Kaja Kallas: Türkiye Stratejik Öneme Sahip Bir Ortak, NATO Zirvesi Tarihi Olacak
Kallas: Türkiye Stratejik Öneme Sahip Bir Ortak

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Türkiye'yi "stratejik öneme sahip bir ortak" olarak nitelendirerek, ülkenin göç, savunma ve bölgesel istikrar alanlarında kritik bir rol oynadığını belirtti. Kallas, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Ankara Zirvesi'nin "gerçekten tarihi" olacağını vurguladı.

Kallas: Türkiye Stratejik Bir Ortak

Brüksel'de Anadolu Ajansı muhabirine konuşan Kallas, AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos ve İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner ile birlikte Türkiye'ye ziyaret düzenleyeceklerini açıkladı. Kallas, "Türkiye, stratejik öneme sahip bir ortak. Göç gibi konularda olduğu kadar savunma ve bölgesel istikrar açısından da önemli bir ülke. Orta Doğu'da yaşanan gelişmeleri düşündüğümüzde Türkiye'nin burada da önemli bir rolü var." ifadelerini kullandı.

Kallas, görüşmelerde bağlantısallık konularını da ele alacaklarını belirterek, "Orta Doğu'nun ötesine, Kafkasya'ya baktığımızda da Türkiye'nin çok önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Bu yüzden bu görüşmeleri yapmak ve birlikte neler yapabileceğimizi değerlendirmek önemli." dedi.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

NATO Ankara Zirvesi: Tarihi Bir Dönüm Noktası

7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi'ne de katılacağını belirten Kallas, "Elbette her zirve için tarihi denir ancak bu kez gerçekten öyle. Transatlantik ilişkiler, son dönemde ciddi baskı altında kaldı. Bu nedenle birlik mesajı vermek, son derece önemli. Bu, yalnızca İttifak için değil hasımlarımıza da güçlü bir mesaj olacaktır." diye konuştu.

Zirvede savunma sanayisi üretiminin artırılması, savunma ve caydırıcılığın güçlendirilmesi ve Ukrayna'ya daha fazla destek sağlanması gibi konuların ele alınacağını söyleyen Kallas, bu hedeflerin ittifakın geleceği için kritik olduğunu vurguladı.

Avrupa'nın Ortak Ordusu Yok

Kallas, "Avrupa'nın ortak bir orduya ihtiyacı var mı?" sorusuna net bir şekilde "Hayır." yanıtını verdi. Her üye devletin kendi ordusunun bulunduğunu ve bunların NATO'nun genel savunma yapısının parçası olduğunu dile getiren Kallas, "Dolayısıyla her AB üyesinin ayrıca Avrupa liderliğine bağlı ikinci bir ordu kurması mümkün değil. Bu nedenle elimizdeki araçlarla çalışmalıyız. Savunma kabiliyetlerimizi güçlendirmemiz ve savunmaya daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor ancak bunu birlikte yapmamız da önemli çünkü tehditler bölgesel, dolayısıyla verilecek yanıt da bölgesel olmalı." ifadelerini kullandı.

Avrupa başkentlerinin savunma kapasitesini NATO'yla mükerrerlik riski yaşamadan geliştirmesi gerektiğini belirten Kallas, amaçlarının herhangi bir mükerrerlik yaratmamak olduğunu, bu nedenle NATO'yla sürekli yakın temas halinde bulunduklarını söyledi.

NATO İçinde Avrupa Ayağının Güçlendirilmesi

Kallas, "Bizim için önemli olan, NATO içindeki Avrupa ayağını güçlendirmek ve böylece NATO'yu daha güçlü hale getirmek. Bunun için mevcut kabiliyet eksikliklerini belirliyoruz. Ayrıca üye ülkeleri ortak tedarik projelerine yönlendiriyoruz çünkü bazı savunma kabiliyetleri tek bir ülkenin tek başına karşılayamayacağı kadar maliyetli. Savunma harcamalarının nasıl daha verimli kullanılabileceğini de değerlendiriyoruz." dedi.

Avrupa'nın yeni kabiliyetler konusunda Ukrayna'dan da öğreneceği çok şey olduğunu ifade eden Kallas, "Bütün bunlar, Avrupa'yı NATO içinde daha güçlü hale getirmek için yaptığımız çalışmalar." diye ekledi.

Türkiye'nin NATO'daki Önemi

Türkiye'nin AB'ye aday bir ülke olduğunu hatırlatan Kallas, "Elbette üyeliğin temelini oluşturan temel hak ve özgürlükler konusunda uzun süredir devam eden sorunlar var ancak NATO açısından bakıldığında Türkiye, İttifak'ın ikinci büyük ordusuna sahip ve çok güçlü bir savunma sanayisi bulunuyor. Bu nedenle NATO içinde son derece önemli bir konuma sahip. Avrupa güvenliğinin genel çerçevesine baktığımızda ve özellikle bölgesel istikrarı değerlendirdiğimizde, örneğin Kafkasya'daki istikrar açısından Türkiye ile diyalog yürütmemiz gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

AB ile Türkiye'nin Kıbrıs meselesini de ele alması gerektiğini dile getiren Kallas, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in taraflar arasındaki arabuluculuk ve müzakere çabalarını desteklediklerini vurguladı. Kıbrıs meselesinde barışçıl çözüme ulaşılmasının birçok sorunun önünü açacağını düşündüğünü belirtti.

İsrail'in Adımları Kınanıyor

İsrail'in Orta Doğu'daki uluslararası hukuk ihlalleri konusunda Kallas, "Bu, Avrupa dışişleri bakanlarının katıldığı her Dış İlişkiler Konseyi toplantısında ele aldığımız zor bir konu. İsrail'in attığı adımlar, Avrupa'da geniş ölçüde kınanıyor. Özellikle şiddet yanlısı yerleşimcilerin eylemleri ve yerleşim faaliyetleri, iki devletli çözümü fiilen imkansız hale getiriyor." uyarısında bulundu.

Kallas, Avrupa'nın hem iki devletli çözümün hem de Filistinlilerin "en güçlü destekçisi" olduğunu belirtti. İsrail'le yaptıkları görüşmelerde "zor başlıkları" sürekli gündeme getirdiklerini anlatan Kallas, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın kendisiyle ilişkileri kesme kararıyla ilgili, "Diyalog, bu meseleleri dile getirmenin ve sesimizi duyurmanın tek yolu." dedi.

Kallas, "Ama taraflardan biri sizinle diyalog kurmak istemezse bunu nasıl yapabilirsiniz?" sorusu üzerine, "Bu, gerçekten zor bir soru. Şu anda Bakan Saar, benimle görüşmeyeceğini söyledi ancak bence eleştiriyle karşı karşıya kaldığınızda verilecek doğru tepki bu değil." ifadelerini kullandı.