Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), İş Konseyi seçimlerini tamamlayarak 2025-2027 faaliyet dönemine güçlü bir adım attı. Kurul, dünyada yaşanan sarsıcı jeopolitik gelişmeler ve küresel düzeyde artan belirsizlik sebebiyle ticari diplomaside köklü bir paradigma değişikliğine gidiyor. Bu kapsamda, 33 ülke stratejisiyle özel sektörün odaklanacağı ülkeleri önceliklendiren DEİK, Türk iş dünyasının ticaret rotasını yeni dönemin kodlarıyla güncelleyecek.
33 Ülke Stratejisi ve Odak Noktaları
İstanbul'da gazetecilerle bir araya gelen DEİK Başkanı Nail Olpak, izleyecekleri yol haritasına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Olpak, "33 ülkeyi belirlerken, bizimle ekonomik ilişkilerine ve küresel ekonomideki ağırlıklarına baktık. G-20'nin yanı sıra Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı pazarları da stratejimizin bir parçası haline getirerek 33 ülkeye ekstra odaklandık" dedi.
ABD’den Çin’e, Almanya’dan Rusya’ya, Brezilya’dan Mısır’a kadar uzanan geniş yelpazede listelenen bu 33 ülke özelinde strateji üretme, proje geliştirme, ticari diplomasi yürütme ve somut sonuç oluşturma sorumluluğunun artırıldığını vurgulayan Olpak, bu yaklaşımın Türk iş dünyasının küresel rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini ifade etti.
Avrupa'da 'Made in Europe' Gündemi
Avrupa bölgesi özelinde yeni güncelin Made in Europe olduğunu belirten Olpak, "Avrupa’ya olan yaklaşımımızda Gümrük Birliği’nin revize edilmesi önceliğimizdi. Bu yıl o önceliği de korurken, Avrupa’nın kendi sanayisini güçlendirmek için ortaya koyduğu Made in Europe yaklaşımı da yeni gündem maddemiz oldu" diye konuştu.
Olpak, Avrupa sanayisinin güçlenmesine karşı olmadıklarını ancak 30 yıldır Avrupa’nın sanayisi ile entegre olmuş, üretimde güçlü kaslara sahip bir Türkiye’nin, bu yaklaşım sebebiyle oyunun dışında kalacağı bir senaryoyu kabul edemeyeceklerini söyledi. "Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Avrupa nezdinde en önemli lobi faaliyetimiz bu olacak" ifadelerini kullandı.
Ayrıca, Avrupa’nın 150 avro altındaki e-ticaret ürünlerine getirmeyi planladığı gümrük vergisi düzenlemesine de dikkat çeken Olpak, Gümrük Birliği üyesi Türkiye’nin uygulamadan muaf tutulması gerektiğini vurguladı. "Çin’e karşı getirilen bu gümrük uygulamasından ülkemiz muaf tutulduğu zaman, lojistik yakınlığımız ile rekabet avantajımız olacak" dedi.
ABD ile Güvenilir İş Ortaklığı
Amerika özelinde de önemli açıklamalar yapan Olpak, "ABD, Çin ile ticaret savaşına Sayın Trump'ın önceki başkanlık döneminde başladı ancak bir yandan da kendine güvenilir iş ortakları arıyor" dedi. Bu kapsamda hem gelişmiş üretim kapasitelerini hem de ABD ile olan mevcut yatırım ve ticari ilişkilerini kullanarak, Cumhurbaşkanı ve Trump’ın ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ikili ticaret hacmini sahiplenmelerinin ivmesiyle ilerlediklerini belirtti.
Olpak, eyalet ve sektör bazlı kriterlerle ABD pazarına yönelik stratejik çalışmalar yürütürken, ABD'li yatırımcıların ve finans kuruluşlarının ülkeye daha fazla ve daha nitelikli yatırım sağlamaları hedefi ve başta Afrika ve Orta Asya olmak üzere Türk firmalarıyla ortak girişimlerde bulunmaları için ticari diplomasi faaliyetleri yürüttüklerini kaydetti.
Afrika'da Finansmana Erişim Sorunu
Afrika’daki yatırım ve altyapı projelerinde üçüncü ülkelerle iş birliğinin önemine değinen Olpak, "Afrika bölgesinde ciddi yatırım ve alt yapı projeleri imkanları var, ancak buradaki temel sorun finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar" dedi. Bölgedeki rekabet içinde oldukları ülkelere karşı tek dezavantajlı oldukları noktanın da burası olduğunu ifade eden Olpak, bunun için yatırım projelerine finans sağlayacak Avrupa ve Amerikalı finans sağlayıcılar ile birlikte burada daha fazla aktif olma stratejileri olduğunu söyledi.
2026 Yılına İlişkin Beklentiler
Yeni yılda finansal koşulların iş dünyası açısından nispeten daha pozitif seyretmesini beklediklerini dile getiren Olpak, "Ülkemizde enflasyonla mücadele programı devam ediyor. 2025 yılında sanayici ve ihracatçılarımız açısından, rekabet ve finansman sorunları ön planda olmuş ve her şey piyasanın beklentisi doğrultusunda gitmemişti" dedi.
Ancak tüm zorluklara rağmen ülke olarak yüzde 4’e yaklaşan bir büyüme oranı, 273 milyar doları aşan bir mal ihracatı ve 123 milyar doları bulan bir hizmet ihracatına ulaştıklarını vurgulayan Olpak, 2026 yılının reform yılı ilan edilmesinin de etkisiyle, finansal koşulların ve yatırım ortamının daha elverişli olacağını düşündüklerini ifade etti.