Osmanlı Devleti'nin asırlara yayılan tarihinde bazı padişahlar yıllarca tahtta kalarak imparatorluğun kaderini belirledi. Kimi büyük fetihlere imza attı, kimi devletin en çalkantılı dönemlerini yönetti. Ancak uzun hükümdarlıkları kadar az bilinen alışkanlıkları, ilginç kararları ve sırlarla dolu yaşamları da dikkat çekiyor. İşte Osmanlı'yı en uzun süre yöneten 5 padişah ve tarihin tozlu sayfalarında saklı kalan şaşırtıcı detaylar.
1. Kanuni Sultan Süleyman (46 Yıl)
I. Selim'in oğlu, Osmanlı İmparatorluğu'nun 10'uncu padişahıdır. En uzun hüküm süren padişahtır. Saltanatının yaklaşık 10 yılını at sırtında, seferlerde geçirdi. Avrupa ağırlıklı fetihler yaptı. Ömrünün son seferi olan Zigetvar'da, kale düşmeden bir gün önce vefat etmiş; ancak ordunun morali bozulmasın diye ölümü 48 gün boyunca gizlenmiştir. İç organları Zigetvar'a gömülürken, naaşı tahnit edilerek İstanbul'a getirilmiştir. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi - Süleyman I ve Mimar Sinan kronikleri.
2. IV. Mehmed - "Avcı Mehmed" (39 Yıl)
Girit Fatihi Sultan İbrahim'in oğlu, Osmanlı İmparatorluğu'nun 19'uncu padişahıdır. Tahta geçtiğinde henüz 6 yaşındaydı (Osmanlı'nın en genç padişahıdır). Ava olan aşırı tutkusu nedeniyle devlet işlerinden uzaklaşmış, bu durum Köprülüler döneminin başlamasına zemin hazırlamıştır. 39 yıllık saltanatının sonunda II. Viyana Kuşatması bozgunu sonrası tahttan indirilmiştir. Kaynak: Reşat Ekrem Koçu - Osmanlı Padişahları ve Hürriyet Tarih Arşivi.
3. Orhan Gazi (33 Yıl)
Osman Gazi'nin oğlu, Osmanlı İmparatorluğu'nun ikinci padişahıdır. Babasından devraldığı küçük aşireti gerçek bir devlet haline getirmiştir. İlk kez gümüş akçe bastıran ve "Sultan" unvanını kullanan kişidir. Ayrıca Bizans prensesi ile evlenerek Osmanlı-Bizans ilişkilerinde ilginç bir diplomatik dönemi başlatmıştır. Kaynak: Aşıkpaşazade Tarihi ve Halil İnalcık - Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ.
4. II. Abdülhamid (33 Yıl)
Sultan Abdülmecid'in oğlu, Osmanlı İmparatorluğu'nun 34'üncü padişahıdır. İmparatorluğun en zor döneminde "denge politikası" ile devleti 33 yıl ayakta tutmuştur. Çok ileri düzeyde bir marangoz olduğu ve Yıldız Sarayı'ndaki atölyesinde bizzat çalıştığı bilinir. Ayrıca polisiye edebiyata büyük ilgi duyduğu ve Sherlock Holmes hikayelerini Türkçeye çevirterek okuduğu belgelerle sabittir. Kaynak: Türk Dünyası Ansiklopedisi ve Ayşe Sultan Hatıratı.
5. I. Murad - "Hüdavendigâr" (30 Yıl)
Orhan Gazi'nin oğlu, Osmanlı İmparatorluğu'nun üçüncü padişahıdır. Kaynaklarda ve kitâbelerde "bey, emîr-i a'zam, han, hudâvendigâr, padişah, sultânü's-selâtîn, melikü'l-mülûk" gibi unvanlarla anılır. Başarılarından dolayı hükümdar anlamına gelen "Hüdavendigar" lakabını almış ve ömrü boyunca bu isimle anılmıştır. Savaş meydanında şehit edilen ilk ve tek Osmanlı padişahıdır. 1389 yılındaki I. Kosova Savaşı galibiyetinden sonra savaş alanını gezerken, yaralı bir Sırp asilzadesi (Miloş Obiliç) tarafından hançerlenerek şehit edilmiştir. Kaynak: MEB İslam Ansiklopedisi.
Yüzyıllar boyunca dünyaya süper güç olarak hükmeden Osmanlı'nın arka planında birçok kahraman devlet adamı ve asker var. Bunlardan biri de "Aslanlı Paşa" olarak bilinen Cezayirli Hasan Paşa... Deniz tutkunuydu; 1710'lu yıllarda dünyaya geldi. Ailesi ve nereli olduğu hakkında pek bir bilgi bulunmuyor. Çocukluğunun Trakya bölgesinde geçtiği bilinmektedir. Gençlik ve çocukluk dönemlerinde denizcilik tutkusu kanına işlemişti. Hayali, bir asker, daha doğrusu bir gemi kaptanı olmaktı. Bir savaş gemisi kaptanı... 1738 yılında yeniçeri ocağına girip Belgrad kuşatmasına katıldı ve henüz toy olmasına rağmen büyük başarılara imza attı. Hedeflediği gibi orduya girmişti ama denizlerden uzak kalmış, karada savaşıyordu. Kaderini değiştiren olay ise, kazandığı para ile aldığı bir gemiyi kullanarak İstanbul'dan, Cezayir'e yola çıkma kararıydı. Yolculuk sırasında gemisi Akdeniz açıklarında bir İspanyol savaş gemisinin saldırısına uğradı. Bu çarpışmadan galip çıkan Hasan Paşa oldu. Tek gemi ile İstanbul'dan yola çıkan Hasan Paşa, iki gemi ile Cezayir limanına yanaşmıştı. Bu başarısından ötürü kendisine 'Cezayir Dayısı' ünvanı verildi ve Tilemsen sancağının başına getirildi. İstanbul'dan sıradan bir yeniçeri olarak yola çıkan Hasan Paşa, Cezayir'e ayak bastığında en çok saygı duyulan gemi kaptanlarından biri olmuştu. Kuzey Afrika'da bulunduğu dönemde yavru bir erkek aslanı kendisine alıştırdı ve beslemeye başladı.



