Ramazan'da Oruç Tutmanın Anlamı ve Kimler Oruç Tutabilir?
Ramazan Orucu: Kimler Tutmalı ve Şartları Neler?

Oruç kelimesi, Farsça kökenli "ruze" sözcüğünün Türkçeleşmiş bir biçimi olarak dilimize yerleşmiştir. Arapçada ise bu kavram "savm" veya "siyam" terimleriyle ifade edilmektedir. Savm kelimesi, Arap dilinde "bir şeyden uzak durmak, kendini tutmak veya engellemek" anlamlarını taşımaktadır.

Ramazan Ayında Oruç Tutmanın Önemi

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: "Âdemoğlunun her bir işi kendinedir. Oruç hariç; o benim içindir, onun karşılığını ben veririm. Aynı zamanda oruç bir kalkandır. Sizden birinizin oruçlu bir günü olunca, o gün kötü konuşmaktan mutlaka kaçınsın, gürültü de çıkarmasın. Birisi kendisine söver ya da sataşırsa, 'Ben oruçluyum.' desin." Bu mübarek sözler, Müslümanların oruç ibadetine olan heyecanını ve bağlılığını pekiştirmektedir.

Kimler Oruç Tutmalı ve Şartları Nelerdir?

İslam dinine göre, bir bireyin dini sorumluluklar taşımasının temel şartları Müslüman olmak, akıllı olmak ve ergenlik çağına ulaşmış bulunmaktır. Dolayısıyla bu şartlar, oruç ibadeti ile yükümlü olmanın da temel koşullarını oluşturmaktadır. Buna göre, bir kişinin Ramazan ayında oruç tutmasının farz olması için öncelikle Müslüman ve âkil-bâliğ olması gerekmektedir.

İbadetlerle yükümlü olma şartlarını taşıdığı halde, bazı özel durumlardaki kimselere oruç tutmama ruhsatı verilmiştir. İbadetlerle yükümlü olmamakla birlikte ergenlik yaşına gelmemiş çocukların alıştırılmak ve ısındırılmak amacıyla namaz kılmaları ve oruç tutmaları teşvik edilmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), yedi yaşından on yaşına kadarki süreçte çocukların namaza alıştırılmasını önermiştir.

Oruç tutmakla yükümlü olmanın temel şartlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Müslüman olmak: Oruç tutmayla sorumlu olabilmek için kişinin Müslüman olması şarttır.
  • Akli dengenin bulunması ve ergenlik çağına girmiş olmak: İslam'da ibadet etmenin en önemli koşullarından biri akıl baliğ olmaktır, yani akli dengenin yerinde olması gerekmektedir. Ergenlik çağına girmemiş bireyler için İslam dini ibadetleri şart koşmamıştır. Bu nedenle oruç tutacak kişinin hem akli dengesinin yerinde olması hem de ergenlik çağına ulaşmış bulunması gerekmektedir.
  • Oruç tutmaya gücü yetmesi ve bir engelinin bulunmaması: Kişiye orucun farz olabilmesi için oruç tutmaya gücü bulunması gereklidir. Hastalar ve seferîler, güç yetirebilecek duruma gelene kadar orucu erteleyebilirler. Fakat oruç tutulduğu takdirde bu ibadet kabul edilir. Kişi, oruç tutmama hakkını kullanmamış olur.

Hangi Durumlarda Oruç Tutulamayabilir?

Bazı özel durumlarda oruç tutmama ruhsatı bulunmaktadır. Bu durumlar şunlardır:

  1. Yolculuk: Ramazan ayında oruç tutmamak için bir ruhsat olarak kabul edilmiştir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an-ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır: "Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındı gibi, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir." (Bakara, 2/183-184)
  2. Hastalık: Sağlık durumu oruç tutmaya elverişli olmayanlar, iyileşene kadar oruçlarını erteleyebilirler.
  3. Hamilelik ve çocuk emzirme: Bu durumdaki kadınlar, kendileri veya bebekleri için risk oluşturuyorsa oruç tutmayabilirler.
  4. Yaşlılık: Yaşlılar için; Bakara sûresinin 184. âyetinde, bu şekilde olup da oruca güç yetiremeyenlerin, oruç tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır.