Sinema dünyasının en büyük rüyasını simgeleyen, kırmızı halıların ve zafer anlarının vazgeçilmezi Oscar heykelciği, görkemli görüntüsünün ötesinde birçok ilginç hikayeyi barındırıyor. Bu altın kaplama ikonun ortaya çıkış serüveni, sanılandan çok daha renkli detaylarla dolu.
Bir Şövalyenin Doğuşu: Tasarımın Arkasındaki İsimler
Oscar heykelinin ikonik tasarımı, 1920'li yıllarda MGM stüdyolarının yaratıcı beyinlerinden Cedric Gibbons'a ait. Gibbons, bir film makarasının üzerinde dimdik duran, elinde bir kılıç tutan bir şövalye figürü çizdi. Bu tasarım, sinema endüstrisinin koruyucu ruhunu temsil etmeyi amaçlıyordu.
Heykelin üç boyutlu forma dönüşmesi ise heykeltıraş George Stanley'in eliyle gerçekleşti. Heykelin üzerinde durduğu film makarasındaki beş bölüm ise tesadüf değil: Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'ni oluşturan beş ana dalı, yani oyuncuları, yönetmenleri, yapımcıları, teknisyenleri ve yazarları sembolize ediyor.
"Oscar" İsmi Nereden Geliyor?
Ödülün resmi adı "Academy Award of Merit" olsa da, tüm dünya onu "Oscar" olarak tanıyor. Bu sevimli ismin kökeni ise oldukça kişisel bir anektoda dayanıyor. En yaygın kabul gören hikayeye göre, Akademi'nin kütüphanecisi Margaret Herrick, heykelciği ilk gördüğünde, dayısı Oscar'a olan benzerliğe dikkat çekerek "Dayım Oscar'a benziyor!" demişti.
Bu samimi benzetme, stüdyo koridorlarında hızla yayıldı ve ödül, gayriresmi olarak "Oscar" diye anılmaya başlandı. Akademi, bu popüler ismi ancak 1939 yılında resmi olarak benimsedi. Böylece, bir kütüphanecinin esprisi sinema tarihinin en bilinen markalarından birine dönüştü.
Malzemesi, Ölçüleri ve Sıkı Kuralları
Bugün Oscar heykelciği 34 santimetre boyunda ve 3,8 kilogram ağırlığında. Ödül, bronz bir dökümün üzerine 24 ayar altın kaplama yapılarak üretiliyor. Ancak parlak altın görüntüsüne rağmen, Oscar'ın maddi değerinden çok manevi anlamı öne çıkıyor.
Çünkü Akademi'nin katı bir kuralı var: Ödülü kazananlar, heykelciği satamaz. Eğer bir kazanan veya varisi ödülü elden çıkarmak isterse, öncelikle onu Akademi'ye sadece 1 Amerikan doları karşılığında teklif etmek zorunda. Bu kural, Oscar'ın piyasada alınıp satılan bir meta değil, kalıcı bir onur nişanesi olmasını garanti altına alıyor.
İlk kez 1929 yılında verilmeye başlanan bu ödül, neredeyse bir asırdır sinema sanatının en yüksek başarı standardı olmayı sürdürüyor. Üretim teknikleri zamanla gelişse de, Cedric Gibbons'un tasarladığı şövalye figürü hiç değişmedi. Oscar, değişmeyen tasarımıyla, sinema endüstrisindeki sürekliliğin, mükemmelliğin ve büyük hayallerin en güçlü sembolü olarak parlıyor.