Yeni bir yıla başlarken hepimiz benzer sözler veririz: 'Bu yıl daha disiplinli olacağım', 'Kendime söz verdim, yarım bırakmayacağım'. Ancak bu iyi niyetli sözler, çoğu zaman ilk haftaların ardından unutulup gider. Peki bu durum, gerçekten bir karakter zayıflığı veya irade eksikliği mi? Uzmanlara göre cevap net bir şekilde 'hayır'. Bu, insan olmanın doğasında var.
Başarısızlığın Gerçek Nedeni: Yanlış Tasarım
Davranış bilimleri, uzun yıllardır insanın sandığı kadar akılcı bir varlık olmadığını ortaya koyuyor. İnsanlar çoğunlukla tutkuları, dürtüleri ve yerleşik alışkanlıklarıyla hareket ediyor; mantıklı gerekçeleri ise çoğu zaman sonradan üretiyor. 2018 yılında yayımlanan 'Beyond Willpower: Strategies for Reducing Failures of Self-Control' başlıklı önemli çalışma, bu konuda çarpıcı bir gerçeği vurguluyor. Angela Duckworth, Katherine Milkman ve David Laibson'ın imzasını taşıyan bu araştırma, başarısızlığın temel nedeninin irade eksikliği değil, yanlış tasarlanmış hayatlar olduğunu net bir şekilde ifade ediyor.
Bu nedenle kendimize sormamız gereken asıl soru, 'Neden bu kadar iradesizim?' değil, 'Kendimi hangi şartların içine bırakıyorum?' olmalı. Değişim, zorlama ve kendini tüketen bir mücadeleyle değil, bireyi koruyan ve destekleyen bir yaşam tasarımıyla mümkün.
Alışkanlıklarınızı Besleyen Çevrenizdir
İnsanlar niyetleriyle yola çıkar, ancak kaderlerini çoğu zaman farkında olmadan geliştirdikleri alışkanlıklar yazar. Alışkanlıklar ise sessiz ve derinden, içinde bulunulan çevreden beslenir. Gün içinde ne yediğiniz, kimlerle vakit geçirdiğiniz, maruz kaldığınız sesler ve görüntüler, sürekli duyduğunuz cümleler... Tüm bu unsurlar sizi her gün fark ettirmeden şekillendirir.
Eğer bir hedefiniz varsa, ancak çevreniz bu hedefin tam aksi yönde bir etki yaratıyorsa, içinizde bir bölünme yaşanır. Bir yanınız değişmek isterken, diğer yanınız bilinçsizce bu çabayı sabote eder. Sonuçta kişi kendine kızar. Oysa kızması gereken iradesi değil, kendisini bu zor duruma sokan yaşam düzenidir.
Hayat Bir Nehir Gibi: Akıntıya Karşı Kürek Çekmeyin
Hayatı bir nehir akışına benzetmek mümkün. Sürekli olarak akıntıya karşı kürek çekmeye çalışmak, enerjinizi tüketmekten başka bir işe yaramaz. Akıllıca olan, nehrin akış yönünü anlamak ve hedeflerinize ulaşmanızı kolaylaştıracak bir 'rota tasarımı' yapmaktır. Bu, kendinizi zorlamak yerine, istenmeyen davranışları zorlaştıran, hedefe yönelik davranışları ise kolaylaştıran bir çevre yaratmak anlamına gelir.
Örneğin, sağlıklı beslenmek istiyorsanız, evinizde abur cubur bulundurmamak basit ama etkili bir tasarım değişikliğidir. Dikkatinizi dağıtan dijital uyarıcılardan kurtulmak için telefonunuzu başka bir odada şarj etmek bir diğer örnektir. Davranış bilimlerinin önerdiği 'koruma' yönteminin özü, iradenize değil, çevrenizin tasarımına güvenmektir. Bu şekilde, sürekli bir savaş vermek zorunda kalmaz, enerjinizi asıl önemli olan şeylere kanalize edebilirsiniz.
Sonuç olarak, yeni yıl hedeflerinizin rafa kalkmasının nedeni sizin zayıflığınız değil. Nedeni, sizi farkında olmadan yoran alışkanlıklar, dikkat dağıtan ortamlar ve yanlış kurulmuş yaşam düzenleridir. Değişim, kendinizi daha akıllıca bir tasarımın içine yerleştirdiğinizde kendiliğinden gelecektir.