Çocuklar Dijital 'Tavşan Deliği' Tehlikesiyle Karşı Karşıya
Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ayla Kerimoğlu, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nda yaptığı sunumda, çocukları suça iten dijital riskleri 'tavşan deliği' olarak tanımladı. Kerimoğlu, ailelere yönelik uyarısında, "Çocuğunuzu tavşan deliği denilen internetin algoritmaları içerisinde kaybetmeyin" ifadelerini kullandı.
Yoksulluk ve Teknoloji Özentisi Suça Yönlendiriyor
Kerimoğlu, yoksulluğun çocukları suça sürüklemekteki kritik rolüne dikkat çekti. Özellikle teknolojik ürünlere duyulan özlemin suça teşvik edici bir faktör olduğunu belirterek, "Çocuklar bir iPhone telefona özense, bunu çalışarak on yılda alamayacağını düşünüyor. En kolay yol, bunu başka bir şekilde temin etmek oluyor ve bu süreç böyle başlıyor" dedi.
Dijital Riskler ve Ailelerin Yanılgısı
Sosyolojide 'tavşan deliği' olarak adlandırılan dijital risk alanının, çocukların internet algoritmaları içinde kaybolmasına neden olduğunu vurgulayan Kerimoğlu, bu durumun ciddi tehlikeler barındırdığını ifade etti. "Burada pornografi, uyuşturucu çete mensuplarıyla çocuklar ilişki kurabiliyor. Biz 'Yandaki odada çocuğumuz güvende' diye düşünürken, çocuk suç ve suçlularla irtibat halinde olabiliyor" şeklinde konuştu.
Önleyici Tedbirler ve Milli Güvenlik
Kerimoğlu, internetle ilgili önleyici tedbirlerin acilen alınması gerektiğini belirtti. Yaş doğrulama ve içerik regülasyonunun artık milli güvenlik meselesi haline geldiğini söyleyerek, bu konuda daha sıkı politikalar uygulanması çağrısında bulundu.
Diversiyon ve Çocuk Adalet Sistemi
Çocukların yargılama sisteminin dışına çıkarılması anlamına gelen diversiyon yönteminin önemine değinen Kerimoğlu, bu yöntemin çocuk adalet sisteminin merkezinde olması gerektiğini vurguladı. Hafif ve ilk kez suç işleyen çocuklar için, kalıcı suçlu kimliği oluşmadan rehabilitasyon sağlanmasının kritik olduğunu ifade etti.
Sosyal İnceleme Raporları ve Vaka Takip Eksikliği
Kerimoğlu, mahkemelerde kullanılan sosyal inceleme raporlarının (SİR) mekanikleştiğini ve bu durumun çocukların hakları ve korunmasında zafiyet yarattığını dile getirdi. Ayrıca, gelişmiş ülkelerde yaygın olan vaka takip modelinin Türkiye'de eksik olduğuna dikkat çekti. Bu modelin, çocuğun kollukla ilk temasından infazın sonuna kadar takibini sağlayarak, tekrarlayan travmaları önlediğini ve çocuğa özel bireyselleşmiş çözümler sunabildiğini söyledi.