı. Monroe'ya göre Babilliler bunu zamanı bölmek olarak değil, gökyüzündeki hareketleri ölçmek için matematiksel bir yöntem olarak görüyordu.

Yunanlar Sistemi Standartlaştırdı

Bu miras daha sonra Antik Yunan'a geçti. Hipparchus gibi astronomlar, günü 24 eşit saate bölme fikrini geliştirdi. Ayrıca Claudius Ptolemy, bir dereceyi 60 parçaya bölerek ''dakika'' ve ''saniye'' kavramlarını isimlendirdi. Bu sistem hem coğrafyada hem astronomide standart haline geldi.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Fransız Devrimi Bile Değiştiremedi

1793'te Fransız Devrimi sırasında kurulan yeni cumhuriyet, yalnızca yönetim biçimini değil, gündelik hayatın en temel unsurlarından biri olan zaman ölçümünü de kökten değiştirmeye girişti. Devrimciler, günün artık 24 saat yerine 10 saate bölünmesini kararlaştırdı. Bu yeni düzende her saat 100 dakikadan, her dakika ise 100 saniyeden oluşacaktı. Üstelik bir hafta 7 gün yerine 10 gün olacaktı. Saatleri ondalık sisteme dönüştürme çalışmaları kısa sürede başladı. Ondalık saatler kamu binalarına yerleştirildi ve resmi kayıtlar yeni takvime göre tutulmaya başlandı. Londra'daki Greenwich Gözlemevi'nden bilim iletişimcisi Finn Burridge'e göre, sistem kısa sürede ciddi aksaklıklar doğurdu. Mevcut saatlerin dönüştürülmesi hem teknik hem de mali açıdan oldukça zordu. Ayrıca bu yeni zaman anlayışı, Fransa'yı diğer ülkelerden kopararak izolasyona yol açtı. Kırsal kesimde yaşayanlar ise 10 günde bir verilen dinlenme gününden memnun kalmadı. Tüm bu nedenlerle, ondalık zaman sistemi Fransa'da ancak bir yılı biraz aşan kısa bir süre uygulanabildi ve ardından tamamen terk edildi.

Peki Neden Hâlâ Değiştirmedik?

Modern dünyada ondalık sistem (10 tabanı) kullanılıyor. Buna rağmen zamanın hâlâ 60'lık sistemle ölçülmesinin nedeni basit: 60, bölünebilirliği sayesinde pratik. Tüm bilimsel ve teknolojik sistemler buna göre kurulu. Küresel standartlar değiştirilemeyecek kadar yerleşmiş durumda. Bilim insanlarına göre bu, tarihin en uzun ömürlü matematik kararlarından biri.

Antik Bir Miras

Saat, dakika ve saniye; tesadüfler, ihtiyaçlar ve kültürel etkileşimlerle şekillenmiş bir miras. O kadar köklü bir sistem ki, değiştirilmesi neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Nitekim Fransız Devrimi sırasında yapılan ondalık zaman denemesi kısa sürede terk edildi. Buna karşılık, aynı dönemde getirilen ondalık ölçü ve para sistemleri kalıcı olmayı başardı. Sonuç olarak, zamanın bugünkü yapısı, başarısız denemelere rağmen ayakta kalan güçlü bir geleneğin ürünü olarak varlığını sürdürüyor.