Normal şartlarda sıfırdan bir eczane açmanın maliyeti 3 ile 5 milyon Türk Lirası arasında değişirken, devren satılık eczaneler için talep edilen bedeller 15 ila 25 milyon TL’yi buluyor. Bu durum, mesleğin ekonomik dinamiklerini derinden etkileyen bir tablo ortaya koyuyor.
Ruhsatlar Ekonomik Kazanç Aracına Dönüştü
Satın alınan şey yalnızca bir işletme değil; yıllar önce alınmış bir ruhsat, yerleşmiş müşteri kitlesi ve kota avantajı gibi faktörler devir bedellerini yükseltiyor. Ancak bu tablo, mesleğin ticari bir ayrıcalık haline geldiği eleştirilerini de beraberinde getiriyor.
Özellikle 30-40 yıl önce ruhsat alarak eczane açmış ve bugün emeklilik aşamasına gelen eczacılar, sahip oldukları ruhsatları çok yüksek bedellerle devrediyor. Hukuken ruhsat kişisel bir meslek hakkı olsa da fiiliyatta bu hak, ciddi bir ekonomik kazanç aracına dönüşmüş durumda.
Kota Sistemi Genç Eczacıları Zorluyor
Türkiye Gazetesi'nin haberine göre; genç eczacılar açısından tablo oldukça karamsar bir görünüm sergiliyor. Eczacılık fakültesinden mezun olan bir kişinin büyükşehirde kendi eczanesini açabilmesi neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda.
Kota sisteminin dolu olması sebebiyle genç eczacılar, ya kırsal bölgelerde düşük cirolu bir eczane açmak mecburiyetinde kalıyorlar ya da yüksek bedellerle devren satışa yöneliyorlar. Bir diğer seçenek ise yıllarca Eczacılık Yerleştirme Sistemi’nde sıra sisteminde beklemek.
Bu durum, mesleğe yeni adım atan eczacıları ekonomik ve mesleki açıdan dezavantajlı bir konuma itiyor. Uzmanlara göre mevcut sistem, eczacılık mesleğini üretkenlikten ziyade ruhsat sahipliği üzerinden kazanç üreten bir modele dönüştürme riski taşıyor.
Vatandaşın Hizmet Kalitesi Etkileniyor
Eczanelerdeki yüksek devir bedelleri, dolaylı olarak hizmet kalitesine ve tüketici deneyimine yansıyor. Rekabetin sınırlı olduğu bölgelerde seçenekler azalıyor, danışmanlık hizmeti zayıflıyor ve ilaç dışı ürünlerde artan satış baskısı, vatandaşların daha ticari odaklı eczanelerle karşılaşmasına sebep oluyor.
Bu durum, sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği ve kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeli taşıyor. Sistemin gözden geçirilmesi ve daha adil bir yapıya kavuşturulması, hem meslek mensupları hem de vatandaşlar için önemli bir ihtiyaç haline geliyor.