Plajlarda Şezlong ve Şemsiye Yasağı: Dünyada Yeni Dönem
Plajlarda Şezlong ve Şemsiye Yasağı Başlıyor

Plajlarda Şezlong ve Şemsiye Yasağı: Dünyada Yeni Dönem

İtalya'nın Sardinya adasındaki ünlü Punta Molentis Plajı'nda 15 Haziran 2026 itibarıyla yeni bir uygulama başlıyor. Sahilde sadece 10 yaşından küçük çocuğu olan aileler ile 65 yaş ve üzerindeki kişilerin tek bir büyük şemsiye açmasına izin verilecek. Bu yaş grupları dışındaki tüm ziyaretçilerin şemsiye, çadır veya benzeri gölgelik sistemlerini kurması tamamen yasaklandı.

Tartışma yaratan bu kararın gerekçesi ise geçtiğimiz yıl bölgede çıkan bir yangın. Sahildeki kalabalık ve şemsiye kirliliği nedeniyle onlarca insanın teknelerle tahliyesinde büyük zorluklar yaşanmıştı. Yoğun turist akınına uğrayan Sardinya Adası için böyle bir tedbir mantıklı görünse de bazı İtalyanlar bu yasağa esprili bir şekilde isyan etti: "Harika, plajda güzel bir gün ve yanıklar yüzünden acil serviste geçirilecek 20 saat. Sanırım bu kararnameyi daha önce de denediler ve beyinleri yandı."

Bu plaj aynı zamanda ücretli plaj işletmelerinin yasak olduğu bir bölgede yer alıyor. Ancak insan seli o kadar fazla ki, acil durumlarda şemsiye yoğunluğu yüzünden tahliye zorlaşıyor. Yunanistan'da da geçtiğimiz nisan ayında yoğunluğun fazla olduğu 251 plajda şezlong, şemsiye ve geçici yapılar dahil her türlü yapılaşma yasaklandı. Bu ülkeler kıyılarda yapılaşmaya izin vermemenin ötesine geçmiş durumda.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Dünyada Kıyı Yönetimi

Brezilya, İspanya, Fransa, Portekiz, İsveç, Norveç, Yeni Zelanda gibi birçok ülkede kıyılar kamu malı kabul ediliyor. Sahil şeridinde yapılaşma ciddi şekilde sınırlandırılmış ve plajların tamamen özelleştirilmesine izin verilmiyor. Geçtiğimiz yıl Avustralya'ya giden bir arkadaşım anlattı: "Koskoca kıtada kıyılara şezlong ve çadır koymak yasaktı. Otellerin bile plajı yoktu."

Türkiye'de Durum

Türkiye'de Anayasa'da açık bir şekilde "Kıyılar halkındır" hükmü yer alıyor. Ancak ne yazık ki kıyılarımızın bazıları halka açık değil. Plajların dibinde birçok otel ve turizm işletmesi bulunuyor. Oteller yetmezmiş gibi bir de özel beach enflasyonu var. Mafyavari işletmeler belediyelere para vererek plajları işgal ediyor. Antalya, Muğla ve İzmir'deki tabiat parklarında ve sit alanlarında bile izin alınmış özel beach bölümleri mevcut. Birçok gözde plaj özel işletmeler tarafından işgal edilmiş ve halka göstermelik küçük alanlar bırakılmış durumda.

Biz parasız denize girelim derdindeyken, birçok ülkede şezlong ve şemsiye bile yasaklanmış durumda. Bu kararlar, hem güvenlik hem de çevre düzenlemesi açısından önem taşıyor.

Milli Takım ve Futbol Üzerine

Savaşmadan kazanılamayacağı bir kez daha görüldü. Sade vatandaşları geçtim, birçok futbol yorumcusu için bile Dünya Kupası'ndaki grubumuz çantada keklikti. Kolay lokma görülen Avustralya'ya yenildik. Hayal kırıklığına uğrayan herkes şimdi her şeyi eleştiriyor. Bir hafta önceki yazımın başlığını önce "Türkiye bu gruptan zor çıkar" olarak belirlemiş, sonra moral bozmamak için "zorlanır" diye değiştirmiştim. Oysa baştan Avustralya ve Paraguay'ı kolay rakip olarak algılamamak lazımdı.

