NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'da düzenlenecek tarihi NATO Zirvesi öncesinde Türkiye'nin ittifak açısından önemine dikkat çekerek, Türk ordusunun NATO'nun en güçlü ordularından biri olduğunu söyledi. Rutte, Brüksel'deki NATO Karargahı'nda soruları yanıtlarken, zirvede savunma sanayisi üretiminin artırılmasının en önemli başlıklardan biri olacağını belirtti.
Türkiye'nin NATO'daki Rolü
Rutte, "Türkiye, son derece önemli. İttifaktaki en güçlü ordulardan. Son derece iyi donanımlı, eğitimli. Devasa savunma sanayisi avantajına sahip." dedi. Türkiye'nin 1952'de NATO'ya katıldığını hatırlatan Rutte, ülkenin neredeyse başından beri ittifakın parçası olduğunu vurguladı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin iyi donanımlı ve eğitimli olduğunu belirten Rutte, yaklaşık 3 bin şirketten oluşan savunma sanayisi altyapısının önemli bir avantaj sağladığını ifade etti.
Ankara Zirvesi'nin Öncelikleri
Rutte, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek Ankara Zirvesi'ne ilişkin olarak, "Lahey'de sözleri verdik, Ankara Zirvesi de uygulama zirvesi olmalı" dedi. Zirvede üç temel öncelik bulunduğunu belirten Rutte, bunların savunma harcamaları, Ukrayna'ya destek ve "NATO 3.0" olarak adlandırdığı daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa inşa etmek olduğunu söyledi. Savunma sanayisi üretiminin artırılmasının bu öncelikler arasında en önemlilerinden biri olduğunu vurgulayan Rutte, zirvenin ilk gününde düzenlenecek Savunma Sanayi Forumu'nda bu konuya odaklanılacağını açıkladı.
Savunma Harcamaları ve Kapasite Artışı
Rutte, Avrupalılar ve Kanada'nın sadece 2 yıl içinde savunmaya ilave 250 milyar dolara varan kaynak ayırdığını belirterek, "1 ya da 2 yıl içinde savunma harcamalarını artırabileceğimiz üst sınıra yaklaşmış bulunmaktayız" dedi. Ancak sadece daha fazla kaynak ayırmanın yeterli olmadığını, silahlı kuvvetlerde görev yapacak personel temini ve savunma sanayisi üretim kapasitesinin artırılması gerektiğini vurguladı. "Üretim ve teslimat süreleri hala çok uzun, üretim miktarımız ise ihtiyacın gerisinde kalıyor" diyen Rutte, Türkiye'nin yaklaşık 3 bin savunma sanayisi şirketiyle bu alanda önemli bir ülke olduğunu ifade etti.
NATO 3.0 ve Transatlantik İlişkiler
Rutte, "NATO 3.0" kavramını açıklarken, bunun ABD'ye aşırı bağımlı olunan "NATO 2.0"dan farklı bir yapıyı ifade ettiğini söyledi. ABD'nin hem konvansiyonel hem de nükleer caydırıcılıkla Avrupa'daki varlığını sürdüreceğini, ancak Avrupa'nın daha fazla sorumluluk üstleneceğini belirtti. Avrupa ülkelerinin yakın gelecekte NATO'nun 3 Müşterek Kuvvet Komutanlığı'nın komutasını devralacağını ve Ukrayna'ya sağlanan mali destekte Avrupalıların öncü rol üstleneceğini ifade eden Rutte, "Bütün bunlar, külfet paylaşımının daha adil olduğu, bu sayede çok daha güçlü hale gelen bir NATO anlamına geliyor" dedi.
En Büyük Tehdit: Rusya
Rutte, kendisini en çok endişelendiren konunun Rusya olduğunu söyledi. "Ne yazık ki uzun vadede karşı karşıya olduğumuz temel tehdit Rusya" diyen Rutte, Rusya Devlet Başkanı Putin'in ayda 35 bin askerin öldürülmesini ya da ağır yaralanmasını göze aldığını belirtti. Rusya'nın Kuzey Kore, İran ve Çin'le birlikte hareket ettiğini, Çin'in askeri kapasitesini hızla artırdığını ve 2030'a kadar 1000 nükleer savaş başlığına sahip olmasının beklendiğini ifade eden Rutte, yine de uzun vadede temel tehdidin Rusya olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin Savunma Sanayisi ve İşbirlikleri
Rutte, ASELSAN'ı ziyaret ettiğini ve Türk savunma sanayisinin Avrupa ve ABD'li şirketlerle geliştirdiği ortaklıkların etkileyici olduğunu söyledi. "Türkiye'nin ABD'de yatırım yapması, ABD'li ve Avrupa'nın diğer ülkelerindeki şirketlerin de Türkiye'ye yatırım yapması güçlü bir işbirliği ortaya koyuyor" diyen Rutte, bunun caydırıcılığın temelini oluşturduğunu belirtti. Ayrıca terörizmin de NATO'nun 360 derecelik güvenlik perspektifinin önemli bir parçası olduğunu ve Türkiye'nin bu konuda sağladığı değerlendirmelerin kritik önem taşıdığını ifade etti.
AB Savunma Girişimleri ve Kapsayıcılık
Rutte, AB'nin savunma alanındaki girişimlerine ilişkin olarak, NATO olarak kapsayıcılığı vurguladıklarını belirtti. "Geçmişte olduğu gibi gelecekte de transatlantik niteliğini koruyan, California'dan Ankara'ya kadar uzanan ve aradaki tüm müttefikleri kapsayan bir ittifak inşa etmemiz gerekiyor" dedi. AB'nin savunma sanayisi kapasitesinin geliştirilmesi ve finansman gibi alanlarda katkı sağlayabileceğini, ancak AB üyesi olmayan Norveç, İzlanda, İngiltere ve Türkiye gibi müttefiklerin de bulunduğunu hatırlattı. "Hepimiz, mümkün olan en kapsayıcı yapıyı oluşturduğumuz ölçüde daha güçlü olacağımız konusunda hemfikiriz" diye ekledi.
Nükleer Caydırıcılık
Rutte, nükleer caydırıcılık konusunda mevcut yapının yeterli olduğunu belirtti. ABD ve İngiltere'nin NATO'nun Nükleer Planlama Grubu üyesi olduğunu, Fransa'nın ise bu grubun dışında olmasına rağmen nükleer kapasitesinin kolektif savunma için önemli olduğunu söyledi. Fransa'nın son dönemde bu kapasitenin kullanımına ilişkin yaklaşımını ileri taşıdığını ve ABD'yle koordinasyon içinde Avrupalı müttefiklerle daha yakın işbirliği yapmak istediğini ifade eden Rutte, "Bu durum Rusya açısından ilave bir ikilem ve stratejik caydırıcılık unsuru oluşturuyor" dedi. İngiltere, ABD ve Fransa'nın oluşturduğu ortak tablonun ihtiyaç duyulan caydırıcılığı sunduğunu vurguladı.



