İstanbul'da Anne ve Kızının Ölümünde Dernek ve Avukatların Korkunç Rolü Ortaya Çıktı
İstanbul Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulunan Fatma Nur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in trajik ölümlerinin ardından, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile avukatlarının korkunç istismarı ve ihmali gün yüzüne çıktı. Olay, derneğin ve avukatların küçük kızın tedavisini engellemesi ve anneyi intihara sürüklemesiyle toplumda büyük infiale yol açtı.
Babasının İstismarı ve Mahkeme Süreci
Hifa İkra Şengüler, henüz 3 yaşındayken babası Ayhan Şengüler tarafından istismara maruz kaldı. Skandal bir doktor tarafından tespit edilen durum, şikayet üzerine İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesi'nde dava sürecini başlattı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın müdahil olduğu süreçte, başlangıçta takipsizlik kararı verildi ancak bakanlığın itirazıyla dosya yeniden açıldı.
Sağlık Tedbiri ve Hastane Süreci
Mahkeme, 1 Mart 2022'de küçük Hifa için sağlık tedbiri uygulanmasına karar verdi. Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kontrol altına alınan çocuk, çocuk psikiyatrisi tarafından oyun terapisine yönlendirildi. Ancak anne Çelik, kızını planlanan terapiye götürmedi ve gerekli sağlık tedbirlerini almadı.
Aralık 2025'te annenin çocuğun iştahsız olduğunu belirtmesi üzerine sağlık birimleri yeniden devreye girdi. Hifa İkra, Koç Üniversitesi Hastanesi'ne yatırılarak serum tedavisi ve nazogastrik tüple beslenmeye başladı. Doktorlar, gözle görülür iyileşme başladığını ve annenin çocuktan hiç ayrılmadığını raporladı.
Derneğin Korkutması ve Tedavinin Kesilmesi
Annenin 25 Şubat'ta çocuğun damar yolunu ve NG tüpünü çıkararak hastaneden izinsiz ayrılmasıyla kritik dönem başladı. Aile Bakanlığı, Hifa'nın Ankara Etlik Şehir Hastanesi'ne nakli için hazırlık yaparken, Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği devreye girdi. Dernek, nakil sürecini anneye aktarırken "Bakanlık kızına el koyacak" diyerek Fatma Nur Çelik'i korkuttu.
Panikleyen anne, kızını tedavi sürecinden tamamen kopardı. Bakanlık ekipleri her gün ziyaret ederek ikna etmeye çalışsa da, dernek ve avukatların "Deli teşhisi koyup çocuğu alacaklar" yönlendirmesiyle tedaviyi reddetti. Bu süreçte Hifa'nın beslenmesi günde iki şırınga su ve az miktarda çorba ile sınırlı kaldı.
Acil Koruma Kararı ve İntihar Mesajı
Çocuğun sağlık durumu kötüleşince Aile Bakanlığı, 2 Mart 2026'da İstanbul Valiliği'nden Acil Koruma Kararı onayı aldı. Sağlık ekipleri eve gittiğinde anne ve çocuğun evde olmadığı, annenin telefonunun kapalı şarjda bırakıldığı tespit edildi.
Fatma Nur Çelik, intihar ettiği gün saat 14.30'da derneğin avukatı Serenay Yaman'a mesaj gönderdi. Mesajda, "Bunların eline kalmaktansa ölmeyi tercih ederim" ifadeleri yer aldı. Ancak avukat Yaman, bu mesajları polise bildirmedi veya acil önlem almadı, yalnızca dernek başkanı Müjde Tozbey'e iletti.
Tozbey'in İhmali ve Trajik Son
Müjde Tozbey, aynı gün Aile Bakanlığı ile Zoom toplantısına katılmış ve çocuğun durumunun kötü olduğunu görmüştü. Bakanlıkla temas halinde olmasına rağmen, annenin intihar mesajlarını saatlerce yetkililere iletmedi. Mesajlar ancak 18.30'da bakanlığa ulaştırıldı, o sırada arama çalışmaları başlamıştı.
Güvenlik kamerası kayıtlarına göre, Fatma Nur Çelik saat 20.18'de taksiye binerek Kennedy Caddesi'ne gitti. Sahilde yürüdükten sonra küçük kızıyla birlikte denize atladı. Akşam saatlerinde yapılan incelemede anne ve kızın cansız bedenlerine ulaşıldı.
Derneğin İstismarı ve Anne'nin Sitemi
Olaydan sonra ortaya çıkan bir videoda, Fatma Nur Çelik derneğe sitem ediyordu: "Yanındayız dediniz ama hiçbiriniz yanımda olmadınız. Beni kendi adınızı duyurmak için kullandınız." Bu ifadeler, derneğin aileyi nasıl istismar ettiğini ve trajik sona nasıl katkıda bulunduğunu gözler önüne serdi.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile avukatlarının, küçük Hifa'nın tedavisini engellemesi, anneyi yanlış yönlendirmesi ve intihar mesajlarını yetkililere iletmemesi, bu korkunç olayda kilit rol oynadı. Soruşturma devam ederken, toplum bu ihmallerin hesabının sorulmasını bekliyor.