Montella, "Avustralya beklediğimiz gibi oynadı" dedi ama oyun planı buna çözüm üretemedi. Avustralya'nın bizim kadar yetenekli ayakları yoktu ama kalenin önüne otobüs çekerken bile bir oyun planları vardı. Hızlı geçiş oyunlarıyla gol arayacaklardı. Ağır defans oyuncularımıza rağmen oyunu karşı kaleye yıkıp set hücumu oynamak intihardı. Barış Alper'in sanki sahada Osimhen varmış gibi yüksek ortalar yapması, Zeki'nin sürekli adam kaçırması, Merih'in yenen golde ağır kalması, Arda, Orkun ve Hakan'ın fiziksel mücadelede yenilmeleri, Kerem'in kendisinin iki katı defans oyuncuları arasında eriyip gitmesi gibi eleştirilecek çok konu var. Ancak önümüze bakmalıyız.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Montella'nın, santrafor olmadan oynamayı kendisini kurtaracak bir bahane olarak kullandığını bir kez daha gördük. Montella, golcü alternatifleri yaratmalıydı. Gerekirse TFF'ye baskı yapıp daha fazla yerli futbolcunun Süper Lig'de oynamasını isteyebilirdi. Bu topraklarda çok büyük golcüler yetişti lakin yabancı transfer enflasyonu 80 milyondan bir tane bile santrafor çıkarmamızı engelliyor. Kadrodaki oyuncuların yarısından fazlası da yurtdışında yetişmiş durumda. Türkiye'nin artık yeterince milli takım seviyesinde futbolcu üretemediği görülmeli. En kötüsü ise 'bizim çocuklar' savaşamadı. Maçlar yıldız isimlerle değil, mücadele ederek kazanılıyor. Şimdi karşımızda Avustralya kadar organize olmasalar da sahada kavga etmeyi hatta 'arıza' çıkarmayı iyi bilen, ilk maçı kaybetmiş bir Paraguay var. Savaşmadan, kemik sesleri çıkmadan bu maçı alamayız.

Beşiktaş İşgal Altında

Beşiktaş merkezde; Akaretler, Muradiye, Ihlamur, Vişnezade ve Türkali'de kırtasiye, ayakkabıcı, terzi, elektrikçi, nalbur gibi küçük işletmelerin sayısı çok azaldı. Güya Beşiktaş'ın eğitim seviyesi yüksek ama kitapçılar yok denecek kadar az. Semtleri semt yapan mekânların yerini dönerciler, pizzacılar, kahveciler, tavukçular gibi yeme içme mekânları aldı. Sosyal medyada reklam kasan mekân açıyor. Mekânların önünde sıra bekleyenler yüzünden artık kaldırımlarda bile yürünemiyor.

Beşiktaş Belediyesi'nde açılacak iş yerlerini planlayan kimse yok mu? Biri de çıkıp "Bu kadar kafe yeter" demiyor mu? Hafta sonu geceleri ise yollar arabalarından yüksek sesle müzik yayını yapmayı eğlence sanan ilkel insanlarla doluyor. Nüzhetiye Caddesi'nde bir otel, giriş bölümünü bara çevirmiş. Sabahlara kadar müzik ve gürültü eksik olmuyor. Polisi arıyorsun, "Ruhsat vermişler yapacak bir şey yok" diyor. Konutların yoğun olduğu bir alanda dışarıya masalar konulup gecenin 3'ünde, 4'ünde son ses müzik açılmasına ve alkollü insanların taşkınlık yapmasına izin vermek için mi ruhsat veriliyor? Hadi belediye bu rezilliğe ses çıkarmıyor, Beşiktaş Kaymakamı halktan gelen şikâyetleri duymuyor mu? Beşiktaş, İstanbul Valiliği'nin yetki alanı dışında kalan bir ilçe mi?

Altyazı: "Peki, sen! En güzel yılları sosyalizm istedin de hapiste yattın. Sen delisin." (Sonbahar)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.