Akademisyenler Dijital Platformlardaki Şiddet İçeriklerine Karşı Normalleşme Uyarısı Yaptı
Dijital Şiddet İçeriklerine Karşı Normalleşme Uyarısı

Dijital Şiddet İçeriklerinde Normalleşme Tehlikesine Dikkat Çekildi

Akademisyenler, dijital platformlarda şiddet içeren içeriklerin zamanla normalleşebileceği ve bu durumun ciddi toplumsal riskler oluşturabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Son dönemde Şanlıurfa'daki lise ve Kahramanmaraş'taki ortaokulda gerçekleşen silahlı saldırılar, sosyal medya platformları ile şiddet içerikli sanal oyunların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini yeniden tartışmaya açtı.

"Genelleme Yapmak İçin Henüz Erken"

Uluslararası Balkan Üniversitesi (IBU) Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar, ABD ve Kanada gibi ülkelerde sıkça görülen okul saldırılarının Türkiye'de de ortaya çıkmaya başlamasının ilk bakışta bu olgunun küreselleştiği izlenimini verebileceğini ifade etti. Ancak Sunar, Türkiye'deki vakaların henüz sınırlı sayıda olması nedeniyle böyle bir genelleme yapmanın erken olduğunu vurguladı.

Buna rağmen, son dönemde bu tür olaylarda bir artış eğilimi gözlenmesinin dikkat çekici olduğunu belirten Sunar, "Bu durumun nedenlerini anlamak için meseleyi tek bir boyuta indirgemeden, bireysel psikoloji, toplumsal değişim, dijital kültür, şiddetin temsili, eğitim ortamları ve gençlerin karşı karşıya kaldığı baskılar gibi farklı düzlemlerde ele alan çok boyutlu ve disiplinler arası çalışmalara ihtiyaç vardır" dedi.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Sosyalleşme Sürecinin Önemi

Prof. Dr. Sunar, bu saldırıları gerçekleştiren gençlerde sıkça vurgulanan "toplumsal yalnızlık" olgusunu anlamak için sosyalleşme sürecine bakmak gerektiğini belirtti. Özellikle ilk gençlik döneminin, bireyin kimliğini inşa ettiği ve çocuklukta daha kolay benimsediği toplumsal kuralları sorgulamaya başladığı kritik bir evre olduğunu dile getirdi.

Dijital ortamlardaki karşılaştırma kültürü, görünürlük baskısı ve çevrim içi zorbalığın yalnızlık duygusunu derinleştirebileceğine işaret eden Sunar, "Bu birikim zamanla öfke, yabancılaşma ve değersizlik hissine dönüşerek, bazı durumlarda bireyin kendini kanıtlama ya da 'görünür olma' arzusuyla uç davranışlara yönelmesine zemin hazırlayabilmektedir" şeklinde konuştu.

Kapalı Mesajlaşma Gruplarına Dikkat

Sunar, okullarda, mahallelerde ve kamusal alanlarda yüz yüze güvenli sosyalleşme imkanlarının sınırlı olmasının, gençleri alternatif sosyalleşme alanları olarak kapalı mesajlaşma gruplarına yöneltebildiğini ifade etti. Discord, Telegram gibi platformlarda kurulan bu yarı kapalı dünyaların, çoğu zaman yetişkin denetiminden uzak, filtrelenmemiş ve küresel ölçekte dolaşıma giren içeriklerle şekillendiğini kaydetti.

"Bu ortamlarda benzer düşüncelere sahip bireylerin birbirini beslediği yankı odaları oluşabilmekte, şiddet içeren içerikler normalleşebilir, hatta belirli anlatılar içinde 'güç', 'intikam' ya da 'kahramanlık' gibi anlamlarla yeniden sunulabilmektedir" diyen Sunar, gerçek hayattaki sosyal ilişkilerle dengelenmeyen bu dijital sosyalleşme biçimlerinin zamanla bir tür gerçeklik kaymasına yol açabileceğini vurguladı.

Medyanın Sorumluluğu

Bu tür saldırıların artmasının, başkalarının da benzer eylemleri planlama ihtimalini yükselttiğine ve bir tür zincirleme etki riskini beraberinde getirdiğine dikkat çeken Sunar, "Ancak burada söz konusu olan yalnızca basit bir taklitçilik değildir, asıl mesele, bu eylemlerin arkasındaki motivasyonun toplumsal ve medyatik tepkilerle güçlenmesidir" dedi.

Özellikle büyük infial yaratan olaylarda, medya kanallarının ayrıntılı, dramatize edilmiş ve sürekli tekrar eden yayınlarının, faillerin kimliklerinin, sembollerinin ve eylem biçimlerinin görünür hale gelmesinin, bu tür eylemleri gerçekleştirmeyi düşünen bireyler açısından bir tanınma, etki yaratma ve mesajını duyurma aracı olarak algılanabildiğini belirtti.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Değerler Sistemindeki Erozyon

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın ise 'Dünyanın Amerikanlaşması' denilen, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra başlayan ve devam eden bir sürecin var olduğunu dile getirdi. Bu sürecin, batı medeniyetinin üzerine oturduğu değerlerin bile bütünüyle çözüldüğü başka bir bağlam ürettiğine işaret eden Akın, sürecin daha hedonist ve haz peşinde olduğunu ifade etti.

Akın, "kültür endüstrisi" denilen, yani kültürün doğrudan endüstriyel hale getirildiğini, insanın da bunun bir tüketicisi konumuna indirgendiğini, değer alanının tamamen nihilist hale geldiğini ve sabit değerlerin artık inkar edildiğini kaydetti. Değerler sisteminin tahribatıyla ilgili bir küresel erozyonun yaşandığını vurguladı.

Aile ve Medyaya Büyük Görev Düşüyor

Prof. Dr. Akın, ailelere düşen görevlerle ilgili olarak, "Bütün bu tehlikelerin varlığı, aileler istese de bazen önüne geçemeyecekleri süreçler üretebilir. Ailenin sahiplenmesi, süreçleri takip etmesi, ailenin kendi değer alanını, başka değerleri hayata aktarma, ahlaki bir varoluş anlamındaki hassasiyeti son derece önemli" dedi.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki saldırıların iki münferit olay gibi değerlendirilemeyeceğini ifade eden Akın, "Böyle bir riskin olduğunu kabul etmek zorundayız. Çünkü bu kaynaklara erişim oldukça, o küresel anlamdaki değer alanının tahribatı, var olan o nihilist ve hedonist süreçler devam ettiği müddetçe biz bu tür şeylerle çokça da karşılaşabiliriz" şeklinde konuştu.

Özellikle medyaya büyük iş düştüğünü belirten Akın, "Fakat Türkiye'deki haberler izlenebilecek durumda değil. Hiçbir Avrupa ülkesinde bu kadar insanların gözüne şiddet sokulup durmuyor haberlerde. Ne görürseniz ne duyarsanız o sizin için normalleşir" ifadelerini kullandı.

Her iki akademisyen de, sadece güvenlik önlemleriyle bu tür olayların önüne geçmenin mümkün olmadığını, asıl ihtiyacın okulun sosyal düzenini yeniden ve bütüncül bir yaklaşımla ele almak olduğunu vurguladı. Erken uyarı ve psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, gençlerin aidiyet ve değer görme ihtiyaçlarını sağlıklı kanallar üzerinden karşılayabilecekleri sosyal ortamların oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.