Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, İsrail ve Yunan basınında geniş yankı uyandırdı. Üç ülkenin herhangi birine yönelik silahlı saldırının tamamına yapılmış sayılmasını öngören anlaşma, özellikle Türkiye'nin bölgesel askeri ağırlığını artıran stratejik bir hamle olarak yorumlandı. İsrail basını, Ankara ile Tel Aviv arasında olası bir çatışma ihtimaline dikkat çekerken, Yunan basını anlaşmanın Atina için ağır bir darbe olduğunu savundu.
Anlaşmanın Kapsamı ve Güç Dengesi
Mekke'de imzalanan anlaşma, üç ülkenin ortak savunma iş birliğini derinleştiriyor. Anlaşmaya göre, üç ülkeden birine yönelik bir saldırı, diğerlerine de yapılmış sayılacak. Bu madde, NATO'nun 5. maddesine benzetilirken, bazı analistler gelişmeyi "İslami NATO" olarak nitelendirmeye başladı. İsrail'in önde gelen yayın organlarından Ynet, anlaşmayı "üç Müslüman gücü" bir araya getiren önemli bir savunma hamlesi olarak değerlendirdi. Ynet, Suudi Arabistan'ın petrol zenginliği, Pakistan'ın nükleer güç olması ve Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olmasının, anlaşmayı dikkat çekici bir güç kombinasyonu haline getirdiğini vurguladı.
İsrail Basınından Uyarılar
Ynet, anlaşmanın zamanlamasını Türkiye ile İsrail arasındaki artan gerilim bağlamında ele aldı. Haberde, üç ülkenin bölgedeki gelişmeler karşısında daha bağımsız hareket edebilme kapasitesini güçlendirmeye çalıştığı belirtilirken, Türkiye ile İsrail arasında gelecekte yaşanabilecek olası bir çatışma ihtimali de anlaşmanın arka planındaki önemli unsurlardan biri olarak gösterildi. İsrail merkezli Srugim ise anlaşmayı "dramatik bir olay" olarak nitelendirdi. Srugim, anlaşmanın yalnızca ortak savunma maddesinden ibaret olmadığını; istihbarat ve teknolojik bilgi paylaşımının yanı sıra ortak askeri tatbikatların da gündeme gelebileceğini belirtti.
Yunan Basınında "Ciddi Darbe" Yorumu
Anlaşmanın yankısı Yunanistan'da daha da dikkat çekici bir boyuta taşındı. Naftemporiki, gelişmeyi "Yeni bir İslami NATO?" başlığıyla ele alırken, anlaşmanın bölgesel ve hatta küresel güç düzenini sarsabilecek bir hamle olduğunu yazdı. Kathimerini gazetesi ise anlaşmanın doğrudan Atina'da endişeye yol açtığını belirtti. Gazeteye göre, Yunanistan'ın son beş yılda Suudi Arabistan'la ilişkilerini güçlendirmek için önemli diplomatik kaynak harcadığı bir dönemde, Riyad'ın Türkiye ile karşılıklı savunma yardımını içeren stratejik bir anlaşma imzalaması Atina'da ciddi soru işaretleri oluşturdu. Dnews de anlaşmayı Yunan dış politikası açısından "ciddi bir darbe" olarak nitelendiren değerlendirmelere yer verdi.
Türkiye'nin Artan Bölgesel Rolü
Yunanistan merkezli Capital ise anlaşmanın sembolik yönüne dikkat çekti. Gazeteye göre, anlaşmanın Mekke'de imzalanması, Müslüman dünyasındaki güçlerin artık yalnızca üçüncü ülkelerden güvenlik hizmeti alan aktörler olmak yerine bölgesel güvenlik düzenlemelerinde doğrudan başrol üstlenebileceği mesajını taşıyor. Capital, üçlü yapıyı "dünyanın en büyük silah alıcılarından Suudi Arabistan, NATO'nun ikinci büyük ve birçok cephede savaş deneyimine sahip ordusuna sahip Türkiye ve nükleer güç Pakistan" olarak tanımladı. Gazete, Türkiye'nin kısa vadede Körfez'deki savunma sanayisi pazarını genişletebileceğini, istihbarat ve eğitim ağlarını büyütebileceğini ve güvenlik ortağı olarak stratejik rolünü güçlendirebileceğini yazdı.
Uzman Görüşleri ve Gelecek Perspektifi
Ynet'in haberinde, uzmanların Türkiye ve Pakistan'ın savunma sanayisi kapasitesi ile Suudi Arabistan'ın devasa mali kaynaklarının birleşmesinin, anlaşmanın tatbikatlar, savunma tedariki ve ortak geliştirme projeleriyle desteklenmesi halinde çok daha önemli bir askeri ittifaka dönüşebileceği yönündeki değerlendirmesine yer verildi. Haberde ayrıca, Pakistan'ın uzun yıllardır Suudi Arabistan'a eğitim ve teknik destek sağladığı, son dönemde krallığa yaklaşık 8 bin asker, savaş uçakları, insansız hava araçları ve hava savunma sistemi konuşlandırdığı belirtildi. Türkiye ile Pakistan arasındaki savunma iş birliğinin de son yıllarda genişlediği vurgulanırken, Ankara ile Riyad arasındaki ilişkilerin özellikle savunma sanayisi alanında güçlendiğine dikkat çekildi. Suudi Arabistan'ın 2023'te Türk yapımı İHA'lar için imzaladığı anlaşmanın, Ankara tarafından o dönemde tarihinin en büyük savunma ihracatı anlaşması olarak tanımlandığı hatırlatıldı.
İsrail ve Yunan basınındaki haberler birlikte değerlendirildiğinde, Mekke'de imzalanan anlaşmanın Türkiye'nin bölgesel askeri ve diplomatik ağırlığını artıran yeni bir güç yapılanması olarak görüldüğü ortaya çıkıyor. Ankara, NATO üyesi olmaya devam ederken aynı zamanda Batı Asya'nın kritik bir aktörü haline geliyor; yalnızca gelişmeleri takip eden bir ülke olmaktan çıkıp bölgesel güvenlik düzeninde belirleyici ve dengeleyici bir oyuncu konumuna yükseliyor.



