Ekranların en çok konuşulan karakterlerinden birine, hiç konuşmadan hayat veren Esra Şengünalp ile canlandırdığı Mahinur karakterinin ağır dramatik yükünü ve rolü için hazırlık sürecini konuştuk. Sessiz ağlamanın konuşamamaktan daha zor olduğunu söyleyen Şengünalp, “Mahinur’un haykıracağı günü sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.
Atv dizisi A.B.İ.'de rol alan oyuncu Esra Şengünalp ile dizideki performansını, konuşmadan ve sessizce ağlayarak canlandırdığı 'Mahinur' karakterinin derinliklerini ve rolüne hazırlık sürecini konuştuk. Şengünalp, karakterin yalnızlığına adapte olabilmek için setin ilk günlerinde kimseyle konuşmadığını, hatta evde eşinden bile benzer bir ricada bulunduğunu içtenlikle paylaştı.
Yoğun duygusal sahneler
Oynadığınız hemen her sahnenin duygusu çok yüksek, ağlamadığınız göz yaşı dökmediğiniz sahne neredeyse yok. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna Şengünalp, “Evet, son bölümlerde gerçekten öyle oldu. Mekansal durumlardan dolayı bazen arka arkaya hep ağlama sahneleri çekiyoruz. İzlerken o sahneler aralara bağlanıyor tabii ama çekerken gerçekten çok zorlayıcı. Açıkçası 'Yeter, artık ağlamak istemiyorum!' diye isyan ettiğim anlar bile oldu. Bazen bir sonraki devam sahnesinde aslında hiç gözyaşı olmaması gerekiyor ama benim gözlerim o kadar şişmiş ve kızarmış oluyor ki... Mecburen gözü yatıştıran merhemler sürüyoruz kızarıklık geçsin, gözüm eski haline dönsün diye. Sahneyi öyle çekiyoruz, sonra hop, bir sonraki sahnede yeniden ağlıyorum” yanıtını verdi.
Ağlama yöntemleri ve hazırlık
Ağlamak için ekstra bir şey yapıp yapmadığı sorulduğunda, “Öyle destekler alanlar olabiliyor tabii. Ama o yöntem gözü çok tahriş ediyor, ben pek tercih etmiyorum. Bir de Mahinur zaten duyguları o kadar uçlarda yaşayan bir kadın ki... O yüzden genelde ekstra bir şeye gerek kalmadan gözlerim kendiliğinden doluyor diyebilirim” dedi. Role girmek için bir yöntem olup olmadığı sorusuna ise, “Mahinur için özel bir şarkı listesi hazırladım kendime. Arabeskten klasik müziğe, bana Mahinur'un iç sesini fısıldayan o kadar çok parça var ki listede... 'A.B.İ.' dizisinin müzikleri de favorilerim arasında. Bu tarz müziklerden beslenmeyi, onlarla kalmayı çok seviyorum” şeklinde konuştu.
Kendini izleyip izlemediği sorusuna, “Evet, mümkün olduğunca kaçırmadan izlemeye çalışıyorum. Çok merak ediyorum çünkü. Hem kendimi hem de diğer oyuncu arkadaşlarımla olan uyumumuzu dışarıdan bir gözle görmek kendimi geliştirmem için çok iyi oluyor” yanıtını verdi.
Sessiz ağlamanın zorluğu
Mahinur'un sahneleri iyi reyting alıyor diye biliyorum sözleri üzerine, “Evet, ben de duyuyorum bunu. Set arkadaşlarım da sağ olsunlar bazen söylüyorlar, 'Senin sahnelerin akıp gidiyor' diye. Tüm bu güzel yorumları duymak insanı inanılmaz mutlu ediyor” dedi. Konuşmadan başarıyor olmanın takdir edilesi bir durum olduğunu belirten Şengünalp, “Gerçekten ben de onun şöyle içini dökeceği, haykıracağı günü sabırsızlıkla bekliyorum! Konuşmadan oynamanın zorluğu bir yana, sessiz ağlamak da inanılmaz zormuş. Sette benim dışımdaki herkes haykırarak ağlıyor, bağırıyor, öfkesini ve duygusunu sesiyle destekleyebiliyor. Bense ağlarken bile çıt çıkarmıyorum. İnsan kendi sesinden güç alıp duygusunu katlayabiliyor normalde. Bu yüzden tüm bu süreç benim için de yepyeni ve çok özel bir deneyim alanı oldu” ifadelerini kullandı.
