Nihat Hatipoğlu, ahirette ümidini yitiren bir kişinin hesaba çekilmesini ve Allah'ın affının bolluğunu anlatan bir yazı kaleme aldı. Yazıda, günahları hafife almamanın, pişmanlık duymanın ve Allah'tan utanmanın önemi vurgulanıyor.
Mahşer Manzarası ve Hesap Anı
Hatipoğlu, mahşer âlemindeki bir manzarayı aktarıyor: Kişi hesaba çekilir, ümidini yitirmiştir ve cehenneme gitmeye hazırlanır. Doksan dokuz defter önüne konur, kişi deftere bakınca yüzü kızarır ve diyecek bir şeyi yoktur. Allah (CC) kuluna sorar: 'Ey kul! Sen şu defterde yazılı olanlardan bir şeyi inkâr ediyor musun?' Kul, 'Hayır ya Rabbi' der. Allah, kâtip meleklerin zulmedip etmediğini sorar, kul yine 'Hayır' der. Allah, bir mazereti olup olmadığını sorar, kul 'Hayır' der. Sonunda Allah, 'Senin bizim yanımızda bir iyiliğin var. Bugün sana zulmedilmeyecek' buyurur ve bir kart çıkartır. Kartta 'Allah bir, Muhammed O'nun Resulüdür' yazılıdır.
Kartın Ağır Basması ve Allah'ın Rahmeti
Allah, 'Teraziye çık!' buyurur. Kul ürperir, bu kartın defterler karşısında neye yarayacağını düşünür. Ancak Allah 'Zulüm yok bugün' der ve defterler günah kefesine, kart ise iyilikler kefesine konur. Kart daha ağır basar. Hz. Peygamber (SAV) burada şöyle buyurdu: 'Allah'ın isminin karşısında hiçbir şey Allah'ın isminden ağır basamaz. Nihayet kul cennete doğru götürülür.' Hatipoğlu, bu rivayetin yanlış değerlendirilmemesi gerektiğini, 'Nasılsa Allah affeder, her günahı işleyebiliriz' gibi bir sonuca varılmaması gerektiğini vurguluyor. Kişi, cehennem korkusundan çok Allah'tan utanma duygusuyla günahlardan uzak durmalıdır.
İbretlik Hikayeler: Mevlânâ, Köpek ve Hırka
Hatipoğlu, yazısında birkaç ibretlik hikaye de paylaşıyor. Mevlânâ'nın camiye giderken yolda uyuyan bir köpeği uyandırmamak için beklediğini, ancak birinin gelip köpeği dürttüğünü anlatıyor. Mevlânâ'nın 'Siz onu rahatsız ettiniz, biz uyanmasını bekliyorduk' dediğini aktarıyor. Bir başka hikayede, ölmüş bir köpeğin çöplükteki kokusundan herkes rahatsız olurken, bir Allah dostunun 'Ama ne güzel dişleri var!' dediğini naklediyor. Ayrıca, soğukta titreyen bir yoksul kadına hırkasını veren bir kişinin rüyasında affedildiğini ve büyük bir sarayla ödüllendirildiğini, kendisine 'Bugün soğukta titreyen kadına giydirdiğin hırkanın karşılığıdır' dendiğini anlatıyor.
Küfre Ramak Kala: Ebu Süfyan'ın Tövbesi
Hatipoğlu, Mekke'nin lideri Ebu Süfyan'ın tövbesini ve samimiyetini örnek veriyor. Ebu Süfyan, Hz. Hamza'nın ciğerini dişleri arasına alan Hind'in kocasıydı ve Hz. Peygamber'e çok zarar verdi. Ancak Mekke'nin fethi günü tövbe etti ve sonuna kadar sadık kaldı. Bir gün Şam önündeki bir harekette gözüne ok saplandı, gözü yerinden çıktı. Dostları tabip çağırmayı teklif ederken o, gözünü avucuna alıp fırlattı ve 'Kahrolası, işe yaramaz şu gözler! Neye yarar ki bu kör göz' dedi. Hatipoğlu, 'Eskiler hep derler: Allah ahirimizi hayretsin. Küfürle dolu bir hayat tövbeyle buluştuğunda cennete giden bir yola dönüşebilir' yorumunu yapıyor.
Doyumsuzluk ve Tedavi
Hatipoğlu, insanların her şeyden erken bıkıp sürekli değişiklik peşinde olduğunu belirterek, bu doyumsuzluğun ve diğer hastalıkların tedavisinin Allah'a teslimiyet, tövbe, tevazu ve samimiyet olduğunu söylüyor. Peygamberimizin sürekli okunmasını tavsiye ettiği duayı aktarıyor: 'Allah'ım! Ben senden dinim, dünyam, aile fertlerim ve malım konusunda af ve afiyet istiyorum. Allah'ım! Ayıplarımı ört ve korkularımı gider. Allah'ım! Beni her türlü tehlikeden koru. Ve aldatılmaktan senin azametine sığınıyorum.'
Ölüleri Hayırla Anmak
Son olarak Hatipoğlu, Peygamberimizin 'Ölülerinizi hayırla anın' hadisini hatırlatıyor. Bu nedenle ölüler hakkında iyi konuşulması gerektiğini, kötü halleri görüldüğünde anlatılmaması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, sözün bir de şu anlamı olabileceğini ekliyor: 'Kalbi ölmüşleri iyi anın ve onlarla kavli hasen (güzel sözle) konuşun. Kalbi ölmüş kişilere ağır ve nefret ettirici bir üslupla konuşmayın.'



