Bu yaz, pasaportlara ihtiyaç duymadan, kendi coğrafyamızın sunduğu gizemli yapıların hikâyesini bizzat gidip yerinde duymaya ne dersiniz? İster Alicin'in dağ yamacındaki sessizliği olsun, ister Engüzek'in Tortum Çayı'na uzanan tüneli... Anadolu sizi, keşfetmeniz için sabırla bekliyor.
Erzurum'un Sessiz Tanığı: Engüzek Kalesi
Erzurum'da bulunan Engüzek Kalesi, diğer adıyla Akçakale, yerel halkın dahi yeterince farkında olmadığı, tarih meraklılarını bekleyen bir kale kompleksidir. Beylikler Dönemi'nde Akça Bey tarafından sağlamlaştırıldığı için Akçakale adıyla da anılan bu yapı, moloz taş ve horasan harcı ile inşa edilmiştir. Kaleye, güneydoğu yönündeki 1.82 metre genişliğindeki bir koridordan geçilerek giriliyor. Kalenin içerisinde şapel ve sarnıç kalıntıları, savunma amaçlı kullanıldığı düşünülen iki katlı gözetleme kulesi ve doğrudan Tortum Çayı'na ulaşan gizli bir tünel bulunuyor. Erzurum Valiliği'ne göre, su yolları, hamamı, tapınak ve fırını bulunan Engüzekkapı Kalesi'nin Doğu Roma döneminden kaldığı tahmin ediliyor ve Orta Çağ yazılı kaynaklarında 'Ağca Kala' olarak geçiyor.
Ne Yenir? Erzurum mutfağının baş tacı Cağ Kebabı, bu gezinin olmazsa olmazı. Ayrıca kale çevresindeki yerel mutfaklarda Tortum fasulyesinin tadına mutlaka bakın.
Ne Yapılır? Kalenin savunma mimarisini inceleyin, tünelin Tortum Çayı'na bağlandığı noktayı keşfedin ve bölgenin eşsiz manzarasında geçmişin izlerini takip edin.
Kayaların Arasındaki Efsane: Alicin Manastırı
Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde, sarp dağların yamaçlarına ustalıkla gizlenmiş Alicin Manastırı, ilk bakışta Sümela'yı anımsatan büyüleyici bir silüete sahip. Ankara'ya yaklaşık 90 kilometre mesafede bulunan bu yapı, arkeologların tahminlerine göre Sümela'dan bile daha eski bir geçmişe uzanıyor. Dağların arasına gizlenen mekânın kim tarafından inşa edildiği gizemini korurken, manastırın ismi bölgedeki tarihi bir efsaneye dayanıyor. Celali isyanları döneminde, Ali isimli bir eşkıya reisinin burada barınması sebebiyle mekan 'Ali Cin Mağarası' veya 'Alicin Manastırı' olarak anılmaya başlanmıştır.
Ne Yenir? Kızılcahamam'ın meşhur bazlaması, bölgenin taze sebzeleriyle hazırlanan güveçleri ve yöresel peynirleri bu yolculuğun lezzet duraklarıdır.
Ne Yapılır? Alicin Deresi'nin serinliğini hissederek manastıra doğru doğa yürüyüşü yapın, tarihsel gizemin içinde büyüleyici fotoğraflar çekin ve bölgenin kendine has mistik atmosferini içinize çekin.
Tarihin Altın Başkentinde Zamanda Yolculuk: Sardes Antik Kenti
Tarih kitaplarında sıkça duyduğumuz 'dünyanın ilk madeni parasının' icat edildiği efsanevi topraklara gitmeye ne dersiniz? Manisa'nın Salihli ilçesinde, Bozdağ'ın eteklerine yaslanmış Sardes (Sardis) Antik Kenti, Demir Çağı'nda Lidya Krallığı'na başkentlik yapmış görkemli bir metropol. Sadece altın zengini kralların yurdu olmakla kalmayan bu kent; Perslerden Romalılara, Helenistik dönemden Bizans'a kadar birçok medeniyetin izlerini taşıyor. Antik kentin kuzeyinde ise Lidya krallarının ebedi istirahatgâhı olan, büyüklüğüyle Mısır Piramitleri'ne meydan okuyan Bin Tepeler tümülüsleri sizi bekliyor. 2025 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren bu eşsiz alanı bu yaz mutlaka keşfetmelisiniz.
Ne Yenir? Manisa ve özellikle Salihli, tarih dolu gezinizi taçlandıracak lezzet duraklarıyla doludur. Salihli Odun Köftesi bölgenin en meşhur lezzetidir. Meşe odunu ateşinde, özel olarak hazırlanan kıymanın pişirilmesiyle yapılır. Yanında közlenmiş biber ve domatesle servis edilir.



