Ağrı'nın Bezirhane köyünde 8 yıl önce kaybolan ve 18 gün sonra dere yatağında cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölümüne ilişkin davada yargılama süreci devam ediyor. Yargıtay'ın bozma kararının ardından yeniden görülmeye başlanan davanın son duruşmasında mahkeme heyeti, dosyadaki bazı hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla anne Şükran Aydemir ve sanıkların yeniden dinlenmesine karar vermişti. Bu çerçevede davanın yeni duruşması Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Duruşmada avukat talebinde bulunuldu
Son celseye avukatsız katılan Leyla Aydemir'in ailesi, bugün duruşmaya da yine avukatsız geldi. Anne Şükran Aydemir avukat talebinde bulundu. Duruşmada sanıklar A.A, Y.A, H.D, B.D, Y.A, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEBGİS) ile M.A ve M.A.A hazır bulundu.
Anne: 'Kim yaptıysa ellerimle hesap sorarım'
Bugün duruşmada mahkeme başkanının sorularını cevaplayan anne Şükran Aydemir, şunları söyledi:
'Katil kimse, ondan şikayetçiyim. Kimsenin günahını almak istemiyorum. Olayı gözümle görmedim. 'Yusuf yaptı' diyemem. Bu acıyı bana kim yaşattıysa, iki dünyada da ondan şikayetçiyim. Kızımın öldürülmesinin üzerinden 8 yıl geçiyor. Evlat acısını zaman iyileştirmiyor. Ülke değiştireyim, ev değiştireyim ama acım benimle birlikte geliyor. Olaya ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Acımı hâlâ ilk günkü gibi yaşıyorum. Ben böyle bir katliam görmedim. Kızımın kaçırılması için herhangi bir sebep de bilmiyorum. Beni en çok yakan da budur. Önce Allah'a, sonra devlete güveniyorum. Avukatımı azlettiğim doğrudur. İşini iyi yapıyordu. Ancak öyle gerekli gördük. Erdoğan Tunç'u azlettim. Bununla birlikte davada beni temsil edecek bir avukat talep ediyorum. Herkes farklı şeyler söylüyor, ancak kimsenin günahını almak istemiyorum. Kimin yaptığını bilsem, emin olun kendi ellerimle hesap sorarım. Beyanlarımı değiştirdiğim dönemde herhangi bir baskıya maruz kalmadım. Aile içerisinde de herhangi bir husumet yoktu. Soruşturma aşamasında 'Y.A ile aramızda husumet vardır' dediğimi hatırlamıyorum. O an acıyla bu şekilde bir beyanda bulunmuş olabilirim. Bildiğim kadarıyla eşim N.A ile Y.A arasında miras anlaşmazlığı veya husumet yoktu. B.D ve Y.A tartışırken eşim kavga büyümesin diye Y.A'ya vurmuştu. Bundan dolayı bir husumet oluşmadı.'
Sanıklardan M.A: 'Suçlamaları kabul etmiyorum'
Sanıklardan M.A ise şu ifadeleri kullandı:
'Olayın ilk gününden bugüne kadar doğru dürüst bir araştırma yapıldığına inanmıyorum. Bu süreçte biz mağdur edildik. Ailemize yönelik ortaya atılan iftiralar nedeniyle büyük zarar gördük. Zamanla olay, somut deliller yerine baskılar ve söylentiler üzerinden birilerini yargılama noktasına geldi. Bizim canımız yandı, evladımızı kaybettik. Buna rağmen yıllardır suçlamalarla karşı karşıya kaldık. Bu dava, dedikodular ve asılsız iddialar nedeniyle bugünlere kadar geldi. Haklı olduğumuzu daha ne kadar anlatmak zorunda kalacağız bilmiyorum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum.'
Duruşma, tutuklu sanık avukatlarının süre talebi üzerine mahkeme heyeti tarafından 26 Haziran 2026 tarihine ertelendi.



