FETÖ'nün İsrail Yapılanması: Şer Kardeşlerin Derin Bağlantıları
15 Temmuz darbe girişiminin ardından ortaya çıkan bilgi ve belgeler, FETÖ'nün yalnızca Türkiye içinde değil, uluslararası düzeyde de güçlü bağlantılar kurduğunu gösterdi. Örgütün Orta Doğu'daki çıbanbaşı İsrail'deki yapılanmasına ilişkin tanıklıklar, iddianameler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar, FETÖ'nün bu ülkede sıra dışı imkanlara sahip olduğunu ortaya koyuyor. Örgütün sözde İsrail imamı Harun Tokak'ın faaliyetleri, Kimse Yok Mu Derneği üzerinden yürütülen yapılanma ve darbe sonrası İsrail'den gelen destek açıklamaları dikkat çekiyor.
FETÖ, yıllar boyunca eğitim, yardım ve diyalog faaliyetleri görüntüsü altında dünyanın birçok ülkesinde örgütlenirken, en dikkat çekici yapılanmalarından birini İsrail'de kurdu. Türkiye'ye karşı yürütülen operasyonlarda uluslararası destek ağlarını etkin şekilde kullanan örgütün, İsrail'de elde ettiği ayrıcalıklar ve kurduğu ilişkiler, 15 Temmuz sonrasında hazırlanan iddianameler ve tanık ifadeleriyle daha görünür hale geldi. Örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in İsrail'e yönelik söylemleri ve Mavi Marmara sürecindeki tavrı, FETÖ ile İsrail arasında kurulan ilişkinin ideolojik ve siyasi boyutuna işaret ederken, örgütün ülkedeki faaliyetlerine sağlanan kolaylıklar da dikkat çekti. Özellikle Kudüs'te örgüte tahsis edilen bina ve burada yürütülen çalışmalar, FETÖ'nün İsrail'deki hareket alanının boyutlarını ortaya koydu.
İsrail'de FETÖ'ye Açılan Alan
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve örgütün sözde "Karşıyaka Eyaleti" yapılanmasını konu alan iddianamede yer alan gizli tanık ifadeleri, FETÖ'nün İsrail'de sahip olduğu imkânlara ilişkin çarpıcı bilgiler içeriyor. "Yeğen" kod adlı gizli tanık, 2015 yılında düzenlenen İsrail gezisinde Kudüs'te örgüte ait bir binaya götürüldüklerini anlatarak, binanın girişinde kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'nin flamasının bulunduğunu belirtti. Bu ifade, örgütün İsrail'deki yapılanmasının ne kadar organize olduğunu gösteriyor.
Harun Tokak ve İsrail Yapılanması
FETÖ'nün İsrail yapılanmasının merkezinde ise örgütün sözde "İsrail imamı" Harun Tokak bulunuyordu. Uzun yıllar Fetullah Gülen'in en yakın isimleri arasında yer alan Tokak, örgütün hem yurt içindeki hem de uluslararası faaliyetlerinde kritik roller üstlendi. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın başkanlığını yürüten Tokak, FETÖ'nün "dinler arası diyalog" faaliyetlerinin de öne çıkan isimlerinden biri oldu. Gülen'in farklı din temsilcileriyle gerçekleştirdiği temaslarda aktif rol alan Tokak, zamanla örgütün dış ülkeler koordinasyonunda görev aldı ve ardından İsrail yapılanmasının başına getirildi. Darbe girişiminin ardından hazırlanan FETÖ çatı iddianamesinde Tokak'ın, örgütün üst yönetim organlarından biri olan "İstişare Heyeti" içerisinde yer aldığı ve örgütün uluslararası faaliyetlerini yöneten isimlerden biri olduğu kaydedildi.
Darbe Sonrası İsrail'den Gelen Destek
15 Temmuz darbe girişiminin ardından İsrail kamuoyunda yapılan bazı değerlendirmeler de dikkat çekti. İsrailli yazar ve haham Alon Goshen-Gottstein, darbe girişiminden kısa süre sonra kaleme aldığı yazıda Fetullah Gülen'i savundu ve onun İsrail'in varlığına yönelik "ilkeli bir tutum" sergilediğini öne sürdü. Gottstein, özellikle Mavi Marmara sürecinde Gülen'in İsrail lehine yaptığı açıklamaların, dönemin Türkiye-İsrail ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu savundu. Yazısında Gülen'in etkisinin kaybolmasının İsrail açısından kayıp olacağını ifade eden Gottstein'in değerlendirmeleri, FETÖ'nün İsrail'deki çevrelerle kurduğu ilişkilerin boyutuna dair dikkat çekici örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.
