Bu hafta da birçok kitap okurla buluştu. Biyografiden öyküye, araştırmadan romana, anıdan şiire geniş bir yelpazede hazırlanan listede, edebiyat dünyasının önemli isimlerinin eserleri ve yeni yazarların ilk kitapları yer alıyor. İşte Alfa Yayınları, Can Yayınları, Everest Yayınları gibi önde gelen yayınevlerinden çıkan 10 kitap.
Dickens: Bir Edebi Dehanın İç Dünyası
Çağımızın en önemli biyografi yazarlarından Peter Ackroyd'un kaleme aldığı Dickens, dünya edebiyatının en önemli isimlerinden Charles Dickens'ı yüzeysel bir ikon olmaktan çıkarıp kanlı canlı bir insan olarak günümüze taşıyor. ALFA Yayınları tarafından yayımlanan bu biyografide Ackroyd, Dickens'ı sadece bir edebî deha olarak değil; özel hayatının çalkantıları, saplantıları, çocukluk travmaları ve büyük çelişkileriyle ele alıyor. Kitapta, dışarıdan neşeli, coşkulu ve enerjik görünen yazarın iç dünyasındaki melankoli, kaygı ve yalnızlık hissi ustalıkla inceleniyor. Ailesinin borçları yüzünden babasının Marshalsea Hapishanesine düşmesi ve Dickens'ın henüz on iki yaşındayken Warren'ın boya fabrikasında ağır şartlarda çalışmak zorunda kalması gibi olaylar, yazarın hayatı boyunca peşini bırakmayan bir terk edilmişlik ve yoksulluk korkusuna dönüşüyor. Okur kitapta, toplumsal adaletsizliğe karşı kalemini bir kılıç gibi kullanan ve çocuk emeği ile sınıf eşitsizliğine başkaldıran bir sosyal hak savunucusunun yanı sıra, zor bir eş ve ailesinin ardı arkası kesilmeyen mali yükleri altında ezilen kaygılı bir Viktorya dönemi erkeğiyle de tanışıyor.
Macide: Bir Saray Gelininin Anıları
Macide Mustafa'nın ilk kez 1927 yılında yayımlanan kitabı Macide – II. Abdülhamit'in Gelininin Anıları, öncü bir kadının mücadelesini Osmanlı saray hayatına, II. Abdülhamit ve hanedanın gündelik yaşamına dair içeriden gözlemlerle birleştiriyor. Daha 13 yaşındayken hiç istemediği bir evliliğe sürüklenen, kendinden tam 24 yaş büyük bir şehzadeyle, II. Abdülhamit'in oğlu Şehzade Abdülkadir Efendi'yle evlendirilen, çocuklarıyla birlikte sürgün hayatı yaşayan, ama her şeye rağmen yılmayı reddeden ve büyük uğraşlarla kocasından boşanmayı da, ekonomik özgürlüğünü de elde etmeyi başaran bir kadın: Macide Mustafa. Mundi Kitap'tan çıkan ve Macide Hanım'ın ilk kez 1927 yılında Macaristan'da yayımlanan anıları, öncü bir kadının mücadelesini Osmanlı saray hayatına, II. Abdülhamit ve hanedanın gündelik yaşamına dair içeriden gözlemlerle birleştiriyor.
Bir Fili Vurmak: Orwell'in Seçme Denemeleri
George Orwell'in 1920'lerin sonundan 1940'lara uzanan zaman diliminde yazdığı ve yazarı daha yakından tanımamıza yarayan denemelerinden özenle seçilmiş otuz metin… Siyaset, edebiyat, politik kültür, faşizm ve daha fazlasını içeren Bir Fili Vurmak, Can Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Kitabın çevirmeni Celâl Üster, Orwell'in sayısız yazısı içinden küçük bir seçkinin onu okurlara biraz daha yakından tanıtacağını düşündüğünü belirtip ekliyor: "Gerçi yüzlerce yazı arasından yalnızca 30, ama Orwell'in düşünsel erimini tümüyle olmasa da büyük ölçüde yansıttıklarını sanıyorum. Yazıların çoğu, dönem gereği faşizm, savaş ve demokrasi üstüne; politik kültür başlığı altında toplanabilecek makaleler. Bu yazılarda, totalitarizmin her türlüsüne karşı, demokratik sosyalizmden yana, alışılmış, yerleşik düşüncelere ayak uydurmayan, uy-gitsinci olmayan bir Orwell çıkıyor karşımıza."
Elpenor'un Maceraları ve Ölümleri
Odysseus'un maceralarını anlatırken Homeros tek bir yerde, o da öldüğü vakit, Elpenor'dan bahseder. Jean Giraudoux, mitik tarihin en büyük macerasında ilk düşen yoldaşın hikâyesini yazar. Tarihe sadece adı ve sakarlığı kalmıştır. Odysseus'un İlk Düşen Yoldaşı Elpenor'un Maceraları ve Ölümleri'nde Giraudoux, savaşın ve tarihin ölenler için, geleceği yitenler için absürdlüğünü yüzümüze vurur: Macera ölen için bitmiştir, şan ölülere uğramaz, onları geri getirmez. Tanrıların zalimce dikte ettiği kaderin karşısında gündelik yaşamın ve insan kırılganlığının yüzü olur Elpenor. Odysseus'un en sakar ve üşütük yoldaşı, Giraudoux'nun kaleminde, hususi bir yücelik kazanır. Sembolizmin doruklarında gezen bu anlatı, efsane türünü altüst eder, antikle moderni birbirine katar, Odysseia'nın soğukkanlılığı yerini alay ve komediye bırakır, mitin yaldızları dökülür.
