Hamnet Filmi Türkiye Sinemalarında Fırtına Gibi Esiyor
Sinema salonlarında şu sıralar Hamnet rüzgarı adeta kasırga gibi esiyor. Oscar'da 8 dalda adaylık elde eden film, daha önce Altın Küre'de en iyi yönetmen ve en iyi kadın oyuncu ödüllerine uzanan başarısını sürdürüyor. Yılın en güçlü sinema yapımlarından biri olarak öne çıkan bu film, ülkemizde beklenmedik bir izleyici kitlesine ulaşmayı başardı.
Doğru Formüller ve Etkileyici Sonuçlar
Hamnet, birçok doğru formülün bir araya gelmesiyle oluşturulmuş özenli bir organizasyon olarak dikkat çekiyor. Sıradan bir film olmanın ötesinde, güçlü bir proje kimliği taşıyan yapımın yapımcıları arasında Hollywood'un önemli isimleri Sam Mendes ve Steven Spielberg bulunuyor. Filmin uyarlandığı roman ise geçtiğimiz yıllarda 40 farklı dile çevrilerek milyonlarca baskıya ulaşmıştı.
Yönetmen koltuğunda oturan Chloé Zhao, Nomadland filmi ile 93. Oscar töreninde en iyi film ödülünü alarak Venedik'te de en iyi film seçilmişti. Daha önceki filmiyle büyük başarı yakalayan yönetmen için Hamnet projesi adeta yeni bir yol haritası çizdi.
Türkiye'de Beklenenden Fazla İlgi Görüyor
Hamnet, ülkemizde alışılmadık derecede yüksek bir izlenme oranına ulaştı. Herkesi şaşırtan bu durum, filmin dünya genelindeki performansıyla kıyaslandığında daha da ilginç hale geliyor. Türkiye'de bu kadar çok izlenmesinin arkasında yatan sebepleri incelemek gerekiyor.
ABD'de kasım ayında vizyona giren film yaklaşık 23 milyon dolar hasılat elde etti. Dünya genelinde farklı zamanlarda gösterime giren yapım toplamda 57 milyon dolar hasılata ulaşabildi. Bütçesi 35 milyon dolar civarında olan film, toplamda 80 milyon dolar hasılat elde ederek ABD şartlarında doğal bir performans sergiledi. Ancak ülkemizde, gişe filmlerinden daha fazla izlenme oranına sahip olması dikkat çekici bir durum oluşturuyor.
Hamnet, Türkiye'deki gişesinde ikinci haftasını tamamladığında 200 binin üzerinde bilet satışı gerçekleştirdi. İki hafta boyunca en çok izlenen film unvanını koruyan yapımın, birkaç hafta daha bu performansı sürdüreceği öngörülüyor. Fısıltı gazetesi olarak adlandırılan sözlü iletişimin başarılı bir PR süreci yarattığı görülüyor.
Agnes'in Doğal Hayatı ve Hikayenin Merkezi
Hamnet, Kuzey İrlandalı yazar Maggie O'Farrell'in romanından uyarlanmış bir yapım. 2020 tarihli aynı isimli romanı yönetmen Zhao ve yazar O'Farrell birlikte senaryoya uyarladı. Görünen o ki, iki ismin hayal dünyaları oldukça uyumlu bir şekilde birleşmiş.
Hikaye 16. yüzyıl İngiltere'sinde geçiyor. Daha sonraları dünyanın en ünlü şairi olacak William Shakespeare (Paul Mescal) ve eşi Agnes Hathaway (Jessie Buckley) mütevazı bir hayat sürüyorlar. Çiftin üç çocuğu oluyor. Bu süreçte William'ın yazarlığı uzaklara ulaşınca Londra'ya gidip gelmesi gerekiyor. Agnes ise ilk çocuğu Susanna ve ikizleri Hamnet ile Judith'e tek başına bakmak zorunda kalıyor. Ne yazık ki Hamnet, veba salgını nedeniyle hayatını kaybediyor.
