Türkiye'nin Hastalık Haritası Açıklandı: İliniz Hangi Risk Grubunda?
Türkiye'nin Hastalık Haritası Güncellendi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Sağlık Bakanlığı'nın 14 Ocak 2026 tarihli son raporları, ülkenin sağlık profilini gözler önüne seren önemli veriler yayımladı. Bu verilere göre, artık sadece nasıl yaşadığımız değil, nerede yaşadığımız da hastalık risklerimizi doğrudan belirliyor. Batı bölgelerindeki illerde kalp-damar hastalıkları başı çekerken, Anadolu'nun farklı kesimlerinde ise değişik sağlık sorunları öne çıkıyor.

Bölgelere Göre Değişen Sağlık Tablosu

Uzman değerlendirmeleri ve güncel sağlık verileri incelendiğinde, Türkiye'de hastalıkların dağılımının bölgeden bölgeye ciddi farklılık gösterdiği anlaşılıyor. Büyük metropollerde stres faktörü ve hava kirliliği ana risk unsurları olarak öne çıkarken, bazı bölgelerde ise geleneksel beslenme alışkanlıkları hastalık türlerinin belirleyicisi konumunda. Peki, sizin yaşadığınız şehir hangi sağlık tehditleriyle karşı karşıya?

Türkiye'de En Sık Görülen 5 Hastalık

Yaşam tarzı, beslenme düzeni ve çevresel faktörlere bağlı olarak şekillenen hastalık dağılımında, Dünya Sağlık Örgütü verileri ışığında Türkiye genelinde en yaygın görülen hastalıklar şu şekilde sıralanıyor:

1. Dolaşım Sistemi Hastalıkları (Zirvedeki Tehdit)

Türkiye'de gerçekleşen her 100 ölümün yaklaşık 36'sının nedeni dolaşım sistemi hastalıkları. Kalp krizi, damar tıkanıklığı ve yüksek tansiyona bağlı rahatsızlıklar bu grubun en önemli bileşenlerini oluşturuyor. Özellikle iskemik kalp hastalıkları, dolaşım sistemi kaynaklı ölümlerin en büyük alt nedeni olarak kayıtlara geçti.

Rapor, ülkenin batı illerinde bu hastalık grubunun görülme sıklığının daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Uzmanlar, bu durumu büyük şehirlerdeki hareketsiz yaşam, iş stresi ve fast-food tarzı beslenmenin yaygınlığına bağlıyor.

Harita Neden Önemli?

Güncellenen hastalık haritası, sadece bir istatistik çalışması değil, aynı zamanda kamu sağlığı politikaları için yol gösterici bir araç niteliğinde. Bölgesel risklerin belirlenmesi, sağlık altyapısının ihtiyaçlar doğrultusunda planlanması ve koruyucu hekimlik uygulamalarının hedefli şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşıyor. Vatandaşların da yaşadıkları bölgenin genel risk profilini bilmeleri, kişisel sağlık önlemlerini daha bilinçli almalarını sağlayabilir.