Akın Öztürk Detayı
15 Temmuz'un kilit isimlerinden biri olarak yargılanan darbeci general Akın Öztürk'ün geçmişte İsrail'de görev yapmış olması da dikkat çeken başlıklardan biri oldu. Öztürk, 1996-1998 yılları arasında Tel Aviv'de askeri ataşe olarak görev yaptı. Darbe girişiminin ardından İsrail basınında geniş yer bulan haberlerde, darbenin planlayıcılarından biri olarak gösterilen Öztürk'ün İsrail'deki görev geçmişi öne çıkarıldı. İsrail medyası, Öztürk'ün görev sürecinde üst düzey İsrailli askeri ve siyasi isimlerle temaslarına ilişkin fotoğraflar yayımladı.
Türkiye Karşıtlığında Birleştiler
Son yıllarda FETÖ mensuplarının uluslararası medya organlarında Türkiye karşıtı söylemleri yoğunlaştırdığı görülüyor. Özellikle ABD'de faaliyet gösteren bazı FETÖ mensuplarının İsrail basınında kaleme aldıkları yazılar, Türkiye'yi hedef alan benzer argümanların farklı platformlarda tekrarlandığını ortaya koyuyor. Bu tablo, örgütün yalnızca Türkiye içindeki yapılanmasının değil, uluslararası kamuoyu oluşturma faaliyetlerinin de devam ettiğini gösteriyor. 15 Temmuz sonrasında önemli ölçüde darbe alan FETÖ, yurt dışındaki ağları üzerinden Türkiye karşıtı propaganda faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyor.
Gazze'de Tarafları İsrail
FETÖ'nün İsrail ile ilişkilerine yönelik tartışmalar, 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze'de yaşanan gelişmeler sırasında da yeniden gündeme geldi. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları nedeniyle dünyanın birçok ülkesinde protestolar ve boykot kampanyaları düzenlenirken, bazı FETÖ mensuplarının sergilediği tutum dikkat çekti. Örgüte yakın isimlerin sosyal medya platformlarında İsrail'in politikalarını savunan veya İsrail'e yönelik tepkileri eleştiren paylaşımlar yapması kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Firari FETÖ mensuplarından Abdullah Bozkurt'un sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda İsrail'in operasyonlarını meşrulaştıran söylemler kullandığı ve Türkiye'nin Filistin politikalarını hedef aldığı görüldü.
Boykot Kırıcılar
Yurt dışında yaşayan bazı FETÖ mensuplarının da İsrail yanlısı çevrelerle temaslarını artırdığı gözlendi. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in geçmişte "manevi oğlum" olarak nitelendirdiği eski NBA oyuncusu Enes Kanter'in ABD'de Yahudi toplumuna ait eğitim kurumlarını ziyaret etmesi ve bu ziyaretlere ilişkin paylaşımları dikkat çekti. Benzer şekilde bazı örgüt mensuplarının, İsrail'e yönelik boykot kampanyalarının hedefindeki şirketlere destek açıklamalarında bulunması kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Manevi Desteğe de Karşılar
Gazze'de yaşanan insani kriz nedeniyle Türkiye genelindeki camilerde Filistin halkı için yapılan dualar da FETÖ mensuplarının hedefi oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından organize edilen ve milyonlarca vatandaşın katıldığı dua programlarına yönelik eleştiriler, örgüte yakın çevrelerin sosyal medya hesaplarında geniş yer buldu. Özellikle dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Filistin konusunda yaptığı açıklamalar ve çağrılar üzerinden yürütülen kampanyalar, FETÖ'nün Türkiye'nin Filistin politikasına yönelik eleştirel tutumunun yeni bir yansıması olarak değerlendirildi.
Mavi Marmara'dan Gazze'ye Uzanan Çizgi
FETÖ'nün İsrail konusundaki yaklaşımının yeni olmadığı da biliniyor. Örgüt elebaşı Fetullah Gülen, 2010 yılında Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara Gemisi'ne İsrail tarafından düzenlenen ve 10 Türk vatandaşının hayatını kaybettiği saldırının ardından yaptığı açıklamalarda İsrail'i doğrudan eleştirmek yerine organizatörleri hedef almıştı. Gülen'in, yardım filosunun İsrail makamlarından izin almadan yola çıkmasını eleştiren açıklamaları uzun süre kamuoyunda tartışılmış, bu çıkış FETÖ ile İsrail arasındaki ilişkilere yönelik değerlendirmelerde önemli bir dönüm noktası olarak görülmüştü.



