Türk-İş Açıkladı: Açlık Sınırı 27 Bin, Yoksulluk Sınırı 88 Bin Lirayı Aştı!
Açlık Sınırı 27 Bin, Yoksulluk Sınırı 88 Bin Lira!

Rakamlar öyle yüksek ki, insanın gözleri korkuyor. Türk-İş'in her ay düzenli olarak açıkladığı o meşhur araştırması, bu sefer gerçekten içler acısı bir tablo çizdi. Dört kişilik bir aile için söylüyorum; insan gibi, onurlu bir şekilde yaşamanın bedeli artık tam 88.000 lira. Evet, yanlış duymadınız.

Bir an durup düşünün. Bu paraya ne alınıyor, nasıl geçiniyor insanlar? Asgari ücretle çalışan biri, sadece karnını doyurmak için bile neredeyse bir buçuk aylık maaşını harcamak zorunda. Çünkü açlık sınırı, yani sadece gıda harcamaları için gerekli olan para da 27.000 lira barajını aşmış durumda. İnanılır gibi değil!

Peki, Bu Rakamlara Nasıl Gelindi?

Şöyle bir geriye gidelim mi? Geçen senenin mayıs ayında açlık sınırı 8.500 lira civarındaydı. Sadece bir yılda, tam %215'lik bir artış! Yani her şeyin fiyatı neredeyse üçe katlanmış. Market raflarına her gidişimizde içimiz cız etmiyor mu? Süt, ekmek, peynir, et... Temel gıdalar lüks tüketim haline geldi resmen.

En çok zam yiyen, yani aile bütçesini en çok zorlayan kalemler ise şunlar:

  • Et, tavuk ve balık: Bir yılda fiyatı neredeyse dörde katlanmış. Artık kırmızı et hayal oldu.
  • Süt ve süt ürünleri: Peynir, yoğurt, süt derken bu kategori de bütçeyi allak bullak ediyor.
  • Ekmek ve tahıllar: En temel gıdamız olan ekmek bile cep yakıyor artık.

Durum bu kadar vahimken, 'geçinmek' kelimesi bile hafif kalıyor. İnsanlar sadece hayatta kalmaya çalışıyor.

Bu Tablo Bize Ne Anlatıyor?

Rakamlar soğuktur, hissetmez. Ama arkasındaki insan hikayeleri yürek parçalayıcı. Bu, sadece bir ekonomik veri değil. Bu, annenin çocuğuna süt alabilmek için başka bir ihtiyacından feragat etmesi. Bu, babanın eve ekmek götürebilmek için otobüs yerine yürümesi. Bu, öğrencinin kantindeki tostu artık alamaması.

Enflasyon canavarı, sadece cüzdanları değil, ruhları da kemiriyor. Gelecek kaygısı, borçlar, kira derken toplum olarak psikolojimiz altüst olmuş durumda. Peki, çıkış yolu nerede? Bu kısır döngüden nasıl çıkacağız? Bunun cevabını herkes merak ediyor ama kimse net bir yanıt veremiyor.

Türk-İş'in bu raporu, aslında hepimizin her gün hissettiği ama bir türlü ifade edemediği o ağır yükü rakamlara döküyor. Umarım yetkililer bu sesi duyar ve bir an önce harekete geçer. Yoksa bu yük daha da ağırlaşacak gibi görünüyor.