Amirbar: Maqroll'un Karanlık Yolculuğu
Maqroll, serinin bu beşinci kitabında, terk edilmiş bir altın madeninde talihini denemek için karanlık dehlizlere iner, ancak açık denizin engin ufuklarının çağrısı onu burada yalnız bırakmayacaktır. Madende yankılanan "Amirbar" adı, Maqroll'un belleğinde silinmeyen izler bırakmıştır. Álvaro Mutis'in en etkileyici romanlarından biri olan ve Yedi Yayınları'ndan çıkan Amirbar, Maqroll'un en karanlık ve unutulmaz yolculuklarından birini anlatıyor.
Farkındalığın Anatomisi: Benlik Keşfi
İnsan, kendini sandığı kadar tanımaz. Bazen yüzümüzdeki ifade bize ait değildir; bazen içimizde konuşan ses bizim değildir; bazen de hayatı bizim adımıza başkaları şekillendirmiştir. Büşra Yıldırım'ın Himalaya Yayınevi'nden çıkan Farkındalığın Anatomisi, benliği; çocukluk anılarından toplumsal beklentilere, bastırılmış duygulardan iç sesimize kadar uzanan çok katmanlı bir alan olarak ele alıyor. Freud'un iç çatışmalarına, Rogers'ın kendini kabul eden benliğine ve Jung'un bireyleşme yolculuğuna dokunarak; okuru, kendi iç dünyasında sessiz bir keşfe çağırıyor.
Su Sinekleri: Erken Cumhuriyet Dönemi İstanbul'u
Mahmut Yesari'nin Elips Kitap'tan çıkan Su Sinekleri adlı romanı, gündelik hayatın içinden bakarak İstanbul'un kenar semtlerinde, geçim sıkıntısı, umutsuzluk ve tutunma çabasıyla şekillenen hayatları merkeze alıyor. Eser, büyük ideallerden çok küçük hayatların sessiz kırılganlıklarına odaklanıyor. Bu dünyanın içinde, farklı yaşlarda beş genç kızı bir araya getiren ortak tutku sinemadır. Sinemanın büyülü dünyasıyla kendi sıradan hayatlarını birleştiren bu genç kızlar, izledikleri filmlerdeki gibi şaşaalı, süslü ve şık bir yaşamın hayalini kurar. Dışarıdan bakıldığında tıpkı su sinekleri gibi parlak ve renkli görünen bu hayatlar, gerçekte kalıcılıktan uzaktır. Yesari'nin gerçekçi anlatımı, sade dili ve güçlü gözlem yeteneğiyle Su Sinekleri, yalnızca bir dönem romanı olmakla kalmıyor; Erken Cumhuriyet Dönemi şehir hayatında dönüşen toplumsal yapının görünmeyen yönlerini ele alan ve bu dönemi merak eden okurlar için bugün de anlamını koruyan bir eser.
Pizza: Yoksul Ekmeğinden Küresel Fenomene
Pizza yoksul halkın ve başıboş gençlerin yemeği sayıldığından uzun yıllar boyunca dışlandı... Üzerine balık ezmesinden ananasa, ıstakozdan yenebilir altına kadar sayısız malzeme konulabiliyor... ABD'de insanlar saniyede 350 dilim tüketiyor. Everest Yayınları'nın Küresel Lezzetlerin Tarihi dizisinin ikinci kitabı olarak yayımladığı Pizza, 18. yüzyılda Napoli'deki yoksulların üzerine birkaç malzeme koyup karınlarını doyurdukları bu basit yassı ekmeğin İtalya'nın ulusal gururuna dönüşme hikâyesini anlatıyor. Helstosky, sınırları aşıp tüm dünyanın en çok tükettiği fast food yiyeceklerden biri haline gelen pizzanın Amerika'da ikinci vatanını bulması, Pizza Hut ve Domino's gibi şirketlerin yükselişiyle kültürel alışverişin bir metaforu haline gelmesi gibi meseleleri keyifli bir dille takip ediyor.
Kendin Olma Cesareti: Otantik Benliğe Yolculuk
Destek Yayınları'ndan çıkan Kendin Olma Cesareti, insan ruhunun en karanlık taraflarından en aydınlık zirvelerine uzanan, zamansız bir kendini bulma rehberi... Yaralarınızla barışmaya, ıstırabı kutsal bir anlam arayışına dönüştürmeye ve kendinize koşulsuz bir kabul duymaya hazır mısınız? Kendi hayatınızın edilgen bir izleyicisi olmayı bırakın. Dışarıda aradığınız ne varsa sizdedir; çünkü hayat zaten sizsiniz. Sayfalar ilerledikçe, başkalarının ve geçmişin üzerinize giydirdiği o yabancı kimliklerden kurtulup kendiniz olma cesaretini göstereceksiniz.
Turuncu Şey: Çocuklar İçin Bir Kutup Macerası
Fransız sanatçı Maud Faverjon, yazıp resimlediği ilk kitabında küçükleri buzulların arasına götürüyor. Serinletici olduğu kadar eğlenceli bu öyküde, kutup hayvanları denizde buldukları esrarengiz bir nesnenin sırrını çözmeye çalışıyor. Sanatçı, Güneş Kitaplığı'ndan çıkan Turuncu Şey eserinde doğada bıraktığımız izlere incelikle dikkat çekiyor. Özgün desen gücüyle akademik çalışmalarını harmanladığı çok renkli bir görsel okuma şöleni sunuyor: "Küçük kutup ayısı parlak, yuvarlak ve turuncu bir şey bulur. Bu bir şapka mıdır, yoksa bambaşka bir şey mi? Herkesin kendince bir fikri vardır ama kimse onun ne olduğunu, ne işe yaradığını bilemez."



