Ramazan ayının manevi ikliminde oruç tutan Müslümanlar için, beklenmedik sağlık sorunları veya planlı tıbbi müdahaleler dini açıdan soru işaretlerine yol açabiliyor. Özellikle diş çekimi, küçük cerrahi operasyonlar veya endoskopi gibi işlemlerde uygulanan anestezinin orucun geçerliliğini etkileyip etkilemediği, en sık merak edilen konuların başında geliyor. Habertürk'ün 15 Ocak 2026 tarihli haberinde, bu kritik soruya Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görüşleri ve fıkhi detaylar ışığında yanıt aranıyor.
Anestezi Orucu Bozar mı? Temel Fıkhi Kriterler
Orucun temel amacı, imsak ile iftar vakitleri arasında yeme, içme ve bedensel bazı arzlardan uzak durmaktır. Orucun bozulması için genel kabul gören ölçüt ise ağız yoluyla mideye ulaşan, besleyici veya keyif verici nitelikteki maddelerdir. Anestezi ise tıbbi bir zorunluluk olarak ağrıyı ortadan kaldırmak amacıyla sinir sistemine yapılan bir müdahaledir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yerleşik içtihadına göre, tedavi amacıyla vücuda enjekte edilen, besin değeri taşımayan ve keyif vermeyen ilaçlar orucu bozmaz. Anestezik maddeler de bu tanıma uymaktadır. Ancak uygulamanın türü ve detayları bu genel hükmü değiştirebilecek unsurlar barındırır.
Lokal ve Bölgesel Anestezi Oruca Engel Değil
Lokal anestezi, vücudun sadece belirli bir bölgesinin (diş eti, parmak gibi) uyuşturulmasıdır. Bölgesel anestezi ise spinal veya epidural gibi daha geniş bir alanı etkiler. Bu işlemlerde hasta bilincini kaybetmez.
Diyanet, lokal anestezinin orucu bozmayacağını açıkça belirtmiştir. Sebebi, enjekte edilen ilacın sınırlı bir bölgeye etki etmesi, kan yoluyla tüm vücuda yayılarak besleyici bir etki oluşturmaması ve mideye ulaşmamasıdır. Dolayısıyla oruçlu bir kişi diş çektirmek veya dikiş attırmak için uyuşturulabilir.
Burada tek dikkat edilmesi gereken nokta, işlem sırasında ağıza giren kan, su veya ilacın yutulmamasıdır. Eğer bu maddeler yutulursa, anesteziden bağımsız olarak yutma eylemi orucu bozar. Bu durumda orucun kaza edilmesi gerekir.
Genel Anestezi, Serum ve Bilinç Kaybı Üçlüsü
Genel anestezi durumunda değerlendirme daha karmaşıktır ve üç ana faktör devreye girer:
1. Anestezik İlacın Kendisi: Damar yoluyla veya solunum yoluyla verilen saf anestezik madde (narkoz gazı veya ilacı), besleyici olmadığı için Diyanet'e göre orucu bozmaz.
2. Serum Takılması: Genel anestezi sırasında veya sonrasında hastaya damar yoluyla serum (serum fizyolojik, şekerli su, vitaminli sıvı) verilmesi durumu kökten değiştirir. Serum, içerdiği besin değerleri nedeniyle vücudu besler ve güçlendirir. Damar yoluyla da alınsa, bu durum orucu kesinlikle bozar ve orucun kaza edilmesini gerektirir.
3. Bilinç Kaybı Süresi: Orucun geçerli olması için niyet ve belli bir irade gereklidir. Eğer kişi, imsak vaktinden iftar vaktine kadar tamamen baygın veya anestezi altında kalırsa, o günkü orucu geçersiz sayılır. Çünkü oruç tutma iradesi fiilen ortadan kalkmıştır. Ancak günün bir bölümünde ayık olunursa ve serum gibi orucu bozan bir madde alınmamışsa, oruç geçerlidir.
Sonuç olarak, tıbbi zorunluluk halinde lokal anestezi almak oruca zarar vermezken, genel anestezi sırasında serum verilmesi veya tüm gün bilincin kapalı kalması orucun bozulmasına neden olur. Müminlerin, acil olmayan planlı operasyonlarını mümkünse iftar sonrasına ertelemeleri veya durumu önceden hekimleri ve bir din alimi ile istişare ederek netleştirmeleri, ibadet huzurunu korumak adına en doğru yaklaşım olacaktır.