Yıllardır en ölümcül kanser türlerinden biri olarak kabul edilen pankreas kanseri için bilim dünyasından umut veren haberler geliyor. Avrupa Pankreas Derneği (EPC) ile Uluslararası Pankreatoloji Derneği'nin (IAP) ortak düzenlediği 58. EPC/IAP Ortak Kongresi, bu yıl ilk kez Türkiye'de, İstanbul'da gerçekleştirildi. Acıbadem Üniversitesi'nin ev sahipliğinde, Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Avrupa Pankreas Derneği Başkanı Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan'ın başkanlığında düzenlenen kongre; 46 ülkeden 1.200'ü aşkın cerrahı, onkoloğu, gastroenteroloğu, patoloğu ve temel bilim araştırmacısını bir araya getirdi.
Kongrede, pankreas kanseri ve pankreas hastalıklarına ilişkin en güncel bilimsel gelişmeler tüm yönleriyle ele alınırken, özellikle ABD'de düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) Kongresi'nde açıklanan ve dünya tıp camiasında büyük yankı uyandıran son araştırma sonuçları İstanbul'da ilk kez ayrıntılarıyla değerlendirildi. Hedefe yönelik ilaçlardan yapay zekâ destekli erken tanıya, kişiye özel kanser aşılarından gelişmiş cerrahi tekniklere kadar pankreas hastalıklarının geleceğini şekillendirecek yenilikler, Türkiye'de ilk kez bu denli geniş katılımlı uluslararası bir bilimsel platformda masaya yatırıldı.
Dünya Genelinde Her Yıl 510 Bin Kişiye Tanı Konuyor
Dünya genelinde her yıl yaklaşık 510 bin kişiye pankreas kanseri tanısı konuyor. Türkiye'de ise yılda yaklaşık 7-8 bin yeni vaka görülüyor. Hastalıkla ilgili en önemli sorun ise erken dönemde belirti vermemesi. Bu nedenle hastaların büyük bölümü ileri evrede tanı alıyor ve pankreas kanseri hâlâ kanser kaynaklı ölümlerin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Ancak kongrede paylaşılan yeni bilimsel çalışmalar, bu tablonun değişmeye başladığını gösteriyor.
Kongre Başkanı Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, pankreas kanseri araştırmalarında tarihi bir döneme girildiğini söyledi. ASCO'da açıklanan yeni hedefe yönelik ilacın sonuçlarının, ABD'nin ardından ilk kez İstanbul'daki kongrede bilim dünyasıyla ayrıntılı biçimde paylaşıldığını belirten Prof. Dr. Ceyhan, bunun pankreas kanseri tedavisinde gerçek anlamda bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor: “Pankreas kanserinde umut veren bir döneme giriyoruz. ASCO'da açıklanan çalışma, son yılların en önemli bilimsel gelişmelerinden biri. Yeni KRAS inhibitörü, ilk tedavisi başarısız olan metastatik pankreas kanseri hastalarında ek kemoterapi gerektirmeden yaşam süresini yaklaşık iki katına çıkarıyor. Üstelik hastaların ağrıları azalıyor, yaşam kaliteleri artıyor ve tedavi günde tek tabletle uygulanabiliyor.”
Hedef: Tamamen İyileştirme
Yeni ilacın bugün yalnızca metastatik hastalarda değerlendirildiğini ancak bunun yalnızca başlangıç olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ceyhan, şimdi ilacın kemoterapiyle birlikte kullanımını, ameliyat öncesinde ve sonrasında uygulanmasını araştıran çalışmaların sürdüğünü belirtiyor. “Bugünkü hedefimiz yalnızca yaşam süresini uzatmak değil. Asıl hedefimiz, gelecekte bazı hastaları tamamen iyileştirebilmek. Eğer bu çalışmalar beklediğimiz gibi sonuçlanırsa, pankreas kanserinin doğal seyrini değiştirebiliriz” dedi.
Pankreas kanserine bakış açısının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Ceyhan, meme kanserinde yaşanan bilimsel dönüşümün benzerinin pankreas kanserinde de yaşanabileceğini düşünüyor: “20 yıl önce meme kanseri de çok korkulan hastalıklardan biriydi. Bugün geldiğimiz nokta ortada. Bilim aynı hızla ilerlemeye devam ederse, önümüzdeki 10-20 yıl içinde pankreas kanseri de tedavi edilebilir, bazı hastalarda tamamen iyileştirilebilir, birçok hastada ise uzun yıllar kontrol altında tutulabilen kronik bir hastalığa dönüşebilir.”
