Montrö Boğazlar Sözleşmesi: 90 Yıldır Karadeniz'in Güvenlik Kalkanı
Montrö Sözleşmesi 90 Yıldır Karadeniz'in Güvenlik Kalkanı

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin Tarihsel Önemi

20 Temmuz 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini tescil ederken, aradan geçen 90 yılda Karadeniz'in barış ve istikrarını koruyan küresel bir kalkan işlevi gördü. Türkiye'ye kazandırdığı stratejik yetkilerle bölgesel bir denge unsuru haline gelen sözleşme, günümüzde de değişen jeopolitik dengeler içinde vazgeçilmez bir hukuki zemin sunmaya devam ediyor.

Dünya ticareti ve küresel enerji güvenliği, deniz ulaşımının stratejik noktaları olan boğazlar ve kanallar üzerinden şekilleniyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilimler enerji arz güvenliğinin kırılganlığını gösterirken, İstanbul ve Çanakkale Boğazları bu küresel denklemin eşsiz bir unsuru olarak öne çıkıyor.

Sözleşmenin İmzalanması ve Türkiye'ye Kazandırdıkları

I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Lozan Antlaşması, Boğazlar üzerindeki Türk egemenliğini kısıtlıyordu. Uluslararası bir komisyonun denetimi ve Boğazlar'ın askerden arındırılmış olması, özellikle 1930'larda yükselen savaş tehdidi karşısında Türkiye'nin güvenliğini riskli hale getiriyordu. Türkiye, değişen jeopolitik konjonktürü gerekçe göstererek 1936'da Boğazlar rejiminin yeniden görüşülmesi için çağrıda bulundu. İsviçre'nin Montrö kentinde bir araya gelen taraflar, 20 Temmuz 1936'da sözleşmeyi imzaladı. İmzacı ülkeler arasında Türkiye, Büyük Britanya, Fransa, Sovyetler Birliği, Japonya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Yugoslavya yer aldı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye'nin diplomatik zaferleri arasında sayılıyor. Lozan'da kurulan Uluslararası Boğazlar Komisyonu tasfiye edilerek Türkiye'nin egemenliği sözleşmenin 1. maddesiyle tescillendi. Türkiye'ye Boğazlar bölgesinde asker bulundurma ve savunma sistemleri kurma hakkı tanındı. Barış zamanında savaş gemileri için tonaj, tür ve süre sınırlamaları getirildi. Türkiye savaşta değilse savaş gemilerinin geçişini yasaklayabilir; savaş durumunda veya yakın savaş tehdidi varsa geçiş konusunda tam takdir yetkisi Türkiye'ye ait.

Stratejik Denge Unsuru Olarak Montrö

Sözleşme, günümüzde de geçerli hukuki yapısıyla Karadeniz'de aşırı askeri yığılmayı önlüyor. Karadeniz'e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemilerinin bölgede bulunma sürelerini ve toplam tonajlarını sınırlandırarak çatışma riskini azaltıyor. 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, sözleşmenin önemini bir kez daha ortaya koydu. Türkiye, sözleşmenin 19. maddesine dayanarak savaşan tarafların savaş gemilerine Boğazlar'ı kapattı ve çatışmanın Karadeniz'e yayılmasını engelledi. Bu, Türkiye'ye uluslararası hukuk zemininde tarafsız bir arabulucu rolü kazandırdı ve bölgedeki stratejik gücünü pekiştirdi.

Boğazlardan Geçen Gemi Trafiği

Son 5 yılda İstanbul Boğazı'ndan toplam 194.237 gemi geçti. Yıllık ortalama 38.874 gemi, günlük ortalama 106 gemi, saatlik ortalama 4.43 gemi. Çanakkale Boğazı'ndan ise toplam 220.891 gemi geçti; yıllık ortalama 44.178 gemi, günlük ortalama 121 gemi, saatlik ortalama 5.04 gemi.

Boğazların Jeolojik Özellikleri

İstanbul Boğazı, paleozoik yaşlı kayaçlar üzerinde tektonik hareketlerle oluşmuş bir fay çöküntüsüdür. Uzunluğu 17 deniz mili (yaklaşık 31 km), en dar yeri Rumeli Hisarı-Anadolu Hisarı arası 698 metre, en geniş yeri Anadolu Feneri-Rumeli Feneri arası 3704 metre, en derin yeri Bebek-Kandilli ve Arnavutköy-Vaniköy arası 110 metre.

Çanakkale Boğazı da tektonik kökenli bir çöküntü vadi olup, yaklaşık 12 bin yıl önce son buzul çağı sonrasında deniz seviyesinin yükselmesiyle bugünkü formunu almıştır. Uzunluğu 37 deniz mili (yaklaşık 68 km), en dar yeri Kilitbahir-Çanakkale kent merkezi arası 1.200 metre, en geniş yeri İntepe-Karanlık Liman arası 7.400-8 km, en derin yeri Kilitbahir-Çanakkale arası orta hat 104-106 metre.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Çevresel Riskler ve Tarihi Facia

Boğazlar, dünyanın en dar ve zorlu su yollarından biri olarak ciddi çevresel risk taşıyor. Petrol ve tehlikeli kimyasal taşıyan tankerlerin geçişi, İstanbul ve Çanakkale ekosistemi için sürekli denetim gerektiriyor. Montrö Sözleşmesi, Türkiye'ye boğaz trafiğini denetleme ve ulusal güvenlik standartlarını uygulama zemini sağlıyor.

İstanbul Boğazı tarihinin en büyük deniz kazası, 15 Kasım 1979'da Independenta tanker kazasıyla meydana geldi. Libya'dan 96 bin ton ham petrol yüklü Rumen bandıralı Independenta, Yunan bandıralı M/V Evriali ile çarpıştı. Kazada 43 mürettebat hayatını kaybetti, yangın 27 gün sürdü ve binlerce ton petrol denize döküldü. Bu facia, boğaz trafiği güvenlik önlemlerinin revize edilmesine yol açtı.