Kahramanmaraş'ta doğduktan hemen sonra yenidoğan yoğun bakım ünitesinde hemşire şiddetine maruz kaldığı kamera kayıtlarıyla kanıtlanan ve bugün beş yaşında olan Deniz Esin Bozoklar'ın davasında, Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı 62 sayfalık rapor, davanın seyrini değiştirecek tartışmalı bir tespit içeriyor. Raporda, çocuğun mevcut bedensel ve zihinsel rahatsızlıkları ile tutuklu hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık'ın uyguladığı şiddet arasında illiyet bağı kurulamadığı ifade edildi. Bu gelişme, küçük çocuğun ailesi tarafından büyük bir şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı.
Olayın Geçmişi ve Yargı Süreci
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde 5 yıl önce doğum yapan Sema Bozoklar, kızı Deniz Esin'i 990 gram ağırlığında dünyaya getirdi. Bebek, yenidoğan yoğun bakımında kuvöze konuldu. 26 Mayıs 2021'de nöbetçi hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık, kan almaya çalıştığı Deniz Esin Bozoklar'ı darbetti. Olaydan 5 gün sonra, 31 Mayıs 2021'de başka bir hemşire, bebeğin bacağındaki morluğu fark etmesiyle olay ortaya çıktı.
Bunun üzerine hemşire hakkında hem adli hem de idari soruşturma başlatıldı. Bir süre sonra kentteki özel bir hastaneye sevk edilen Deniz Esin Bozoklar, tedavisinin ardından taburcu edildi. Doktorlar, Abdullah-Sema Bozoklar çiftine kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu söyledi. İdari soruşturma sonucunda üniversite, Bağrıyanık'ın sözleşmesini feshederken, Kahramanmaraş 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesi'nde 'Kasten yaralama' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Bozoklar çifti, hemşirenin kızlarına şiddet uyguladığını e-Devletten gelen duruşma günü mesajıyla öğrendi.
Görüntülerin Ortaya Çıkması ve Tutuklama
Hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık tutuksuz yargılanırken, 21 Ocak'ta Deniz Esin Bozoklar'a uyguladığı şiddetin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. DHA'nın ulaştığı görüntülerde, 14 dakika süren kan işlemi sırasında hemşirenin bebeğe sık sık şiddet uyguladığı yer aldı. İddiaya göre, bu sırada hemşire bebeğin bacağını da kırdı. Görüntülerin ortaya çıkmasından sonra 23 Ocak'ta yapılan 7'nci duruşmaya katılmayan Bağrıyanık hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıktı. 25 Ocak'ta Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde polise teslim olan Bağrıyanık, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu.
Adli Tıp Raporunun İçeriği ve Ailenin Tepkisi
Yargılama sürerken Adli Tıp Kurumu raporu dosyaya girdi. 62 sayfalık raporun sonuç kısmında, çocukta saptanan psikomotor gelişim geriliği, epilepsi ve serebral palsi tanılarının küçüğün kendisinde mevcut hastalık olarak değerlendirildiği, dava konusu olayla illiyet bağı kurulamadığı belirtildi. Ayrıca, 29 Nisan'da yapılan ortopedi muayenesinde tespit edilen yürüme bozukluğu, her iki alt ekstremitedeki rijidite ve her iki ayakta pes valgusun da küçüğün kendisinde mevcut hastalık olduğu ve olayla illiyet bağı kurulamadığı ifade edildi. Raporda, femur diafiz kırığına bağlı sekel lezyon tespit edilmediği ve organ işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk bulunmadığı oy birliğiyle mütalaa edildi.
Raporun ardından hemşirenin avukatı, tahliye talebinde bulundu ancak mahkeme, kuvvetli suç şüphesinin somut olgularının bulunması ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle bu talebi reddetti. Anne Sema Bozoklar, raporu okuyunca çok şaşırdığını belirterek, "Hastaneyi kusursuz buluyorlar, hemşireyi kusursuz buluyorlar, yani kusurlu olan ben miyim burada? Ben çocuğumu doğurup hastaneye koyduğum için ben mi suçluyum? Benim çocuğum doğdu, solunum sıkıntısı yoktu, beyin ultrasonları temizdi. 2,5 ay boyunca bu şekilde hiçbir sıkıntısı yok, stabil bir durumdaydı. 2,5 ay sonra benim çocuğum darbediliyor. 5 gün sonra benim çocuğumun bacağının kırığı fark ediliyor ve gecesinde benim çocuğum havale geçiriyor. Sabahına da nöbet ilacı başlanıyor bunu niye görmezden geliyorlar anlamıyorum" dedi.
Sema Bozoklar, doğumdan sonra kızının muayenesinde hiçbir hastalık ya da engel tespit edilmediğini, düşük kiloda doğduğu için kuvöze alındığını ifade ederek, "Madem benim çocuğum doğuştan epilepsiydi, madem benim çocuğum doğuştan engelliydi, bunu bana neden söylemediler ya da neden nörolojik bir takip içerisinde almadılar benim çocuğumu? Ultrason (USG) çekiyorlar, beynin USG'leri temiz. Bunu siz nasıl belirtirsiniz? Darp gördükten 1 ay sonrasında USG'lerinde bozulma oluyor. 5 gün boyunca benim çocuğumun bacağı kırık şekilde kalıyor, gecesinde benim çocuğum havale geçiriyor. Havaleden sonraki gün benim çocuğumun epilepsi ilacına başlanıyor. Madem benim çocuğumda doğuştan itibaren epilepsisi vardı, neden bu epilepsi ilacı doğuştan itibaren başlamadı? Bunu soruyorum ben Adli Tıp Kurumu'na" diye konuştu.
Anne Bozoklar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hemşirenin darbından sonra benim çocuğumun bacağı kırılıyor, 5 gün boyunca benim çocuğum kırık bacakla öylece duruyor ve şu an benim çocuğumun bacağı kısa ve içe dönük. Bunda da yine hemşireyi kusursuz buluyorlar, yine illiyet bağı kurma yok. Benim çocuğum doğduğu andan itibaren hiçbir şekilde engelliliğe dair ya da epilepsiye dair bir bulgusu yok. Her şeyi normal, stabil. Sadece beslenmesinden kaynaklı kusmaları oluyor, bana doktorların belirttiği de bu şekilde. Şimdi sonuca bakıyoruz, hemşireyi yine kusursuz buluyorlar. Benim çocuğumun neden epilepsisi başladı o zaman? Neden engelli kaldı benim çocuğum? Benim çocuğumun bacağının kısalığı ve içe dönüklüğü doğuştan bir şey olsaydı bu ortaya çıkmaz mıydı? 2,5 ay boyunca bu fark edilmez miydi? Elimizde görüntülerimiz var, videolarımız var, hepsinde de sıkıntısız çocuk yani. Adli Tıp Kurumu'na da teşekkür ediyorum. En azından beni ve eşimi kusurlu çıkarmamış ne diyelim yani?"



