Ankara'da dün düzenlenen törende, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı için bir yıllık yeni sözleşme imzalandı. Sözleşme, geçtiğimiz hafta sona eren mevcut anlaşmanın yerini alacak. İmza törenine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir katıldı. Sözleşmeyi BOTAŞ Genel Müdürü Abdulhavahit Fidan, SOMO Genel Müdürü Ali Nizar Al-Shatri ve NOC Genel Müdürü Faisal Hammadi Ramadan imzaladı.
750 bin varil kapasite SOMO ve NOC'ye tahsis edildi
Yeni anlaşma kapsamında, boru hattının günlük kapasitesinin 750 bin varillik bölümü, Irak devlet petrolünü işleten SOMO ve NOC şirketlerine ayrıldı. Bu tahsisatın, Silopi-Ceyhan Ham Petrol İletim Sistemi'nin (SCP) daha verimli kullanılmasını sağlaması bekleniyor. Anlaşmanın süresi, taraflar arasında uzun vadeli ve kapsamlı bir iş birliği modeli oluşturulana kadar petrol akışının kesilmemesi amacıyla bir yıl ile sınırlandırıldı.
İki ülke arasındaki enerji diplomasisi Temmuz ayı boyunca yoğun bir şekilde devam etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin görüşmesinden yalnızca dört gün sonra, boru hattının etkin kullanımını öngören bu anlaşmaya varılması, iki başkent arasındaki koordinasyonun gücünü gösterdi.
Bayraktar: Tarihi bir anlaşma
İmza töreninde konuşan Bakan Bayraktar, haftanın önemine vurgu yaparak şunları söyledi: "Tarihi haftayı tarihi bir anlaşma ile tamamlıyoruz. Irak Başbakanının Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyareti, iki ülke ilişkilerini ileri götürecek, yeni projelerin konuşulduğu ve bunlar için çalışmalara başlandığı bir süreci bize getirdi. Bunun yanı sıra Türkiye Petrollerinin Kerkük sahalarına ortak olması hakikaten tarihi ve önemli bir çalışmaydı."
Bayraktar, Türkiye'nin yaklaşık 50 yıldır Silopi'den Ceyhan'a inen iki hattı çalışır durumda tuttuğunu hatırlatarak, BOTAŞ'ın bu hattın işletmesinden, Ceyhan'daki depolama ve yükleme operasyonlarından sorumlu olduğunu ifade etti. Bakan, "İstiyoruz ki bir buçuk milyon varil günlük kapasitesi olan hatlarımız, bundan sonra tam kapasiteyle çalışsın. Irak'tan gelecek petrolü, belki ilerleyen dönemde Kuveyt'ten ve Körfez ülkelerinden gelecek petrolü de bu güzergâh üzerinden dünya piyasalarına, Ceyhan'a taşıyalım" dedi.
Hedef: Rafineriler için 1 milyon varil
Bakan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Irak Başbakanı Zeydi'yi kabulünde gündeme gelen Türkiye'deki rafinerilerin ihtiyaç duyacağı bir milyon varillik petrolün Irak tarafından sağlanması konusunun da önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Bayraktar, "Bu hakikaten ülkemizin petrol arz güvenliği açısından önemli. Türkiye'deki rafinerilerimiz aslında civar ülke petrollerine göre tasarlanmış on yıllar önce. Dolayısıyla Irak petrolü ve Kerkük petrolü, bu anlamda bizim rafinerilerimizin en çok kullandığı ürünler" diye konuştu.
Bayraktar, bu hafta yapılan tüm anlaşmaların iki ülke için hayırlı olmasını dileyerek, Türkiye Petrollerinin Kerkük sahalarındaki ortaklığına atıfta bulundu. Başka sahalarda da çalışmalar yapılacağını bildiren Bakan, şöyle devam etti: "Pazartesi'den sonra yeni bir sayfa açıyoruz. Bu yeni sayfada iki ülkenin başta enerji alanı petrol, doğal gaz, elektrik olmak üzere diğer alanlarını da geliştireceğiz ve 17 milyar dolarlık ticaret hacmini de çok daha yukarı bir noktaya götüreceğiz."
İki ülke enerji iş birliği güçlenerek sürüyor
Yeni sözleşme, yalnızca boru hattının işletmesi açısından değil, iki ülke arasındaki enerji iş birliğinin sürekliliği açısından da kritik bir önem taşıyor. Anlaşmanın bir yıllık olması, tarafların uzun vadeli bir çerçeve üzerinde uzlaşana kadar mevcut akışın kesintisiz sürmesini güvence altına alıyor. SOMO ve NOC'ye tahsis edilen günlük 750 bin varil kapasite, Irak'ın kuzey bölgesindeki üretiminin Ceyhan limanı üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılmasında belirleyici bir rol oynuyor.
Bakan Bayraktar'ın açıklamaları, Türkiye'nin enerji tedarik çeşitliliğini artırma ve Ceyhan'ı bölgesel bir enerji merkezi haline getirme hedefini de ortaya koyuyor. Tam kapasite işletme hedefiyle birlikte, hattın günlük 1,5 milyon varil kapasitesine ulaşması halinde yalnızca Irak'ın değil, bölgedeki diğer üreticilerin de bu güzergâhı kullanması öngörülüyor.



