İzmir Narlıdere'de 13 Mayıs 2018'de bir şantiye alanında cesedi bulunan Dorukhan Büyükışık'ın ölümüyle ilgili davanın üçüncü celsesinde sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Duruşmada konuşan acılı anne Nihal Büyükışık'ın sözleri vicdanları sarstı.
Olayın Geçmişi
Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık, 13 Mayıs 2018'de evinin yakınlarındaki bir inşaat şantiyesinde ölü bulundu. Olay ilk olarak 'intihar' olarak kayıtlara geçti. Ancak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosya yeniden açıldı ve soruşturma derinleştirildi.
Sanıklar ve Suçlamalar
Soruşturma kapsamında, olayda görevli komiserler Atakan Kaçar (44), Deniz Asıcı (36), polis memurları Duygu Öztürk (35), Fikret Sarıaslan, Halil Arslandağ (55), Musa Erikçi (55), komiser yardımcısı Hüseyin Vurucu (48) ve Narlıdere Karakol Amiri İsmail Köksal (59) hakkında 'Görevi kötüye kullanma' suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Ayrıca şantiyede bekçi olarak görev yapan Hüseyin Kaya (69), Hulusu Aras (77), Tayfun Çakmakçı (41), işçi Bilal Çelik (47) ve yakın bölgede bekçi Ali Gülbaşı (77) hakkında 'Kasten öldürme' suçundan müebbet hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. Her iki dava birleştirildi ve 13 sanık tutuksuz olarak yargılanmaya başlandı.
Soruşturma genişletilince 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 21 Mayıs'ta İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi ve aralarında inşaat firması sahipleri, polis memurları ve işçilerin bulunduğu 25 şüpheli gözaltına alındı. Bir şüpheli ise firari olarak aranıyor. Gözaltına alınan 25 şüpheli, aralarında tutuksuz yargılanan 13 sanık, Tanyer İnşaat Firması ortakları Mehmet Münir Tanyer ve oğlu Mehmet Taylan Tanyer, dönemin Narlıdere Emniyet Müdürü İsmail Yalçın ve Olay Yeri İnceleme Büro Amiri Atakan Kaçar'ın da bulunduğu şüpheliler tutuklandı.
Duruşmada Yaşananlar
İzmir 21'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 13 tutuklu sanığın yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya sanıklar, Dorukhan'ın ailesi ve avukatlar katıldı. İlk olarak sanık polis memuru Fikret Sarıaslan söz aldı. Suçlamaları reddeden Sarıaslan, olay yerine ihbar üzerine gittiklerini, maktulü sırtüstü yatarken gördüğünü ve kan olmadığını, şüpheli durumu bildirdiğini ancak daha sonra olayla ilgili bilgisi olmadığını söyledi.
Polis memuru Musa Erikçi ise olay yerine Deniz ve Duygu ile gittiklerini, genel bilgi topladıklarını, maktulün babasının sürekli yanlarında olduğunu ve kendisini uyarmadığını ifade etti. Bunun üzerine baba Ethem Büyükışık, cenazeye yaklaştırılmadığını belirtti. Polis memurları Duygu Öztürk ve Atakan Kaçar da suçlamaları reddetti.
Acılı Annenin Feryadı
Celsede söz verilen anne Nihal Büyükışık, duygusal bir konuşma yaptı: 'Yavrumu bu hayattan koparan, delilleri yok eden buradaki kamu görevlilerine ve avukatlarına sesleniyorum. Nerede kamera kayıtları? Burada insanlık suçu işlenmiştir. Yavrumu hayattan koparanların en ağır cezayı almalarını istiyorum.' Baba Ethem Büyükışık da sanıkların en ağır cezayı almasını talep etti.
Savunmaların ardından mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesine hükmederek duruşmayı 13 Ağustos'a erteledi.
Baba Büyükışık: Adalete İnanıyoruz
Duruşma sonrası basın açıklaması yapan Ethem Büyükışık, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan'a teşekkür ederek, 'Adaletin tecelli edeceğine yürekten inanıyoruz ve kamu görevlilerine güveniyoruz. Dosya her geçen gün daha fazla ilerliyor. Umarım hakikat tüm çıplaklığıyla en kısa zamanda ortaya çıkacak ve bu suça bulaşan herkes hak ettikleri cezayı alacaktır.' dedi.



