Christopher Nolan'ın merakla beklenen filmi The Odyssey vizyona girdi. 250 milyon dolarlık bütçesi, yıldızlarla dolu oyuncu kadrosu ve Nolan imzasıyla dikkat çeken yapım, sinema tarihinde tamamı IMAX 70mm analog film kameralarıyla çekilen ilk uzun metrajlı film olma özelliğini taşıyor.
Filmin Konusu ve Teknik Detayları
Film, Homeros'un ünlü destanından uyarlanıyor. İthaka Kralı Odysseus'un Truva Savaşı'ndan eve dönüş yolculuğunu anlatan hikaye, 10 yıl süren savaş, dönüşte yaşanan maceralar ve geride bıraktığı vatanında yaşanan ihanetleri konu alıyor. Odysseus geri dönerek intikamını alıyor.
Oyuncu kadrosunda Matt Damon, Zendaya, Tom Holland, Robert Pattinson, Anne Hathaway, Charlize Theron ve Lupita Nyong'o gibi isimler yer alıyor. Nolan'ın filmlerinde oyunculuk performanslarının kötü olduğu görülmemişti, Damon'ın başını çektiği başarılı performanslar dikkat çekiyor.
Nolan'ın Sinemadaki Yeri
Nolan, Hollywood'un 'en lüks' yönetmeni olarak kabul ediliyor. Filmografisi ve başarısı sayesinde bu ayrıcalığa sahip. The Odyssey, tamamen IMAX 70mm analog film kameralarıyla çekilen ilk uzun metrajlı film. Ancak Türkiye'de bu özellikte salon bulunmuyor; dünyada sadece 40 civarında salon var. IMAX salonda izlenmesi tavsiye ediliyor, normal salonda filmin hakkını alamamak mümkün.
Nolan, gerçekliğin peşinde koşarak sıfıra yakın dijital efekt kullanımı, devasa fiziksel setler, animatronikler ve pratik efektlerle filmi inşa etti. Bu özel işçilik, beklenen 'destansı anlatı'nın sinematografik etkisini tam olarak yansıtamayabilir.
Filmin Yapısı ve Ritim Sorunu
Filmin genel işleyişi ve hikaye kurgusu 'Nolanvari' bir yapıda. Kronolojik olmayan akış ve zamanda git-geller mevcut. Ancak özellikle ilk kısımda bu yapı aceleci bir ritme ve boşluklara yol açıyor. Zamanla kendini tanımlayan yapı, orta kısımdan sonra kabul ediliyor. Nolan'a aşina olanlar için garipsenecek bir durum değil, ancak ilk kısımda bazı sahnelerin atıldığı ya da süre kısalsın diye kısaltıldığı izlenimi oluşuyor.
Film genellikle Oppenheimer ile kıyaslanıyor. Hem önceki filmi olması hem de zamanlar arası gidip gelen kurgusu nedeniyle haklı bir kıyas olabilir. The Odyssey, Oppenheimer'dan kesinlikle daha iyi bir film.
Nolan Filmografisinde The Odyssey'nin Yeri
Christopher Nolan'ı sinemada farklı kılan, zaman olgusunu hemen her filminde ele alması ve yöntemini buna göre belirlemesi. Akıl Defteri ile eşsiz bir giriş yaptı, Uykusuz ile benzer etkiyi sürdürdü. Prestij ve Kara Şövalye serisi ile büyük prodüksiyon beklentisini karşılasa da esas hayranlığı Başlangıç ve Yıldızlararası ile kazandı. Özellikle Yıldızlararası sonrası hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Tenet, Nolanvari denebilecek son film oldu. Oppenheimer ve The Odyssey ritim olarak Nolan eseri, ancak zaman olgusunu ele almadığından bazı şeylerin eskilerden kalmış olduğu hissediliyor.
Tenet'in pandemi döneminde vizyona girmesi ve bekleneni verememesi Nolan'da olumsuz etki oluşturmuş olabilir. Zaman meselesini ele almayan, ontolojik sorgulamalara yol açmayan filmler Nolan'a yakıştırılamıyor. The Odyssey, Oscar'da bolca adaylık ve ödül alıp Nolan'a şahlanış dönemi yaşatabilir, ancak Nolan'ın neden sevildiğini bilenler filmden umduğunu tam olarak bulamayacak. Gişede büyük kar elde eder, ancak tarihe geçecek bir başarı çıkmayabilir.
Oyuncu Seçimleri ve Tartışmalar
Filmde en çok eleştirilen konulardan biri karakterler için seçilen oyuncular oldu. Kenyalı-Meksikalı siyahi aktris Lupita Nyong'o'nun, destanda 'dünyanın en güzel kadını' olarak bilinen Truvalı Helen (ve kız kardeşi Clytemnestra) rolüne seçilmesi tartışıldı. Ayrıca filmin başında Afrika kökenli rasta saçlı bir Yunanlı şair resmediliyor. 'Çeşitlilik' adı altında yapılan bu hamlenin Oscar'a göz kırpmak olduğu söyleniyor. Oscar ödüllerindeki çeşitlilik (DEI) kriterleri son dönemde gündem olmuştu; filmde veya ekipte 'dezavantajlı' gruplardan (siyahi, LGBT, Asyalı, kadın, vs.) birilerinin olma şartı aranıyor.
Anadolu'da Çekim İhtimali
Destanın büyük kısmı Anadolu topraklarında geçmesine rağmen film başka yerlerde çekildi. Prodüksiyonel sebepler olsa da, böyle bir filmin Anadolu'da neden çekilmediği sorusu akla geliyor. Türk film endüstrisinin bütçesi 250 milyon dolar olan böyle bir yapımı gerçekleştirmesi mümkün değil, ancak uluslararası bir ortaklıkla bu tür filmlerin Türkiye'de çekilmesi güzel bir tahayyül olabilir.



