Yaz mevsiminin sıcak yüzünü göstermesi ve günlerin uzamasıyla birlikte, İstanbulluların kapalı mekanlardan kaçıp kendilerini açık alanlara, doğanın ve tarihin kucağına atma arzusu yeniden canlandı. Şehrin kavurucu sıcağında hem kültürel bir doyuma ulaşmak hem de Boğaz havasıyla soluklanmak isteyenlere müjdeli haber Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı'ndan geldi.
Yaz Düzenlemesi Detayları
13 Haziran-14 Eylül 2026 tarihleri arasında geçerli olacak yeni düzenlemeyle birlikte; saray, köşk, kasır ve tarihi müzelerin kapanış saatleri uzatılıyor. Anadolu yakasını terk edip Avrupa yakasına geçerken köprüden hemen önce o büyüleyici yeşilliğine iç geçirerek baktığımız Beylerbeyi Sarayı, karmaşık şehir trafiğinin ortasında adeta bir gizli oksijen merkezi olan Ihlamur Kasrı ve Boğaz'ın iki yakasına birer gerdanlık gibi dizilen tarihi yapılar, artık gün batımında da İstanbullulara hizmet edecek.
Yaz akşamlarını asırlık çınarların gölgesinde, çeşm-i bülbüllerin hikayeleriyle ya da devasa tabloların büyüleyici atmosferinde geçirmek isteyenler için tarihi mekanların bahçeleri ve rıhtımları, adeta şehrin ortasında serin birer sığınağa dönüşecek.
Beylerbeyi Sarayı: Sürgünlerin ve Görkemli Misafirlerin Adresi
İstanbul'un Anadolu yakasında Beylerbeyi'ndeki saray, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün hemen altında yer alır. Metrobüsle Anadolu yakasını terk edenler, sarayın her daim yeşil bahçesine bakarlar. Zemin katında, serinlik sağlaması amacıyla dönemin mimarisinde çok sevilen büyük bir süs havuzu yer alır. Ancak sarayın içi her daim hüzün yüklüdür. Tahttan indirilen Sultan II. Abdülhamid, Selanik'teki sürgün günlerinin ardından ömrünün son yıllarını burada geçirmiş, 1918'de bu sarayda vefat etmiştir.
Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı'nın yabancı devlet başkanlarını ağırladığı resmi bir konukevidir. Fransız İmparatoriçesi Eugénie, Sultan Abdülaziz'in davetlisi olarak geldiğinde bu sarayın mimarisine ve zarafetine hayran kalmış, hatta kendi sarayındaki pencereleri Beylerbeyi'ndekilere benzeterek yeniden yaptırmıştır. Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, Karadağ Prensi Nikola ve Alman İmparatoru II. Wilhelm gibi çok sayıda önemli konuk burada ağırlanmıştır.
Nasıl gidilir? Metrobüs ile 15 Temmuz Şehitler Köprüsü durağında inip kısa bir yürüyüşle ya da Marmaray Üsküdar istasyonundan kalkan Beykoz yönlü sahil otobüsleriyle (15, 15B, 15E vb.) saraya kolayca ulaşabilirsiniz. Bahçe ve rıhtım bölümü cuma, cumartesi ve pazar 21.00'e kadar açık.
Milli Saraylar Resim Müzesi / Dolmabahçe: Devasa Tablolar Baş Döndürüyor
Dolmabahçe Sarayı'nın Veliaht Dairesi'nde yer alan bu müze, Osmanlı'nın sanata ve resme açılan resmi kapısıdır. Saray ressamı Fausto Zonaro, saray eğitimi almış ilk Türk ressamlardan Şehzade Abdülmecid Efendi ve dünyaca ünlü Rus ressam Ivan Ayvazovski'nin devasa tablolarına ev sahipliği yapar. Yüksek tavanlı ve yoğun süslemeli yapısı, iç mekân mimarisiyle ziyaretçilerinin başını döndürüyor. İmparatorluğun batılılaşma serüveni, padişahların portreleri ve İstanbul'un eski silüetlerini görmek de mümkün. Gezerken tabloları izlemekten boynunuz bile ağrıyabilir.
Nasıl gidilir? T1 Kabataş-Bağcılar Tramvayı ile Kabataş son durakta inerek ya da M2 Metrosu Taksim istasyonundan füniküler ile Kabataş'ta inerek yürüyebilirsiniz; Anadolu yakasından, Beşiktaş vapur/motor iskelelerini kullanarak ulaşabilirsiniz. Cuma, cumartesi, pazar müze bahçesi 19.30'a kadar açık.
Beykoz Mecidiye Kasrı: Boğaz'ın İlk Taş Kasrı
Sultan Abdülmecid döneminde tamamlanan bu yapı, Boğaz'ın Karadeniz'e açılan kapısında, serin rüzgarlarla çevrili bir tepede yer alır. İstanbul'un ilk taş kasırlarındandır ve iç mekanında kullanılan Mısır alabaster (su mermeri) kaplamalarıyla ünlüdür. Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın ailesi tarafından Sultan'a bir sadakat nişanesi olarak yaptırılmaya başlanmıştır. Dönemin diplomasi trafiğinde, özellikle Boğazlar meselesi ve yabancı elçilerin ağırlanmasında önemli bir prestij mekanı olmuştur.
