TCMB'den Enflasyon Sepeti Güncellemesine İlişkin Kapsamlı Açıklama
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından uygulanan enflasyon hesaplama yöntemlerindeki güncellemelere dair detaylı bir analiz yayımladı. Merkez Bankası ekonomistleri tarafından hazırlanan analizde, endeksin ağırlık yapısındaki değişikliğin ocak ayı enflasyonuna etkisinin yaklaşık 0,1 puan azaltıcı yönde olduğu vurgulandı.
TÜİK'in Metodolojik Değişiklikleri ve Uluslararası Uyum
TÜİK, uluslararası kriterlere uyum sağlamak amacıyla Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) hesaplama yönteminde üç temel alanda metodolojik değişikliğe gitti. Bu değişiklikler şu şekilde sıralanabilir:
- Tüketim harcama sınıflandırmasının güncellenmesi,
- TÜFE baz yılının 2025 olarak belirlenmesi,
- Harcama ağırlıklarının belirlenmesinde "Ulusal Hesaplar Hanehalkı Nihai Tüketim Harcamaları" verilerinin ana kaynak olarak kullanılmaya başlanması.
Bu güncellemeler, Avrupa Birliği standartlarıyla uyumlu bir hesaplama sistemi oluşturmayı hedefliyor.
Sınıflandırma ve Baz Yılındaki Köklü Değişimler
Eski sınıflandırmada harcama kalemleri 12 ana grup, 43 alt grup ve 407 madde olarak belirlenmişti. Ancak, tüketim alışkanlıklarının değişmesi ve ürün çeşitliliğinin artması nedeniyle bu kategoriler güncelliğini yitirdi. Yeni sınıflandırmada ise Birleşmiş Milletler tarafından oluşturulan ve AB ülkelerinde zorunlu hale getirilen sistem benimsendi. Bu sistemde:
- Kategori sayısı artırılarak güncel tüketim yapısı daha iyi yansıtıldı,
- Mal ve hizmet ayrımı netleştirildi,
- Çevrim içi hizmetler ve yeni tüketim biçimleri kapsama dahil edildi.
Harcama kalemleri artık 13 ana grup altında yeniden düzenlendi. Örneğin, "Haberleşme" grubu "Bilgi ve İletişim" olarak genişletilirken, "Eğlence ve Kültür" grubu "Eğlence, Dinlence, Spor ve Kültür" şeklinde yeniden sınıflandırıldı. Sınıflandırma değişikliğiyle eş zamanlı olarak TÜFE'nin baz yılı da 2025 olarak güncellendi, ancak bu değişiklik geçmiş enflasyon oranlarını etkilemiyor.
Ağırlık Değişiklikleri ve Ekonomik Yansımaları
Yeni sınıflandırmayla birlikte, TÜFE ağırlıklarının belirlenmesinde kullanılan veri kaynakları da değiştirildi. Artık "Ulusal Hesaplar Hanehalkı Nihai Tüketim Harcamaları" verileri ana kaynak olarak kullanılırken, "Hanehalkı Bütçe Araştırmaları" tamamlayıcı kaynak haline geldi. Bu yaklaşım, tüketim kalıplarındaki değişimlerin daha hızlı yansıtılmasına olanak tanıyor.
Ağırlık değişiklikleri incelendiğinde, en belirgin artışın hizmet sektöründe olduğu görülüyor. Hizmet sektörünün payında 7,4 puanlık bir yükseliş kaydedildi. Bu artışta ulaştırma hizmetleri, lokanta ve otel ile diğer hizmetler öne çıkıyor. Ayrıca, eğlence, spor ve kültür ile finansal hizmetlerin tüketim payında da artış gözleniyor.
Diğer yandan, enerji grubunun ağırlığında 3,2 puanlık bir düşüş yaşandı. Temel malların ağırlığında ise 3,0 puan gerileme oldu, bunun sürükleyicisi dayanıklı mallar olarak öne çıkıyor. Gıda grubunda sınırlı bir gerileme görülse de, işlenmemiş gıdanın ağırlığı azalırken işlenmiş gıdanın ağırlığı artıyor.
Enflasyon Üzerindeki Etkiler ve Gelecek Projeksiyonları
TCMB analizinde, ağırlıklardaki değişikliğin 2026 yılı ocak ayı enflasyonuna etkisi detaylıca incelendi. Yapılan hesaplamalar, endeksin ağırlık yapısındaki değişikliğin ocak ayı enflasyonunu yaklaşık 0,1 puan azaltıcı yönde etkilediğini ortaya koydu.
2025 yılında mallarda yıllık enflasyon yüzde 25, hizmetlerde ise yüzde 44 seviyesinde gerçekleşmişti. 2026 yılında da hizmet enflasyonunun mal enflasyonundan yüksek olabileceği düşünüldüğünde, hizmetlerin ağırlığındaki artışın bu seneki enflasyon oranını yukarı yönlü etkileme potansiyeli bulunuyor. Ancak, 2026 yılında yıllık hizmet enflasyonunun mal enflasyonuna kıyasla daha hızlı gerilemesi bekleniyor. Bu iki etki birlikte değerlendirildiğinde, hizmetler ağırlık değişiminin yıllık enflasyona yukarı yönlü etkisinin yaklaşık 1 puan olacağı öngörülüyor.
Sonuç olarak, TCMB'nin yayımladığı bu kapsamlı analiz, enflasyon hesaplama metodolojisindeki güncellemelerin kısa ve uzun vadeli etkilerini anlamak açısından önemli veriler sunuyor. Değişen tüketim kalıpları ve ekonomik dönüşüm, enflasyon sepetinin sürekli olarak gözden geçirilmesini gerektiriyor.