Emre Baloğlu, Non Sequitur Sergisi ile 'İşlev' Kavramını Sorguluyor
Emre Baloğlu Non Sequitur Sergisi ile İşlevi Sorguluyor

Emre Baloğlu'nun Non Sequitur Serisi, İşlev Kavramını Sanatla Sorguluyor

Sanatçı Emre Baloğlu, İstanbul'da Metrohan'da düzenlenen "Oda Oda" sergisi kapsamında yer alan "Non Sequitur" (Takip Etmeyen) başlıklı serisiyle, çağdaş sanat sahnesinde dikkat çekiyor. Sergi, İBB Miras ve İBB Kültür'ün desteğiyle, Sevgi Karay ve Deniz Coşkun tarafından tasarlandı ve farklı disiplinlerden sanatçıları bir araya getiriyor.

Bıçak Formu Üzerinden Derin Bir Sorgulama

Emre Baloğlu'nun 40 eserden oluşan serisi, bıçak formunu merkeze alarak, geleneksel olarak işlevsellikle ölçülen nesnelerin anlamını yeniden yorumluyor. Bir bıçağın keskinliği ve dayanıklılığı genellikle onun değerini belirlerken, Baloğlu'nun eserleri bu kriterleri bilinçli bir şekilde reddediyor.

Bu eserler, "kağıttan kaplanlar" olarak tanımlanıyor, çünkü görünüşte güçlü ve işlevsel olmalarına rağmen, aslında savunmasız ve işlevsiz halleriyle izleyiciyi şaşırtıyor. Sanatçı, bu yaklaşımıyla, performans, başarı ve fayda takıntılı modern dünyada, bazen yapmadıklarımızın da değerli olabileceğini vurguluyor.

Hata ve Özgürlük Arasındaki İnce Çizgi

Geleneksel zanaat anlayışında, işlevini yerine getirmeyen her nesne hatalı kabul edilir. Ancak Baloğlu'nun sergisinde, bu hata bilinçli bir tercihe dönüşerek özgürlük alanı yaratıyor. Eserler, en keskin veya en güçlü olma yarışından çekilerek, günlük kullanımın ötesine geçmeyi amaçlıyor.

  • Yarışmamayı ve kazanmamayı seçiyorlar.
  • Standartlara uymayarak kendi doğrularını yaratıyorlar.
  • Kimseyi takip etmeyen bir bağımsızlık sergiliyorlar.

Bu bıçaklar, yaralar açmak yerine, zihinlerde kalıcı bir iz bırakmak istiyor, böylece sanatın dönüştürücü gücünü hatırlatıyor. Sergi, 16 Şubat 2026 tarihinde açıldı ve sanatseverler tarafından yoğun ilgi görüyor.

"Oda Oda" sergisi, Emre Baloğlu'nun yanı sıra Ali Yaycıoğlu, Arzu Ertekin, Nilüfer Şatana, Özlem Başer ve Pembe Tüzüner gibi sanatçıların üretimlerini de içeriyor. Her sanatçı, ortak mekanda kendi düşünsel alanını kurarak, izleyicilere çok katmanlı bir deneyim sunuyor.