Nasıl gidilir? Marmaray Üsküdar istasyonundan veya M8 Metrosu Bostancı-Dudullu hattı durağından otobüslerle Beykoz'a geçebilir; sahil hattından geçen 15TY, 15, 121A numaralı otobüslere binerek Beykoz durağında inip kasra yürüyebilirsiniz. Cuma, cumartesi, pazar bahçe kısmı 19.30'a kadar açık.
Ihlamur Kasrı: Vadi'deki Gizli Oksijen Merkezi
Beşiktaş'tan Fulya'ya giderken, Nişantaşı'dan inerken hep önünden geçilir Ihlamur Kasrı'nın... Sultan Abdülmecid'in şehirden ve saray entrikalarından kaçıp dinlendiği, doğayla baş başa kaldığı bir sığınaktır. Sultan Abdülmecid, ünlü Fransız şair ve yazar Alphonse de Lamartine'i burada ağırlamış, devletin kültür-sanat vizyonuna dair derin sohbetler burada filizlenmiştir. Bugün de Beşiktaş'ta oturanların soluklandığı, Fulya'da yaşayanların korkunç trafikten kaçıp sığındıkları yerdir. Gökyüzüne uzanan ağaçların sokakların gürültüsünü nasıl kestiğine bizzat şahidim. Uzun yaz gecelerinde semt sakinleri için bulunmaz bir mekan olacaktır.
Nasıl gidilir? M7 Metrosu Yıldız durağında inerek yürüyüş mesafesinde ulaşabilir; Otobüslerle Beşiktaş Meydanı'na geldikten sonra Fulya yönüne giden otobüsleri kullanabilirsiniz. Kasır bahçesi cuma, cumartesi ve pazar 19.30'a kadar açık.
Küçüksu Kasrı: Göksu Deresi, Boğaz'a Kavuşurken...
Evliya Çelebi'nin 17. yüzyılda "Bir ab-ı hayat nehirdir" diye bahsettiği Göksu deresi ile Küçüksu dereleri arasında kalan bu Küçüksu Kasrı, Osmanlı padişahlarının mesire alanıydı. Anadolu Hisarı yakınlarında, Göksu ve Küçüksu derelerinin ortasında bir parıldayan bu kasır, padişahların günübirlik av, dinlenme ve Boğaz sefaları için kullandığı bir 'biniş kasrı'dır. Osmanlı'nın geleneksel mesire kültürünün en canlı şahididir. Cephesindeki yoğun ve kabartmalı taş süslemeleri, batılı elçilerin gözünde Osmanlı gücünün zarafetle birleşimi olarak görülürdü. Küçüksu Kasrı, son derece zarif mimarisiyle bugün de Boğaziçi'nin Anadolu Yakası sahilini zarif bir gerdanlık gibi süslüyor.
Nasıl gidilir? Üsküdar veya Kadıköy'den kalkan Beykoz yönlü otobüslere binip Küçüksu durağında inebilir; Marmaray Üsküdar aktarmasını kullanabilir doğrudan kasra ulaşabilirsiniz. Pazartesi hariç haftanın 6 günü 21.00'e kadar açık.
Beykoz Cam ve Billur Müzesi: Bahçesi, Müzenin Kendisiyle Yarışıyor
Milli Saraylar Daire Başkanlığı'nın üç yılı aşan çalışmaları sonrası açılan Beykoz Cam ve Billur Müzesi'nin bahçesi botanik park gibi. 117 farklı bitki türü ve sayısız ağaç sizi karşılıyor. Bunlar Beykoz'un verimli habitatı sayesinde günümüze kadar gelmiş. İki sıra çınar ağacının arasından yürüyerek geçtiğimiz bahçeden müzeye giriyoruz. Türk cam sanatını dünyaya tanıtmak amacıyla kurulan müzede, Selçuklu'dan Osmanlı döneminin sonuna kadar üretilen eserlerle tarih içinde yolculuğa çıkıyoruz.
Müzenin geçmişi etkileyici. 3. Selim, cam sanatını öğrenmesi için Derviş Mehmet Dede'yi Venedik'in bugün de cam sanatıyla şöhretini muhafaza eden Murano adasına yollar. Dönüşte Beykoz'da sanatı üzerinde çalışmaya başlayan Mevlevi derviş, öğrendiklerini kendi kültürüyle demleyerek çeşm-i bülbülü (Bülbülün Gözü) ortaya çıkarır. Üretim esnasında dönerek burulan çizgilerin oluşturduğu desen bülbül gözüne benzetilir. Müzede sarayda kullanılmış olan mutfak malzemeleri, parfüm şişeleri, laledanlar, tatlı hokkaları gibi pek çok önemli eserin dışında Sultan 2. Mahmud'un Paris'te yaptırılan görkemli makam aracı fayton da oldukça etkileyici.
Nasıl gidilir? Kavacık veya Üsküdar'dan hareket eden ve Beykoz Merkez'e giden sahil otobüsleriyle Beykoz'a ulaştıktan sonra, müzenin bulunduğu koruluğa giden 15F hatını tercih edebilirsiniz. Müze bahçesine cuma, cumartesi ve pazar 19.30'a kadar giriş yapabilirsiniz.



