Deniz Göktaş ve Oikofobinin Konforu: Kendi Toplumunu Aşağılamanın Cazibesi
Deniz Göktaş ve oikofobinin konforu

Siyaset bilimci Dr. Emre Turku, Deniz Göktaş'ın yakın zamanda yayımlanan 'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisini mercek altına alıyor. Gösteri, mizahın niteliğinden Türkiye'nin siyasal atmosferine kadar geniş bir tartışma alanı oluşturdu. Turku'ya göre mizah, sanatçının kendisini toplum içinde nereye yerleştirdiğini ve seyircisine nereden seslendiğini gösteren bir araç. 'Ölü Deniz'de dinî inançların ve kutsal değerlerin mizah konusu yapılması, meselenin yalnızca bir espriden ibaret olmadığını düşündürüyor.

Oikofobi: Kendi Evine Yabancılaşma

Turku, bu soruları Roger Scruton'ın siyasal düşünce literatürüne kazandırdığı oikofobi kavramıyla ilişkilendiriyor. Yunanca ev, hane ve yurt anlamlarına gelen 'oikos'tan türeyen oikofobi, kişinin kendi toplumuna ve kültürüne karşı geliştirdiği yabancılaşma ve düşmanlığı ifade ediyor. Scruton, kavramı özellikle Batılı entelektüellerin kendi toplumlarını sürekli aşağılamalarını açıklamak için kullanıyor. Oikofobik tutumun belirleyici özelliği, küçümsemenin tek taraflı olması: Kendi toplumunun değerlerine baskı, gericilik derken, başka toplumların benzer değerlerine kültürel çeşitlilik adına saygı duymak.

Türkiye'de Entelektüel ve Sanatçı Tipi

Turku'ya göre bu kavram, Türkiye'deki sanatçı ve entelektüel tipini anlamak için açıklayıcı. Türkiye'de belirli çevrelere dahil olmanın en kolay yollarından biri, toplumun çoğunluğuyla arasındaki kültürel mesafeyi göstermek. Neleri küçümsediği ve nelerle alay ettiği, kişinin kültürel konumunu belirliyor. 'Sanat dünyası' bu kimlik inşası için elverişli bir alan sunuyor. Sanatçı, toplumun kutsal kabul ettiği bir değerle alay ederek artık o geniş kesimlere ait olmadığını gösteriyor. 'Ölü Deniz' gibi gösterilerde kahkaha, belirli bir gruba aidiyetin ilanı haline geliyor: Seyirci, şakanın hedefi olan insanlardan kendini ayırıyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Laikliğin Oikofobik Dili

Türkiye'de oikofobik tutum en belirgin biçimde laiklik tartışmalarında görülüyor. Turku, laikliğin hukukî bir ilke olmaktan çıkarak kültürel bir üstünlük göstergesine dönüştüğünü belirtiyor. Şubat ayında 168 kişinin imzasıyla yayımlanan 'Laikliği Birlikte Savunuyoruz' bildirisi buna örnek. Okullarda gönüllülük esasına dayanan Ramazan etkinlikleriyle ilgili MEB genelgesine 'Talibanlaştırma', 'gerici bataklık', 'şeriatçı dayatma' gibi kavramlarla tepki gösterilmesi, dinî görünürlüğün başlı başına bir tehdit olarak algılandığını gösteriyor. Turku, 'Ramazan'dan Taliban çıkaran zihniyet' ifadesiyle bu yaklaşımı eleştiriyor.

Eleştiri ile Aşağılama Arasındaki Fark

Turku, eleştiri ile aşağılama arasında önemli bir fark olduğunu vurguluyor. Eleştiri anlamayı ve fikrî bir ilişki kurmayı gerektirirken, aşağılama anlamaya ihtiyaç duymaz. Türkiye'de sanatçının topluma dönük eleştirisi çoğu zaman aşağılamaya kayıyor. Toplumun geniş kesimleri modernleşememenin sorumlusu olarak görülüyor; inançları cehaletle, siyasî tercihleri bilinçsizlikle açıklanıyor. Sanatçı kendini toplumun üzerinde konuşan ayrıcalıklı biri olarak konumlandırıyor.

Oikofobinin Konforu ve Çelişki

Oikofobinin sanatçıya sağladığı konfor, küçümsemenin kolaylığından geliyor. Toplumu anlamak ve eleştirmek emek isterken, alay etmek çok daha kolay. Ancak burada bir çelişki var: Sanatçı, reddettiği eve bağımlıdır. Hikâyesini o ev olmadan kuramaz. Kendi toplumuna duyduğu rahatsızlık, zamanla sürekli tekrarlanan bir tüketim nesnesine dönüşür. Turku, sorunun sanatçıların farklı düşünmesi değil, farklılığı kanıtlamak için toplumu değersizleştirmeleri olduğunu belirtiyor. 'Sanat dünyasının' ekseriyeti bu değersizleştirmeyi kendini üstün göstermek için kullanıyor.

Sonuç olarak Turku, Deniz Göktaş'ın gösterisindeki mizahın ve laiklik bildirisindeki siyasî dilin aynı hiyerarşik üstünlük tavrının farklı görünümleri olduğunu savunuyor. Her ikisinde de toplum, anlaşılması gereken bir gerçeklikten çok aşılması gereken bir engel olarak konumlandırılıyor. Kendi toplumuna yabancılaşmayı özgürleşme, onu küçümsemeyi seçkinlik zanneden tavır, oikofobiyi üretiyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması