
İnşaat sektöründe öyle bir olay yaşandı ki, duyanlar inanamadı. İstanbul'da faaliyet gösteren bir müteahhit firma, adeta 'itirafçı' kesildi. Yaptığı binanın deprem yönetmeliğine uygun olmadığını, gidip kendi ihbar etti. Sonrasında da, henüz tamamlanmamış yapıyı bir güzel yıktırdı. Peki, bu bir erdem örneği mi? Kesinlikle hayır!
Yapı Denetim Kuruluşları Birliği (YDKB), duruma öyle sinir oldu ki, basın açıklamasıyla adeta isyan etti. YDKB Başkanı İbrahim Yumak'ın ağzından dökülenler, sektördeki çarpıklığı gözler önüne seriyor: "Bu bir övünç kaynağı değil, tam aksine büyük bir utançtır" diyor ve ekliyor, "Denetim mekanizmasının iflas ettiğinin resmidir bu!"
Peki, Neden Oldu Bu 'Acayip' Durum?
Aslında her şey, müteahhidin 'kaçak' yollara başvurmasıyla başladı. Yapı Denetim Kuruluşu, projede ciddi uygunsuzluklar tespit etmiş ve durumu ilgili belediyeye bildirmişti. Ama olan olmuştu bir kere. Müteahhit, denetim kuruluşunun uyarılarını hiçe sayıp, inşaata devam etmişti. Ta ki, belediye denetim ekipleri sahaya gelene kadar.
İşte o an, müteahhit için 'plan B' devreye girdi. Müthiş bir kurnazlıkla, gidip kendini şikayet etti. Amacı belli: Cezaları hafifletmek ve belki de 'itirafçı' indiriminden yararlanmak. YDKB'ye göre bu durum, sistemi istismar etmekten başka bir şey değil.
YDKB'den Sert Çıkış: "Kabul Edilemez!"
Birlik, yaptığı yazılı açıklamada hiçbir şeyi gizlemiyor. Olayı, "yapı denetim sisteminin içler acısı halini gösteren bir manzara" olarak nitelendiriyor. Denetim kuruluşlarının tüm uyarılarına rağmen inşaatın devam etmesi ve sonrasında yaşananlar, aslında çok daha büyük bir soruna işaret ediyor: Denetim mekanizmasının işlememesi.
Peki ya belediyeler? Onların bu süreçteki rolü ne? YDKB, belediyelere de çok sert çıkıyor. "Denetim kuruluşlarının uyarılarını dikkate almalı ve derhal müdahale etmeliler" diyor. Aksi takdirde, İstanbul gibi deprem riski yüksek bir şehirde, bu tür olayların önünün alınamayacağı uyarısında bulunuyor.
Sonuç olarak, ortada trajikomik bir tablo var. Bir yanda kuralları hiçe sayan müteahhitler, diğer yanda etkisiz kalan denetim mekanizmaları. YDKB'nin de dediği gibi, bu hikaye bir kahramanlık öyküsü değil. Tam tersine, hepimizin can güvenliğini tehdit eden bir sistem çöküşünün acı bir hikayesi. Depremi unutmaya yüz tuttuğumuz şu günlerde, hepimize bir uyarı aslında. Unutmayalım, deprem öldürmez, bina öldürür.