İstanbul'da Hava Kirliliği Şubat Ayında Yüzde 9 Arttı
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde gerçekleştirilen kapsamlı bir çalışma, İstanbul'da hava kirliliğinin endişe verici bir şekilde arttığını ortaya koydu. Çalışmanın sonuçlarına göre, megakentte şubat ayındaki hava kirliliği oranı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 9 artış gösterdi.
Azot Dioksit Konsantrasyonunda Kayda Değer Yükseliş
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros liderliğinde yürütülen araştırmada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarından elde edilen veriler incelendi. İnceleme, havadaki azot dioksit (NO2) oranlarına odaklandı.
Buna göre, İstanbul'da şubat ayındaki azot dioksit konsantrasyonu ortalaması, 17 istasyonda metreküp başına 44,1 mikrogram olarak ölçüldü. Bu değer, Şubat 2025'teki 40,4 mikrogram ortalamasına göre belirgin bir artışa işaret ediyor.
En Kirli ve En Temiz İstasyonlar Belli Oldu
Şubat 2026'da kentte azot dioksit hava kirliliğinin en yüksek seviyede ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 73,5 mikrogram ile Beşiktaş oldu. Beşiktaş'ı sırasıyla şu istasyonlar takip etti:
- Aksaray: 62 mikrogram
- Yenibosna: 56,6 mikrogram
Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına 16,1 mikrogram ile Beylikdüzü istasyonu olarak kayıtlara geçti. Diğer bazı istasyonlardaki ölçümler şöyle:
- Arnavutköy: 26,6 mikrogram
- Avcılar: 29 mikrogram
Genel olarak, azot dioksit hava kirliliği oranı şubat ayında 7 istasyonda azalırken, 10 istasyonda artış gösterdi. En çarpıcı artışlar, yüzde 94 ile Çatladıkapı ve yüzde 77 ile Sarıyer istasyonlarında yaşandı.
"Artışın Temel Nedeni Meteorolojik Şartlar"
Prof. Dr. Hüseyin Toros, yaptığı değerlendirmede, hava kirliliğindeki bu artışın büyük ölçüde meteorolojik şartlarla ilişkili olduğunu vurguladı. Toros, "Geçtiğimiz şubat dönemiyle geçen yılın şubat dönemine baktık. Geçen yılın şubat ayına göre bu yıl şubat ayında yaklaşık yüzde 9 artış var. Aynı zamanda bu şubat ile ocak ayına da baktık. Ocak ayıyla karşılaştırdığımızda, hava kirliliği değerlerinde yüzde 11 artış olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.
Büyük şehirlerde hava kirliliğinin önemli kaynaklarından birinin içten yanmalı motorlu araçlar olduğunu belirten Toros, ancak şubat aylarında taşıt sayısı, ısınma veya sanayi faaliyetlerinde belirgin bir değişim olmadığını kaydetti. Toros, "Yüksek basınç hakim olduğu zaman kirleticiler dağılamıyor ve şehir üzerinde birikiyor. Bu da kirliliğin artmasına yol açabiliyor. Alçak basınç alanları hakim olduğunda ise daha çok rüzgar ve yağış oluyor. Rüzgar ve yağış da havanın temizlenmesine yardımcı oluyor." açıklamasını yaptı.
Sağlık ve Ekonomik Etkileri Vurgulandı
Prof. Dr. Toros, Dünya Sağlık Örgütü verilerine atıfta bulunarak, dünya nüfusunun yüzde 90'ından fazlasının kirli hava soluduğunu ve hava kirliliğinin insanlığın en önemli sorunlarından biri olduğunu dile getirdi. Bir kişinin günde ortalama 10-15 kilogram hava soluduğunun altını çizen Toros, havanın solunum sistemi başta olmak üzere kalp, damar ve beyin sağlığı üzerinde ciddi etkileri bulunduğuna dikkati çekti.
Hava kirliliğinin sağlık sorunlarının yanı sıra iş gücü kaybı ve ekonomik maliyetlere de yol açtığını kaydeden Toros, kirliliğin azaltılması için toplumun tüm kesimlerine görev düştüğünü ifade etti. Özellikle araç kullanımında trafik kurallarına uygun ve daha sakin sürüşün önemine değinen Toros, "Araçlarda en büyük kirlilik kaynaklarından biri 'dur-kalk'ların fazla olmasıdır. Mümkün mertebe yavaş durup yavaş kalkmak gerekiyor." dedi.
Şehir içindeki sanayi tesislerinin de kaynaklarını daha verimli kullanmasının önemine işaret eden Toros, fosil yakıt kullanılan alanlarda atmosfere salınan kirleticilerin azaltılması için çalışmalar yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
