Depremin Yarasını Saran Bir Emanet: Askerin Montu 3 Yıldır Özenle Saklanıyor
Kahramanmaraş merkezli depremlerin en ağır yıkıma yol açtığı Hatay'da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Bu asrın felaketinde, Antakya ilçesi Cebrail Mahallesi'nde yaşayan 19 yaşındaki Beliz Aydın'ın hayatı da derinden sarsıldı. Enkaz altından çıkarılan annesi Betül Günyaşar hastanede hayatını kaybederken, ağabeyi Abdurrahman Aydın iki bacağı ampute edilerek hayatta kalmayı başardı.
Bir Askerin Şefkati: Üşümesin Diye Verilen Mont
Depremin 13. saatinde, enkazın altından annesini ve ağabeyini kurtaran bir asker, Beliz'in üşümemesi için kendi montunu ona emanet olarak verdi. Bu anlamlı jest, Beliz için sadece bir giysi değil, o karanlık günde yaşanan insanlığın ve dayanışmanın somut bir hatırası haline geldi. Beliz, o günden bu yana, tam 3 yıldır bu montu özenle saklıyor. Amacı ise oldukça net: emaneti, kendisine bu değerli anıyı bırakan askere geri verebilmek.
Beliz'in Duygusal İtirafı: "Giydiğimde O Anlara Geri Gidiyorum"
Beliz Aydın, yaşadığı bu dokunaklı deneyimi şu sözlerle anlatıyor: "Bu mont, abim ve annemi enkaz altından çıkartan askerin montuydu. Mont, depremin ilk gününden itibaren bende duruyor. Montu her giydiğimde o günleri hatırlıyorum. O günden bugüne kadar saklıyorum ama giymeye çok cesaret edemiyorum. Giydiğimde o anlara geri gidiyorum ve kötü hissettim. Montu bana veren askeri tekrardan görmek isterim, emanetini vermek isterdim. O gün annemi ve ağabeyimi enkaz altından çıkaran asker, çok üşüyorum diye montunu bana vermişti. Annem vefat etti ama abimi kurtarabildik." Bu sözler, depremin travmatik etkilerinin yanı sıra, küçük bir iyilik hareketinin nasıl derin bir iz bıraktığını gözler önüne seriyor.
Teyzesinin Anlatımı: Emaneti Teslim Etmek İçin Hastanede Bekleyiş
Beliz'in yakın aile dostu ve teyzesi gibi gördüğü Çilem Artan, olayın diğer yönünü paylaşıyor. Artan, Beliz'in annesini kaybettikten ve ağabeyinin kurtarıldığı hastanede, askerin emanet ettiği montu geri vermek için saatlerce beklediğini ifade ediyor. "6 Şubat sabahı bir rütbeli komutanımız, Beliz üşümesin diye kızımıza parkasını veriyor ve sonra senden geri alacağım diyor. Beliz, o acılar içinde emaneti geri teslim etmek için bekliyor ama asker geri gelmiyor. O kadar çok gelmesini ister ki komutanına emanetini teslim edip teşekkür etmek ister." Bu bekleyiş, Beliz'in sorumluluk bilinci ve minnettarlığının ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
Hayata Tutunma Mücadelesi ve Gelecek Umutları
Çilem Artan, Beliz'in yaşadığı zorluklara rağmen hayata sıkı sıkıya tutunduğunu vurguluyor. "Beliz; çok akıllı, güçlü ve iradeli bir kız. Gaziantep'te üniversite okuyor. Okula başladı ve bu bizim için gurur verici bir durumdu. Annesi de bunu istiyordu. İnşallah bundan sonraki hayatında da yanında olacağız. Bir hedefi var ve biz o günleri göreceğiz." Bu ifadeler, depremin yarattığı yıkıma karşı, insan ruhunun nasıl direnç gösterdiğinin ve umutla ileriye bakabildiğinin bir kanıtı niteliğinde.
Beliz Aydın'ın hikayesi, depremin fiziksel yıkımının ötesinde, insanlar arasında doğan bağları ve küçük jestlerin nasıl büyük anlamlar taşıyabileceğini hatırlatıyor. Askerin montu, sadece bir giysi değil, bir minnettarlık sembolü ve yaşama tutunmanın simgesi olarak Beliz'in hayatında önemli bir yer ediniyor.