Agnes aslında bir şifacı olarak tanınıyor. Köylüler ona cadı gözüyle baktığı için derin bir yalnızlık yaşıyor. Doğa ile kurduğu güçlü ilişki bu yalnızlığın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Arkadaşlık ettiği şahin ve filmin güçlü manzara resimleri, Agnes'in doğa ile kurduğu bu bağı gözler önüne seriyor. Agnes, toplumsal yalnızlığını doğa ile ilişkisi sayesinde tedavi etmeye çalışıyor.
Kadın Hikayesini Kadınlar Çekti
Hamnet, ne adını aldığı ölen küçük çocuğun ne de William Shakespeare'in hikayesi. Romanda olduğu gibi filmde de Agnes'in yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Kadınların resmettiği kadın hikayesinde doğa da bir kadına evriliyor. Filmin afişinde ve Agnes ile William'ın buluştuğu sahnelerde, ana rahmi güvencesinde olan doğa tanımlanıyor.
Diğer filmlerinde modern insanın yalnızlığını irdeleyen yönetmen Zhao, 4 asır öncesinde de modern insanın temelini bulmuş gibi görünüyor. İnsanın doğaya dönüşünü çare olarak vurgulayan yönetmen, Nomadland'de de benzer bir hikaye anlatmıştı.
Oyunculuklar ve Yönetmenlik Başarısı
Filmi güçlü kılan en önemli unsurlardan biri şüphesiz oyunculuklar. Güçlü ve verimli bir senaryoya sahip olan yapımda, oyunculuk performansları harika seviyede. Kötü oynayan neredeyse hiç yok denilebilir.
- Paul Mescal başarılı bir performans sergiliyor
- Jessie Buckley hayatının performansını ortaya koymuş durumda
- Çocuk oyuncu Jacobi Jupe duyguları harekete geçirecek şekilde gerçekçi rol almayı başarmış
İyi oyunculuk büyük oranda yönetmenin mahareti ile ortaya çıkıyor. İyi oyuncularla iyi yönetmenler bir araya geldiğinde Hamnet gibi başarılı yapımlar ortaya çıkıyor. Yönetmen Zhao'nun minimalist anlatısı bu filmde de kendini gösteriyor.
Oscar alan yönetmenler genellikle sonraki filmlerinde, içinde bulundukları imkanların tuzağına düşerken Zhao bu tuzaktan uzak durmayı başarmış. İmkanların şehveti ile hareket etmemiş, az ışık kullanımı, uygun ritim ve kıvamında kamera kullanımı ile kendi tarzını yaşatmış.
Eleştiriler ve Değerlendirmeler
Filmin en çok eleştirildiği nokta fazla duygulu olması. Daha doğrusu, arzu ettiği duyguyu izleyiciden zorla almaya çalıştığı yönündeki iddialar. Bu eleştiriye katılıp katılmamak izleyiciye kalmış bir durum.
Oyunculukların ve doğa görsellerinin bazı noktalarda tekrar edişi, hedeflenen bir şeylere doğru izleyici çekme arzusu gibi geliyor. Bu durum sinema dünyasında çok anormal sayılmasa da, bu hususlar daha ölçülü olsaydı bir başyapıttan bahsediyor olabilirdik.
Türkiye'deki izleyicinin filmi bu kadar çok sevmesinin altında yatan sebepler bu noktaya bağlanabilir. Doğal ama yönlendirici bir tarza sahip olan film, evlat acısı çerçevesinde ilerleyen hikayesinde sonunda anne yüreği bazında bir ferahlama sunuyor. Sahici bir dile uluslararası PR ve fısıltı gazetesinin etkisi eklenince sonuç bu noktaya varıyor.
Hamnet, kesinlikle son zamanların en başarılı yapımlarından biri olarak öne çıkıyor. Sinema tarihine adını yazdıracağı kesin gibi görünüyor. Oscar'a da damga vuracağı öngörülen film için başyapıt demek zor olsa da, hakkını yememek gerekiyor.