Türkiye'de tarım politikalarına yönelik geçtiğimiz yıl başlatılan köklü değişim, sahada meyvelerini vermeye başladı. Üretimde planlama esaslı yeni destekleme modeliyle çiftçinin gelirinin yanı sıra şehirlere yönelik gıda arzının güvenliği de yeniden şekillendi. Özellikle İstanbul'da tarımın artık daha kontrollü ve şeffaf bir yapıya büründüğünü anlatan İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, metropolde işlenen tarım alanlarının yüzde 90,5'inin üretim planlaması kapsamına alındığını söyledi.
Yeni sistemle çiftçi ne ekeceğini biliyor
Yeni Şafak'a konuşan Parıldar; Arnavutköy, Silivri, Çatalca ve Büyükçekmece ilçelerinde yoğunlaşan tarımsal faaliyetlerin uydu sistemleriyle anlık takip edildiğini anlattı. Parıldar, İstanbullu çiftçilere geçtiğimiz sene 504,5 milyon TL destek verildiğini ifade etti. Tarım destekleme sisteminin köklü bir dönüşüm geçirdiğini dile getiren Parıldar, 'Bu dönüşüm İstanbul sahasında birebir anlatıldı. 217 toplantıyla 4 binden fazla çiftçiye ulaşıldı. Çiftçimiz artık tohumu toprağa atmadan ne kadar destek alacağını biliyor' dedi.
Yeni dönemle birlikte 'Ne ekersen destek alırsın' döneminin bittiğini vurgulayan Parıldar, yeni sistemde arz-talep dengesi ve stratejik ürünlere göre planlama yapan üreticinin daha fazla destek aldığını kaydetti.
Mazot maliyetinin yüzde 100'ü karşılanıyor
Yeni modelde buğday ve arpa için 1,3, kanola ve ayçiçeği için 1,5 katsayı ile destek verildiğini bildiren Parıldar, 'Planlı Üretime Çifte Kazanç modeliyle stratejik ürün eken çiftçilerin desteğini iki katına çıkarıyoruz. Böylece üretici kazanırken, gıda arzı da güçleniyor. Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlılık oranı yüzde 66,4'ten yüzde 75,6'ya yükseldi. Bu sayede çiftçiler fiilen işlediği arazi desteklerinden yararlanıyor' diye konuştu.
Yeni sistemin 'temel destek', 'planlı üretim desteği' ve 'üretimi geliştirme desteği' olarak 3 ana başlıkta toplandığını aktaran Parıldar, şu bilgileri verdi: 'Eğer üretici kendi havzasında belirlenen üretim planlamasına uyarsa, biz devlet olarak mazot maliyetinin yüzde 100'ünü, gübre maliyetinin ise yüzde 50'sini karşılıyoruz. Üretici artık tarlaya girmeden cebine girecek desteği kuruşu kuruşuna biliyor. Bu da üreticiyi piyasanın insafına bırakmayan gerçek bir üretim kalkanı oluşturuyor.'
İklim değişikliğine karşı önlemler
İklim değişikliğine karşı İstanbul'da tarımsal kuraklığın yakından izlendiğinin altını çizen Parıldar, 20 bin üreticiye su verimliliği eğitimi verildiğini söyledi. 'İstanbul İçin Kanola ve İstanbul İçin Ayçiçek projeleriyle 32 bin dekar alanda kuraklığa dayanıklı tohum desteği sağlandı. Sadece kuraklıkla değil, ani don ve sel gibi afetlere karşı da çiftçiyi Tarım Sigortaları Sistemi (TARSİM) ile finansal koruma altına aldık. Devletimizin primlerin yüzde 70'ine varan kısmını karşıladığı bu sistemde, 2025 yılında İstanbul'da 25 binden fazla poliçe düzenledik. Üreticimize 25 milyon TL hasar ödemesi gerçekleştirdik.'
Tarım ilaçları reçeteyle alınacak
Tarımda dijitalleşmenin önemli adımlarından biri olan B-Reçete sistemi, zirai ilaçların kayıt, satış ve kullanımını tamamen elektronik ortama taşındığını ifade eden Parıldar, '1 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye genelinde zorunlu hale gelecek sistemle, ilaçlar artık sadece yetkili ziraat mühendislerinin yazdığı dijital reçeteyle alınabilecek. Arazisi ve ürününe göre ihtiyaç dışı ilaç kullanımı sistem tarafından engelleniyor. Doğru doz ve zamanında kullanım sağlanarak hem maliyet düşürülüyor hem de pestisit kalıntısı riski azaltılıyor' dedi.
Hobi bahçesi beka sorunu
Tarım arazilerinin korunmasının 'beka meselesi' olduğunu vurgulayan Suat Parıldar, hobi bahçesi ve 'Tiny house' adı altında yapılan kaçak yapılaşmaya karşı sıkı önlemler alındığına dikkat çekti. 2019'dan bu yana İstanbul'da 7 binden fazla kişiye 223 milyon TL ceza uygulandığını belirten Parıldar, yeni düzenlemelerle izinsiz yapıların yıkım sürecinin hızlandırıldığını ifade etti. Arazi bütünlüğünü bozan kişiler hakkında doğrudan suç duyurusunda bulunulduğunu aktaran Parıldar, 'Tarım arazilerini amacı dışında kullananlara önce idari para cezası uygulanıyor, ardından bir aylık süre sonunda üretime uygun hale getirilmezse cezalar üç katına çıkarılıyor ve izinsiz yapılar tavizsiz şekilde yıkılıyor' dedi.



