Yüce Gümüş, Sanat Yolculuğunda Ailesinin Desteğini Vurguladı
Hülya Koçyiğit'in sunduğu ve her pazar TRT-2 ekranlarında yayınlanan 'Film Gibi Hayatlar' programının yeni bölümünde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sanat Yönetmeni Yüce Gümüş konuk oldu. Programda, müzikle tanışma sürecini detaylı bir şekilde anlatan Gümüş, ailesinin bu süreçteki desteğinin altını çizdi.
Aile Desteğiyle Başlayan Sanat Serüveni
Yüce Gümüş, sanat hayatına adım atmasında ailesinin etkisini şu sözlerle ifade etti: "Babam mühendisti, ancak sanatla da yakından ilgileniyordu. Profesyonel olarak bu alandan geçimini sağlamasa da, amatör korolar yönetir ve besteler yapardı. Annemin ilgisi ve babamın desteği sayesinde müzikle ilgilenmeye başladım. Küçük yaşlardan itibaren çevrenin de katkısıyla, yönüm hep sanatla şekillendi."
Eğitim Hayatındaki Dönüm Noktaları
Gümüş, lise yıllarındaki deneyimlerini paylaşarak, eğitim hayatındaki önemli bir anı aktardı: "Liseye geçişte Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanamadım ve normal bir liseye gitmek zorunda kaldım. Ancak orada bir öğretmenim bana bambaşka kapılar açtı. Adeta bir anne şefkati gösterdi. Milli Eğitim Bakanlığı'nın sağladığı bir hakla, okulumuza güzel sanatlar sınıfı açılmasını sağladı. Konservatuvara gidişim de bu sayede gerçekleşti."
Türk Müziğine Adanmış Bir Hayat
Yüce Gümüş, Türkiye'de bir ilk olan Palet Türk Müziği İlkokulu'nu kurma sürecini anlattı. Bu projeye nasıl başladığını şöyle açıkladı: "Eksiklikleri tespit etmek için öncelikle öğretmenlik yaptım, arşivleri ve kaynakları derinlemesine inceledim. Karşımızda büyük bir hazinenin olduğunu fark ettik. Örneğin, 900'e yakın adaptasyon ve uyarlama içermeyen, özgün bestelenmiş çocuk şarkısı bulunuyor."
Çocuklara Yönelik Müzik Eğitimi Yaklaşımı
Çocuklar için enstrüman eğitimindeki hassas yaklaşımını dile getiren Gümüş, şunları söyledi: "Çocuklar için özel boyutlarda tasarlanmış sazlarımız var. Bu enstrümanlar onların en yakın arkadaşı haline geliyor, ancak doğru arkadaşı seçmeleri için onlara zaman tanıyoruz. Okula başlar başlamaz hemen bir enstrüman vermiyoruz. Önce, icra etmek istedikleri enstrümanları yakından tanımaları için yoğun bir çaba harcıyoruz. Toplumda, enstrüman çalma hikayelerinin yarım kalmasının genellikle enstrümanı yeterince tanımamaktan kaynaklandığını biliyoruz."
Müziğin İyileştirici Gücü
Müzik eğitiminin terapötik etkilerine de değinen Gümüş, sahadaki gözlemlerini paylaştı: "Sahada o kadar çarpıcı örneklerle karşılaştım ki. Örneğin, bana gelen bir öğrenci, ders almaya başladıktan sonra psikolojik tedavisini bıraktı. Müzik, insanların hayatını güzelleştiren bir güce sahip. Bu güç, entelektüel birikimle birleştiğinde ise çok daha derin bir boyut kazanıyor. İnsanlar, müzik sayesinde hayata daha farklı bir gözle bakmayı öğreniyor."
Tanburi Cemil Efendi Kitabı ve Türk Müziğine Bakış
'Tanburi Cemil Efendi' kitabını yazan Gümüş, bu çalışmanın çıkış noktasını şöyle açıkladı: "Türk müziğini çocuklara anlatan kapsamlı bir çalışma bulunmuyordu. Literatürü araştırırken bu fikir zihnimde şekillendi. Enstrümanları anlatan bir kitap hazırlamak istedim ve Tanburi Cemil, virtüöz düzeyinde birçok enstrüman çalan bir isim olduğu için anlatıcı karakteri olarak çok uygun oldu."
Gümüş, günümüzde Türk müziğine olan bakış açısını değerlendirerek sözlerini şöyle tamamladı: "Bizim müziğimiz klasik bir müzik türüdür. Klasik müzik, belli bir olgunluğa erişmiş ve farklı disiplinleri bünyesinde barındıran bir yapıya sahiptir. Bu nedenle, tek bir konuya hakim olmak, onu anlamak ve sevmek için yeterli olmuyor. Tam anlamıyla anlayabilmek ve zevk alabilmek için edebiyattan, mimariden, hatta güzel konuşmadan da anlamak gerekiyor. Batı müziği de benzer bir kaderle karşı karşıya. Bu noktada, ailelere büyük bir rol düştüğünü düşünüyorum."