ABD ile İran arasında yaşanan diplomatik ve askeri gerilim, küresel ticaretin en stratejik geçiş noktalarından biri olan Orta Doğu bölgesinde risk algısını ciddi şekilde artırıyor. İki taraf arasındaki müzakere süreçleri piyasalardaki gerginliği bir nebze düşürse de, özellikle deniz yolu ticaretine yönelik endişeler devam ediyor. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde seksenlik bölümü deniz yolu ile gerçekleştirilirken, bu trafiğin önemli bir kısmı enerji taşımacılığına dayanıyor.
Hürmüz Boğazı: Küresel Enerji Akışının Kalbi
Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan Hürmüz Boğazı, bu sistemin en hassas ve kritik noktası olarak öne çıkıyor. Günlük ortalama yirmi milyon varil petrol, bu dar ve stratejik geçitten dünya pazarlarına sevk ediliyor. Söz konusu hacim, küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde yirmisine karşılık geliyor. Bu rakamlar, boğazın ne denli hayati bir rol oynadığını açıkça ortaya koyuyor.
Petrol ve LNG Ticareti İçin Kritik Rol
Enerji ticareti açısından boğazın önemi yalnızca petrol ile sınırlı kalmıyor. U.S. Energy Information Administration (EIA) tarafından hazırlanan Dünya Petrol Transit Noktaları Raporu'na göre, küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde yirmisi Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor. Deniz yoluyla taşınan petrolün ise yaklaşık yüzde otuzu bu rotaya bağımlı durumda bulunuyor. Bu sevkiyatların yaklaşık yüzde yetmişi Asya pazarlarına yönelirken, Avrupa ve diğer bölgeler fiyatlar üzerinden dolaylı olarak etkileniyor.
Gerilimin Tırmanması ve Piyasa Etkileri
Gerilimin tırmanması halinde arzın sekteye uğraması, enerji piyasalarında yukarı yönlü baskıyı artırıyor. Özellikle, Çin ve Hindistan sanayisi için büyük önem taşıyan sevkiyatların aksaması veya maliyetlerin artması söz konusu ülkeleri tedirgin ediyor. Baltık kuru yük endeksi de son bir haftada yaşanan gerilimler nedeniyle yüzde yirmi bir civarında yükseldi. Bu durum, piyasalardaki kaygıların somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Navlun Fiyatlarında Olası Artışlar ve Risk Senaryoları
İki ülke arasındaki gerilimin artması durumunda petrol fiyatlarında yaşanacak yüzde onluk bir artış, deniz taşımacılığı ve sanayi üretim maliyetlerini yukarı çekebilir. Savaş riski algısının yükselmesiyle birlikte sigorta primleri artarken, tanker ve konteyner navlunlarında yüzde otuz ile elli arasında değişen yükselişler görülebiliyor. Güvenlik gerekçesiyle alternatif rotalara yönelme, teslimat sürelerini on ile on beş gün arasında uzatabilir.
Küresel Ticarette Maliyet Baskısı
Gerilimin kalıcı hale gelmesi, küresel ticarette maliyet baskısını artırarak ekonomik büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturabilir. Bu tablo, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için enflasyon ve dış denge açısından kırılganlığa neden oluyor. Veriler, Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji sisteminin adeta kalp atışı olduğunu net biçimde gösteriyor. Günlük yaklaşık yirmi milyon varil petrol geçişi ve LNG ticaretinin önemli bir bölümü, boğazda yaşanacak en küçük aksamanın bile fiyatlara ve tedarik zincirlerine anında yansıması anlamına geliyor.
Neden Bu Kadar Kritik?
- Küresel petrol tüketiminin yüzde yirmisi bu dar geçide bağlı durumda.
- Deniz yoluyla taşınan petrolün yüzde otuzu burada yoğunlaşıyor.
- Enerjinin yüzde yetmişi Asya pazarlarına gidiyor; bu da Asya fiyatlarının ilk etkilenen olacağı anlamına geliyor.
Olası Kriz Senaryosunda Beklenen Gelişmeler
- Navlun maliyeti yüzde otuz ile elli arasında artacak ve sigorta primleri yükselecek.
- Alternatif rotalara yönelme on beş gün gecikmeye sebep olacağından stoklar eriyecek.
- Enerjide yıllık 1,2 trilyon dolarlık hacim baskı altına girecek. Küresel ticaretin otuz ile otuz beş trilyon dolarlık kısmı dalgalanabilecek.
Sonuç olarak, ABD-İran geriliminin Hürmüz Boğazı üzerindeki potansiyel etkileri, küresel ekonomi için ciddi riskler barındırıyor. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği açısından bölgedeki istikrarın korunması büyük önem taşıyor.