Sosyal medya fenomenlerinin altın çağı kapanıyor. Milyonlarca takipçisi olan ancak göz önünde olmak dışında somut bir içerik veya uzmanlık sunmayan kişilerin fenomenlik dönemi, adli süreçlerle sona eriyor. Son dönemde kara para aklama, vergi kaçırma, dolandırıcılık, yasa dışı bahis, fuhuş, müstehcenlik ve uyuşturucu gibi ağır suçlamalarla tutuklanan fenomenler, bu akımın ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini gözler önüne serdi.
Fenomenlik Olgusu ve Toplumsal Tehdit
Sosyal medya fenomenlerinin revaçta olmasına oldum olası bir anlam veremedim. Çünkü benim için bir sosyal medya fenomeniyle daha ehliyet almadan trafiğe çıkan birisi arasında hiçbir fark yok. Bir gün katıldığım televizyon programında, "Sosyal medya fenomenleri reklam içerikli paylaşımlarından neden vergi vermiyorlar? Madem kendilerini yeni dönemin meslek icracıları olarak tanımlıyorlar o zaman vergi vermeliler" dediğimde, yayın sonrasında telefonla arayanlar epey tepki göstermişti. Kurdukları cümlelerin hiçbiri mantıklı değildi ama aralarında en tuhafı şüphesiz "Ekmeğimizle oynuyorsun" iddiasıydı. Vergi vermeleri gerektiğini savunduğum için ekmekleriyle oynadığımı düşünen bir zihniyetin kurduğu cümleleri ciddiye alacak değildim. Oynasam oynasam, vergi kaçırmak suretiyle haksız kazançla büyüttükleri pastalarıyla oynamışımdır! Neyse ki bu haksızlık vergiye tabi tutulmalarıyla giderildi.
Fenomenlere mesafeli duruşum kıskançlık olarak yorumlandı, hiç kulak asmadım. Çünkü benimki kıskançlık değil, toplumsal hayatımızda potansiyel tehlike oluşturmaya uygun zemin hazırlamalarından duyduğum rahatsızlıktı.
Takipçi Sayıları ve Organiklik Muamması
Dijital dünyanın hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte hayatımıza giren bu kavram, başlangıçta masum birer eğlence alanı gibi görünse de zamanla toplumsal dokuyu derinden sarsan bir yapıya büründü. Uzmanlık, liyakat veya gerçek bir üretim süreci olmaksızın sadece popülerlik üzerinden var olan bu akım, birey ve toplum psikolojisi üzerinde ciddi tahribatlar yarattı.
Bilip bilmeden toplumun başına kanaat önderi kesilmeleri, sahte yaşamlarını henüz hayata bile atılmamış gençlere birer ideal olarak aşılama çabaları elbette ürkütücü sonuçlar doğuracaktı; nitekim doğurdu da. Üstelik az biraz takipçisi olan herkesin kendini fenomen ilan etmesi ayrı bir dertti. O takipçilerin kaçının organik olduğu ise hep büyük bir muamma olarak kaldı.
Kolay Kazanç Algısı ve Toplumsal Psikoloji
Bu sistemin yarattığı en büyük tehlikelerden biri, liyakatsizliği ve emeksiz kazancı meşrulaştırması oldu. Fenomenlerin büyük bir kısmı, üretime hiçbir katkısı olmadan hak etmedikleri lüks hayatlarını sergileyerek milyonlarca takipçiye ulaştı. Emeğin kutsallığının, göz önünde olmakla ikame edilebileceğini savunan bir zihniyetti. Bu durum, henüz hayatın başında olan genç kuşaklarda tehlikeli bir algı oluşturdu: "Çalışmaya, üretmeye gerek yok; kısa yoldan köşe dönülebilir."
Elbette mesleğinin gereğini dijital dünyanın diline çevirerek üretimini sosyal medyada paylaşan kişileri ayrı tutuyorum. Sözünü ettiğim kişiler; filtrelenmiş fotoğraflar, kiralanmış lüks araçlar ve evlerde oluşturulan zenginlik mizansenleriyle takipçilerinde derin bir yetersizlik psikolojisi yaratan kişiler. Kendi hayatlarını bu kusursuz illüzyonla kıyaslayan genç bireylerde kronik mutsuzluk ve özgüven eksikliği tırmandı. Hiçbir uzmanlık alanı olmayan kişilerin her konuda ahkâm kesmesi ise toplumsal psikolojiyi ve entelektüel birikimi tehdit etti.
Son Dönemdeki Gözaltı ve Tutuklamalar
Buraya kadar dili geçmiş zaman kullandım; çünkü son dönemde sosyal medya fenomenlerinin adı eskisi kadar sık duyulmaz oldu. Takipçiler artık kusursuz, seri üretim ve yapmacık lüks yaşam imajlarından ziyadesiyle sıkıldı. Bunun nedeni, bu dünyanın yarattığı o parlak balonun patlaması ve sektörün geçirdiği büyük evrimdir. Hak etmeden kazanılan popülaritenin, emeğin ve dürüstlüğün önüne geçemeyeceği bir döneme girdiğimizi düşünüyorum.
Ayrıca özellikle son bir yılda kara para aklama, vergi kaçırma, dolandırıcılık, yasa dışı bahis, fuhuş, müstehcenlik ve uyuşturucu gibi ağır suçlamalarla tutuklanan fenomenler, bu akımın ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğinin en bariz göstergesiydi. Gün geçmiyor ki bir sosyal medya fenomeni hakkında adli süreç başlatılmasın. Bunun son örneği, sosyal medya platformlarında yaptığı müstehcen paylaşımlar nedeniyle kamuoyunun tepkisini çeken 'Alyanure' rumuzlu H.D. hakkında adli süreç başlatılması oldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında harekete geçen güvenlik güçleri, şüpheliyi düzenlenen operasyonla gözaltına aldı.
Bir diğer sosyal medya fenomeni Fatma Soydaş ise geçtiğimiz günlerde "Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak" suçundan tutuklanmıştı. Bu gelişmeler, sosyal medya fenomenliğinin artık yasalarla çerçevelendiğini ve toplumsal ahlaka aykırı davranışların cezasız kalmayacağını gösteriyor.



