15 Temmuz 2016 darbe girişiminde 16 yaşındaki Mahir Ayabak, Atatürk Havalimanı'nda FETÖ'cü teröristler tarafından sırtından vurularak şehit düştü. Ailesi, 10 yıldır aynı özlem ve acıyla kavruluyor.
Şehit Mahir Ayabak'ın Annesi: Acım İlk Günkü Gibi Taze
Şehit annesi Muhteber Ayabak, geçen yılların evlat hasretini azaltmadığını söyledi. “Mahir şehit olduğunda çocuktu, bugün onun yaşıtları büyüdü, genç oldu” diyen Muhteber Ayabak, zamanın kendisi için farklı aktığını belirterek, “Ben 10 senedir yaşamıyorum. Günleri, ayları saymıyorum. Her şey bana dün gibi geliyor. Acısı da ilk günkü gibi taze. O acı hiç bitmiyor” ifadelerini kullandı.
Oğlunun yaşından çok daha olgun bir karaktere sahip olduğunu anlatan Ayabak, “Acım büyük ama şerefi de büyük. Mahir’in annesi olmaktan gurur duyuyorum. Vatanını seven bir evlat yetiştirdim. Allah o hainlere fırsat vermesin. Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın. Başka annelerin yüreğine ateş düşmesin” şeklinde konuştu.
Ablası: Mahir Sürekli Asker Olup Şehit Olmak İstiyordu
Acılı abla Kayla Zehra Ayabak, üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen takvimlerinin hala 2016 Temmuz ayında kaldığını söyledi. Küçük yaşı ve cesaretle dolu kalbiyle darbecilerin karşısında duran Mahir Ayabak’ın çocukluğundan bu yana askere gitme ve şehit olma arzusuyla dolup taştığını anlatan acılı abla şunları söyledi: “Sürekli yaşını büyütüp askere gitmek istediğini söylüyordu. Bunun için aileme yalvardığını hatırlıyorum. Özellikle 2016 Ocak ayında şehit düşen polis ve askerlerimizi görüp bir kez daha bu teklifi yapmıştı. O ay içerisinde ‘Ben askere gideceğim, benim şehit olmam lazım’ deyip duruyordu. Hatta şehit olmadan 3 gün önce yine annemle arasında bu konuyla ilgili bir diyalog geçince, annem ona ‘Oğlum sen daha yeni serpildin, seni nasıl askere göndereyim?’ diye soruyor. Ama o asla vazgeçmemişti.”
Babasıyla Konuşurken Vuruldu
O karanlık geceyi hem hüzün hem büyük bir gururla hatırladıklarını belirten Ayabak, kardeşi Mahir’in şehadetini babasının telefondan canlı olarak dinlediğini şu sözlerle aktardı: “Sırtından giren kurşunun kalbini delmesinden hemen önce babam ile konuşan Mahir, o sırada kamuflajlı teröristlerin kendilerine yaylım ateşi açtığını söylemiş. Yere düşen telefonunu almak üzere eğildiği sırada sırtından vurularak şehit düşmüş. Tüm bunlar babam telefondayken gerçekleşti. Bu çok travmatik bir süreçti bizim için.”
Mahir Gitmeyi Tercih Etti
Darbe girişimini duyduklarında Mahir’le sokağa çıkıp direnişe katılmayı planladıklarını ancak kardeşinin gizlice Atatürk Havalimanı’na gittiğini dile getiren Zehra Ayabak, “Mahir bize gelmeyi değil, kendi başına gitmeyi tercih etti” dedi. Ayabak, Mahir ile aralarında 11 ay bulunduğunu ve ikiz gibi büyüdüklerini belirterek, yaşadığı kaybın kendisi için atlatılması zor bir travma olduğunu vurguladı.
Mahir’in şehit düştüğü tarihte takılıp kaldığını ifade eden Zehra Ayabak, “Mesela bir şeylere tarih atarken elim istemsizce 2016’ya gidiyor. Yani hala 2016’daymış gibi. Sene 2024 olmuş, hala yazı yazarken tarihe 2016 yazıyorum. Takvimim 2016 Temmuz’da kaldı. İlerleyemiyorum.”
O Artık Türkiye’nin Kahramanı
Kardeşini toprağa verdiği 2016’dan bu yana attığı her adımı, aldığı her kararı onun için yaptığını söyleyen Zehra Ayabak, “En büyük arzusu şehit olmaktı, en genç şehitlerden biri oldu. O artık tüm Türkiye’nin kahramanı. Ben de ona layık bir yaşam sürüp, onun bize bıraktığı mirası devam ettirmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Mahir’in her zaman başka bir dünyada, başka bir evrende yaşadığını düşündüğünü belirten Ayabak, şöyle konuştu: “O çok naif, eli açık ve vicdanlı bir çocuktu. Dünyaya dair pek bir merakı yoktu. Hiçbir zaman lükse düşkünlüğü yoktu. Bir çift ayakkabısı varsa ‘Bu bana yeter’ derdi. Annem çalıştığı dönemlerde onun yanına yardıma gider, okul harçlığını çıkarırdı. Annem hep, ‘Her akşam böyle oğlum gelirdi. Biz beraber dışarı çıkardık. Beraber eve gelirdik akşam karanlığında. Çalışmasa bile gelir beni alırdı. Şu an 10 senedir o kadar boşlukta ve yalnız hissediyorum ki’ diyor. Herkesin yardımına koşardı, her yaştan arkadaşı vardı. Mahir şehit olduğunda henüz 3-4 yaşlarında olan çocuklar, şu an hala onun anısını yad ediyor. Bayramlarda bile bizden önce mezarına gidip bayramlaşıyorlar. Çünkü hepsinde bir iz bırakmış. Yaşları ne olursa olsun ağabeylik yapmış, destek olmuş. Mahallemizdeki bu çocukların birçoğunun evinde şu an Mahir’in fotoğrafları var. Bu bizi çok etkiliyor.”