KRAS İnhibitörü Oyunu Değiştiriyor
Almanya'daki Heidelberg Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji, Hepatoloji, Enfeksiyon Hastalıkları ve Zehirlenmeler Bölümü Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Patrick Michl, ASCO 2026'da açıklanan uluslararası çalışmanın pankreas kanseri tedavisinde uzun yıllardır beklenen kırılma noktası olduğunu söyledi. Yeni KRAS inhibitörünü değerlendiren Prof. Dr. Michl, “Bizim üniversitemizin de içinde bulunduğu bu yeni ilaç çalışması, standart kemoterapi sonrasında hastalığı ilerleyen metastatik pankreas kanseri hastalarında yaşam süresini yaklaşık iki katına çıkardı. Bu, pankreas kanseri araştırmaları açısından devrim niteliğinde bir gelişme” diye konuştu.
Yeni tedavinin yalnızca yaşam süresini uzatmadığını, hastaların yaşam kalitesini de artırdığını söyleyen Prof. Dr. Michl, ilacın kemoterapiye kıyasla farklı yan etki profiline sahip olduğunu, bu yan etkilerin yönetimine yönelik çalışmaların da eş zamanlı sürdüğünü ifade etti. Pankreas kanseri tedavisinin geleceğinin tek bir ilaçtan değil, tedavi kombinasyonlarından geçtiğini vurgulayan Prof. Dr. Michl, bugün en yoğun çalışılan alanın KRAS inhibitörlerinin kemoterapi, immünoterapi ve diğer hedefe yönelik tedavilerle birlikte kullanılması olduğunu söyledi: “Hastaların önemli bölümü bu ilaçlardan fayda görüyor ancak zaman içinde direnç gelişebiliyor. Şimdi amacımız bu direnci kıracak yeni kombinasyonlar geliştirmek. Hedefe yönelik ilaçları immünoterapi ve diğer biyolojik tedavilerle birlikte kullanarak çok daha uzun sağkalım elde etmeyi hedefliyoruz.”
Kişiye Özel mRNA Kanser Aşıları Umut Veriyor
Pankreas kanserinde umut veren bir diğer alanın ise kişiye özel geliştirilen mRNA kanser aşıları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Michl, “Hastanın ameliyatla çıkarılan tümöründen veya biyopsi örneğinden elde edilen moleküler bilgiler kullanılarak hazırlanan bu aşılar, bağışıklık sistemine tümör hücrelerini tanımayı öğretiyor. Böylece vücudun kendi savunma sistemi geride kalan kanser hücrelerini hedef alabiliyor. Erken sonuçlar oldukça umut veriyor. Özellikle ameliyat edilen hastalarda geliştirilen mRNA aşılarının, hastalığın yeniden ortaya çıkmasını önlemede önemli rol oynayabileceğini düşünüyoruz. Önümüzdeki 1-2 yıl içinde büyük klinik çalışmaların sonuçlarını bekliyoruz” dedi.
Kanser Oluşmadan Önleme Hedefi
Dünyanın önde gelen pankreas uzmanlarını İstanbul'da bir araya getiren bu kongre, yalnızca onkologları değil; gastroenterologlardan cerrahlara, patologlardan temel bilim araştırmacılarına kadar pankreas kanseri alanında çalışan farklı disiplinlerden bilim insanlarını aynı çatı altında buluşturan önemli bir platform oldu. Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Laura Wood, çalışmalarını kanser geliştikten sonraki döneme değil, hastalığın ortaya çıkmasından önceki evrelere odaklıyor. PanIN ve IPMN olarak adlandırılan kanser öncüsü lezyonları inceleyen ekibiyle birlikte, hangi hücrelerin kansere dönüşme potansiyeli taşıdığını ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi: “Bu, pankreas kanserini ortaya çıkmadan önlemenin anahtarı olabilir. Biz pankreas kanserini tedavi etmekten önce nasıl oluştuğunu anlamaya çalışıyoruz. Kanser öncüsü hücrelerin neden bazı kişilerde kansere dönüştüğünü, bazılarında ise dönüşmediğini araştırıyoruz. Eğer bu dönüşümü durdurabilirsek gelecekte pankreas kanserini başlamadan önleme şansımız olacak.”
Pankreas kanserine karşı yeni geliştirilen KRAS inhibitörünün bugün ileri evre hastalarda umut verdiğini, bundan sonraki hedefin ise aynı ilacı çok daha erken dönemde kullanabilmek olduğunu söyleyen Doç. Dr. Wood, “Şu sıralar yaptığımız bilimsel çalışmalarda genetik analizler, moleküler biyoloji yöntemleri ve yapay zekâ destekli görüntüleme sistemlerinden yararlanarak hangi öncü lezyonların kansere dönüşme riski taşıdığını belirlemeye çalışıyoruz. Amacımız tüm öncü lezyonları tedavi etmek değil. Önemli olan hangilerinin gerçekten kansere dönüşeceğini saptayabilmek. Böylece gereksiz tedavileri önlerken yüksek risk taşıyan hastaları çok erken dönemde koruyabileceğiz” dedi.



