İran ve ABD arasında 17 Haziran 2026'da imzalanan 14 maddelik barış süreci mutabakat zaptı, dünya kamuoyunda yakından takip ediliyor. Mutabakat, derhal yürürlüğe giren maddeler ve 60 günlük müzakere sonrası uygulanacak hükümler olmak üzere iki ana kategoriye ayrılıyor.
Derhal Yürürlüğe Giren Maddeler
Mutabakat zaptının imzalanmasıyla birlikte, taraflar Lübnan dahil tüm cephelerde derhal ve kalıcı ateşkes ilan etti. Hürmüz Boğazı'nın açılması, İran petrol ürünlerinin satışı için gerekli izinlerin alınması ve İran'ın bloke edilmiş mal varlıklarının aşamalı olarak serbest bırakılması da bu kapsamda yer alıyor.
ABD Hazine Bakanlığı, İran petrol satışları için gerekli izinleri verirken, Katar'da tutulan 12 milyar dolarlık İran mal varlığı iki aşamalı olarak serbest bırakıldı. Lübnan'da aktif savaş büyük ölçüde durduruldu.
60 Günlük Müzakere Süreci Başladı
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Galibaf liderliğindeki müzakere ekipleri, Katar ve Pakistan arabuluculuğunda İsviçre'nin Lake Lucerne kentinde bir araya gelerek 60 günlük müzakere sürecini resmen başlattı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garipabadi, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, iki tarafın teknik görüşmelerin devamı konusunda mutabık kaldığını belirtti. Bu doğrultuda "nükleer program", "yaptırımlar", "ekonomik kalkınma" ve "uygulama-gözlem" olmak üzere dört teknik ekip kuruldu.
Nükleer Program Temel İhtilaf Konusu
Asıl zorluk, 60 günlük müzakere sonrası yürürlüğe girecek maddelerde yatıyor. Bu maddeler, ABD ve İran arasındaki temel ihtilafları oluşturuyor. En kritik unsur, İran'ın uranyum zenginleştirme teknolojisi ve nükleer programı. İran'a uygulanan yaptırımların büyük kısmı, 2006'da nükleer yakıt döngüsünü tamamladığını duyurmasının ardından başlamıştı. Nükleer programda anlaşma sağlanması, diğer ihtilafların çözümünü de kolaylaştıracak.
Müzakere Sürecinin Zorlukları
1979 devriminden bu yana 47 yıldır süren gerilim, geçtiğimiz yıl yaşanan 12 gün savaşı ve 40 gün savaşlarıyla zirveye ulaştı. Ancak tarafların zafer ilan etmesine rağmen nihai hedefe ulaşılamaması, diplomasi masasına dönüşü zorunlu kıldı. Lake Lucerne görüşmesinde İran heyetinin ABD heyetiyle aynı karede yer almayı reddetmesi, sürecin ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.
Lübnan meselesi, müzakereleri olumsuz etkileyebilecek en önemli konulardan biri. Mutabakat zaptı Lübnan'da savaşın durdurulmasını ve egemenlik haklarının garanti altına alınmasını öngörürken, İsrail Lübnan'ın bazı bölgelerini fiilen işgal altında tutuyor ve geri çekilmeyeceğini vurguluyor. ABD, müzakereleri sabote etmemesi için İsrail'i kontrol altında tutmak zorunda.
Hürmüz Boğazı ve Ekonomik Boyut
Hürmüz Boğazı'ndan geçişler şu an ücretsiz sağlansa da bu durum sadece 60 günlük müzakere süreci için geçerli. Süre sonunda İran ve Körfez ülkelerinin yeni bir düzenleme oluşturması gerekiyor. İran, geçişlerden ücret alınmasını ve boğazın İran ile Umman denetiminde olmasını isterken, Umman'ın önerdiği alternatif güzergaha karşı çıkıyor ve askeri müdahale tehdidinde bulunuyor.
Sürdürülebilir Anlaşma Umudu
Tüm zorluklara rağmen, mevcut müzakerelerin sürdürülebilir bir anlaşmayla sonuçlanma ihtimali bulunuyor. Ancak 47 yıllık ihtilaf geçmişine sahip iki ülkenin bir anda dostane ilişkiler kurması beklenmemeli. İlk aşamada doğrudan ikili ilişkiler yerine mevcut engellerin kaldırılması hedefleniyor. Mutabakat zaptı, yeni girişimlerden ziyade özellikle yaptırımlar olmak üzere önceden oluşturulmuş engellerin kaldırılmasına odaklanıyor.



