Yaz aylarında klima faturaları gündemdeyken, çoğu kişi evin enerji yükünü artıran başka bir cihazı unutuyor. Çamaşır makinesi veya buzdolabı değil, mutfakta ya da banyoda sessizce asılı duran o kutu… Yıl sonunda elektrik faturasına baktığınızda, işte tam da bu küçük cihaz, beklenmedik şekilde en ağır maliyeti bırakıyor.
Suçlu Banyodaki Termosifon
Asıl elektrik kalemi su ısıtıcısı, yani çoğu evdeki adıyla termosifon ya da boyler. Buzdolabının kompresörü gibi açılıp kapanmıyor. İçindeki rezistans suyu ısıtıyor, sonra termostat o sıcaklığı korumak için gün boyu devreye girip çıkıyor. Siz musluğu hiç açmasanız bile tank yavaşça soğuyor ve cihaz tekrar ısıtmaya koyuluyor. Mesele anlık güç değil, süreklilik. Fırın yarım saat yanıp söner, termosifon ise sabaha kadar ısı koruma derdinde. Yıllık toplamı şişiren de bu.
Fırın mı Termosifon mu, Fatura Farkı Şaşırtıyor
Asıl şaşırtan faturaya bakınca çıkıyor. Termosifonu sürekli açık tutan bir evde, su ısıtıcısı tek başına buzdolabının da çamaşır makinesinin de önüne geçiyor. 100 litrelik bir termosifon kullanım yoğunluğuna göre yılda kabaca 2.200 ile 2.900 kilovatsaat çekiyor. Buna karşılık günde bir kez çalıştırılan bir çamaşır makinesi yılda birkaç yüz kilovatsaatte kalıyor. Buzdolabı, sürekli prizde olmasına rağmen termosifonun gerisinde.
Fırın ise listenin en altında. Bir tepsi börek için yarım saat yanan fırın, tüm yıla yayıldığında termosifonun yanında küçük bir kalem kalıyor. Su ısıtıcısı, fırının yıllık tüketiminin birkaç katını sessiz sedasız alıyor. Klima ve kalorifer gibi ısıtma sistemleri yine de her zaman birinci sırada. Termosifon ise beyaz eşyalar ve gündelik ev cihazları arasında açık ara önde.
Hesap Biraz Daha Sert
O 2.200-2.900 kilovatsaatlik aralığında bir kullanım yıllık iyi bir fatura maliyeti çıkarabiliyor. Bu rakam tabii haneye göre oynuyor. Kalabalık bir evde ve sıcak su sık kullanılıyorsa fatura rahatça üst banda yaklaşıyor. Suyun sertliği yüksek olduğu için rezistansın üstünde kireç birikiyor. Kireç tutmuş bir rezistans aynı suyu ısıtmak için daha uzun çalışıyor ve faturayı yavaş yavaş yukarı itiyor.
Aynı Cihazla Faturayı Nasıl Kısarsınız?
Cihazı değiştirmeden de bu kalemi belirgin biçimde aşağı çekmek mümkün. En çok işe yarayanı ise Türkiye'de pek bilinmeyen bir alışkanlık. Çoğu ev termosifonu sabah açıp akşama kadar prizde unutuyor. Oysa cihaz o saatlerin çoğunda boşa ısı koruyor. Basit bir zaman saati taktığınızda termosifon sadece sıcak suya ihtiyaç duyduğunuz saatlerde çalışıyor. Sabah duşundan iki saat önce devreye girip sonra kapanması bile aylık tüketimde hissediliyor.
Sıcaklık ayarı da fark yaratıyor. Suyu 50 ile 55 derece arasında tutmak çoğu ev için yeterli. Daha yükseği hem enerjiyi boşa harcıyor hem kireç birikimini hızlandırıyor. Bu aralığın altına inmek de doğru değil, çünkü 50 derece civarı bakteri üremesine karşı güvenli kabul ediliyor. Geriye kireç kalıyor, ki Türkiye'de asıl fark çoğu zaman orada saklı. Rezistansı yılda bir temizletmek ya da sert su bölgelerinde bir filtre kullanmak cihazı ilk günkü verimine yaklaştırıyor. Çoğu kişi termosifonu ancak su soğuk akmaya başlayınca hatırlıyor, oysa rezistans çoktan kireç tutmuş ve faturayı aylardır şişiriyor olabiliyor.



