Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” programının üçüncüsü Afyonkarahisar’da gerçekleştirildi. Etkinlik, Türkiye’nin UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında öne çıkan şehirlerinden Afyonkarahisar mutfağını sadece lezzetleriyle değil, kültürel hafıza, üretim biçimi ve tanıtım imkânlarıyla da gündeme taşıdı.
Sofra Düzeni ve Kültürel Kodlar
Afyonkarahisar’da yemeklerin sunum sırası başlı başına bir kültür kodu olarak öne çıkıyor. AKÜ Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Asuman Pekyaman’ın aktardığına göre, Afyonkarahisar sofrasında yemekler rastgele değil, belirli bir düzen içinde sunuluyor. Ekmek kadayıfı sofranın sonuna doğru gelirken, bamya hazmı kolaylaştıran bir kapanış yemeği olarak yer alıyor. Bu ayrıntı, Afyonkarahisar mutfağının “miras” kavramıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini gösteriyor. Sofra, şehrin hafızasını taşıyan bir araç olarak modern yaşama uyarlanmayı bekliyor.
Coğrafi İşaret ve Denetim Süreçleri
Programda coğrafi işaretli ürünlerin doğru anlatılması da ele alındı. Musakka Restoran işletmecisi ve Afyon Yöresel Mutfak Gastronomi Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ayşe Safkurşun, coğrafi işaret simgesinin kolay verilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Safkurşun'a göre, süreçler sıkı tutulmalı, ürünlerin standartları korunmalı ve dışarıdan gelen misafir yediği yemeğin ne olduğunu açıkça anlayabilmeli. Bu tespit, yerel lezzetlerin şehre ilk kez gelenler için anlaşılır kılınmasının önemini vurguluyor.
Hikayeleştirme ve Deneyim
Tüm Gıda İşletmeleri Derneği Afyonkarahisar İl Başkan Yardımcısı İsmail Sözer, “Coğrafi işaretli ürünleri hikâyeleştirmemiz lazım” diyerek, gastronomi turizminde hikâyenin önemine işaret etti. Günümüzde insanlar yediklerinin nereden geldiğini, nasıl üretildiğini ve hangi emekle sofraya ulaştığını bilmek istiyor. Ancak bu hikâyelerin kalıcı olması için yerel aktörler tarafından anlatılması gerekiyor. Afyonkarahisar Kent Konseyi Başkanı Ahmet Akkent ise deneyim boyutuna dikkat çekerek, ziyaretçilerin sadece yemek yememesi, aynı zamanda workshoplar aracılığıyla öğrendikleri bilgi ve tattıkları lezzeti yanlarında götürebilmeleri gerektiğini belirtti. Bunun için mekânların doğru etiketlenmesi ve ürünlerin görünür kılınması şart.
Zenginlik Tabağın Dışına Çıkmalı
Afyonkarahisar, güçlü mutfağı, coğrafi işaretli ürünleri, tarihi üretim biçimleri ve sofra düzeniyle öne çıkıyor. Ancak bu zenginliğin dünyaya ulaşması için “bizde güzel yemek var” demek yeterli değil. Reçetenin, ürünün, üreticinin ve sofranın hikâyesini birlikte anlatmak gerekiyor. “Sofra ve Miras” programı, bu yönüyle sadece bir gastronomi etkinliği değil, Türkiye’nin mutfak kültürünü dünyaya anlatma arayışının bir parçası olarak değerlendirilmeli. Coğrafi işaretin denetlenmesi, reçetelerin doğru aktarılması, yerel ürünlerin etiketlenmesi, atölyelerin deneyime dönüşmesi ve tüm lezzetlerin hikâyeleştirilmesi, Afyonkarahisar mutfağının tabağın dışına çıkarak hafızaya, rotaya ve anlatıya dönüşmesini sağlayacak.



