Kanada yıldızı Ismael Kone'nin turnuvayı kapatan talihsiz sakatlığı tüm futbol dünyasını üzerken, akıllara tek bir soru geliyor: Bir yıldızın yokluğu, kupanın kaderini ne kadar değiştirebilir? Futbol tarihinin tozlu sayfalarını aralıyoruz; işte sahadaki yıldızların düşüşüyle bambaşka bir rotaya giren o unutulmaz Dünya Kupası hikayeleri.
Futbolun Kırılma Anları
Futbol, tamamıyla taktik ve planlama olarak görülse de bazen sadece bir saniyede tüm senaryonun baştan yazılmasına neden olan kırılma anları ile doludur. Kanada yıldızı Ismael Kone'nin yaşadığı üzücü sakatlık, genç bir yeteneğin hayallerini yarım bırakmakla kalmadı, aynı zamanda milli takımının turnuva planlarını da kökten değiştirdi. Ancak futbol tarihi, benzer trajedilerle dolu.
Kimi zaman kupanın en büyük favorisi bir sakatlıkla erkenden havlu attı, kimi zaman ise beklenmedik bir yokluk, turnuvanın kaderini tamamen başka rotalara savurdu. Futbolun ne kadar kırılgan olduğunu Kone'nin sakatlığı ile bir kez daha hatırladık. Peki tarih boyunca kimler kupayı 'hissedemeden' gitti?
Unutulmaz Sakatlık Hikayeleri
- Ronaldo Nazario (1998): Final öncesi yaşanan o 'gizemli' rahatsızlık. Brezilya'nın kupayı kaybetmesine neden olan o kaotik gün hala akıllarda. Ronaldo'nun sahaya çıkıp çıkmayacağı bile belli değildi. Brezilya, 'Fenomen'in o günkü ruhsal ve fiziksel çöküşüyle kupayı kaybetti.
- Marco Reus (2014): Almanya kupaya giderken Reus, hazırlık maçında ayak bileğini sakatladı. Almanya kazandı ama Reus, kariyerinin en büyük zaferini kenardan izlemek zorunda kaldı.
- Djibril Cissé (2006): Bir hazırlık maçında yaşanan ve herkesin kanını donduran o meşhur kırılma anı takım taraftarının ve futbol dünyasının hafızalarına kazındı.
- Santiago Cañizares (2002): 'Traş losyonu' yüzünden kupa kaçırmak! 2002'de İspanya'nın bir numarası, otel odasında ayağına düşürdüğü traş losyonu şişesiyle tendonunu kesti. Kupa hayalleri bir şişeyle bitti!
- Pele (1962): Kupanın kralı Pele, henüz ilk maçlarda sakatlanınca sahneye Garrincha çıktı. Pele'nin kaybı, Brezilya için bir yıkım değil, bambaşka bir 'Garrincha destanı' oldu.
- Kevin Keegan (1982): İngiltere'nin efsane ismi, sırtındaki sakatlık yüzünden turnuvanın çoğunu kulübede geçirdi. İngiltere, liderini kaybetmiş bir gemi gibi rotasını bulamadı.
- Roy Keane (2002): Teknik direktörle yaşadığı şiddetli kavga, bir sakatlıktan daha ağır oldu. Keane'in yokluğu İrlanda'nın tüm disiplinini ve direnç gücünü bitirdi.
- Falcao (2014): Kolombiya, Falcao ile şampiyonluk hayalleri kuruyordu. Çapraz bağları koptuğunda, tüm ülke o anı 'ulusal bir trajedi' olarak yaşadı.
- Beckham (2002): Dünya Kupası öncesi ayağı kırıldığında İngiltere halkı adeta yasa büründü. Beckham'ın iyileşme süreci, tüm İngiltere'nin günlük gündemi haline gelmişti.
Peki, bu sakatlıklar olmasaydı kupayı kazananlar değişir miydi?