Daha önce bu kadar ağlayıp ağlamadığı sorusuna, “Yok, hayır! Bu da bana büyük bir tecrübe oldu işte. Hayatım boyunca ağlamadığım kadar ağladım bu dizide” yanıtını verdi. O duygudan çıkmanın zor olduğunu belirten Şengünalp, “Bir gün arka arkaya o kadar çok ağlama sahnesi çektik ki, set bitip eve dönerken yol boyunca kendime gelemediğimi hatırlıyorum. Dışarıda hava günlük güneşlik, ekip şahane ve neşeli ama o ağır duygu üstünüzden hemen kalkmıyor. Halbuki normalde hiç öyle melankolik biri değilimdir. Ama işte karakterin duygu yoğunluğu, özellikle o ağır sahnelerde insanı ister istemez etkiliyor” dedi.
Gelen yorumlar ve kriz sahneleri
Nasıl yorumlar aldığı sorulduğunda, “Çok tatlı yorumlar geliyor. Özellikle Afra'nın oynadığı Çağla karakterinin hayranlarının yorumlarına çok denk geliyorum. 'Yeter artık bu ablandan çektiğin, ben olsam huzurevine yatırırım!' yazıyorlar. Bazen ben de 'Şu Mahinur'u bir kendi haline bırakın artık' diyorum içimden. Bir de Mahinur'un kriz sahnelerinden sonra 'Benim eşim de, yakınım da aynen böyle süreçler yaşadı' diye yazıp empati kuran çok kişi oldu” şeklinde konuştu. Kriz sahneleri için destek alıp almadığı sorusuna ise, “Evet, sete başlamadan önce bu tarz psikolojik rahatsızlıkların kriz anları nasıl olur diye kendim ciddi bir araştırma yapmıştım. Ayrıca sette bize destek olan bir doktor danışmanımız da var. O anlardaki fiziksel tepkiler nasıl olur, kaslar nasıl kasılır, ellerin ayakların duruşu ne şekil alır, hepsini tek tek konuştuk. Hatta bir bölümde üst üste iki kriz sahnesi çektiğimiz bir gün olmuştu. Sahne biter bitmez tüm ekip korkuyla yanıma koşup 'İyi misin?' diye sormuştu” yanıtını verdi.
Role olan inanç ve uyum süreci
Mahinur'un dizinin taşıyıcı karakterlerinden biri haline geldiği ve performansının karakteri büyüttüğü yönündeki yorumlar üzerine Şengünalp, “Çok teşekkür ederim, bunu duymak gurur verici. Sürecin böyle güzel ilerlemesi beni inanılmaz gururlandırıyor. Tabii bunun getirdiği sorumluluğun da farkındayım. Bu role gerçekten çok inandım ve çok emek verdim. İlk başlarda karakteri çıkarırken sette kimseyle konuşmuyordum, diyaloğa girmiyordum ki o yalnız ve sessiz dünyaya daha kolay adapte olabileyim. Hatta evde eşime bile 'Bir süre benimle fazla konuşma' dedim. Mahinur gibi olmayı, konuşmamayı gerçekten deneyimlemek istedim. Bu rol bana teslim edildiği için çok mutluyum. Zor ama bir o kadar da keyifli ve öğretici bir yolculuk oluyor” dedi.
Rol arkadaşlarıyla uyum sürecini de etkileyip etkilemediği sorusuna, “Evet, başta rolü oturtmak için sette pek konuşmayınca haliyle hemen kaynaşamadık, yavaş yavaş uyum sağladık birbirimize. O günlerde ekibin arasına katılıyım, sohbet edeyim diye içim gidiyordu aslında! Neyse ki şimdi herkesle aramız harika. Artık ben de yavaş yavaş o keyifli sohbetlere dahil oluyorum” yanıtını verdi. Ekibin neşe kaynağının kim olduğu sorusuna ise, “Kesinlikle Afra diyebilirim. Enerjisi o kadar yüksek ve güzel ki... Çok neşeli, keyifli bir kız. Ama biz Sinan'la da çok eğleniyoruz, Diren de öyle... Kısacası ekibimiz çok keyifli” dedi.
Şöhret ve Mahinur'un hayali
Şöhretle arasının nasıl olduğu sorusuna Şengünalp, “Çok mutlu oluyorum! 'Sadece senin için izliyorum' diyenleri duymak harika bir his. Geçenlerde bir benzin istasyonunda bir anne ve oğluna denk geldim, 'Sizi çok seviyoruz' dediler, tatlı tatlı fotoğraf çekildik. Her yaş grubundan insana ulaşabildiğimi görmek çok özel. Bir de beni gerçekte de konuşamıyor sananlar oluyor; merhabalaşınca şaşırıp 'Aaa, sesiniz ne kadar güzelmiş!' diyorlar. Tüm bu samimi tepkiler benim için çok kıymetli” yanıtını verdi. Son olarak Mahinur'un nasıl bir hayatı olmasını istediği sorulduğunda, “Ah, canım Mahinur... Evladına kavuştuğu, kendini konuşarak, haykırarak ifade edebildiği musmutlu bir hayatı olsun isterim. Ailesiyle birlikte huzuru ve mutluluğu sonuna kadar hak ediyor çünkü” dedi.



