Hipoterapi: Atların İyileştirici Gücüyle Beden ve Zihne Şifa
Şehir hayatının stresinden kaçanlar, çocuklarının nörolojik rahatsızlıklarına çözüm arayan aileler ve doğayla temas etmek isteyen bireyler, at çiftliklerinde bir araya geliyor. At destekli terapi olarak bilinen hipoterapi, psikoloji ve rehabilitasyon alanlarında olumlu sonuçlar vererek bedeni ve zihni iyileştiriyor.
Mega Kentin Yeni Kaçış Noktası: Atların Sırtında Huzur
Mega kentin koşturmasından bunalan, günün önemli bir bölümünü trafikte geçiren beyaz yakalılar, öğrenciler ve doğayla temas arayan insanların yeni uğrak noktası at çiftlikleri haline geldi. İnsanlar, gün içindeki yoğun tempodan uzaklaşmak için hafta sonlarını huzura kavuşabilmek adına at sırtında geçiriyor. Son dönemin trendi olan bu kaçamak, sadece bir aktivite değil, aynı zamanda ruhsal bir iyileşme modeli olarak öne çıkıyor.
Hipoterapi: Bir At, Bir Umut Kapısı
Yürümekte, ellerini veya ayaklarını oynatmakta zorluk çeken, otizm gibi hastalıklarda teşhis konulan 7'den 70'e birçok kişi, fizyoterapist gözetiminde atlarla binerek gördükleri terapi sayesinde engellerini aşmaya çalışıyor. Psikologlar ve fizyoterapistler tarafından tercih edilen alternatif tedavilerin en bilinenlerinden biri olan hipoterapi, atların ritmik hareketleriyle hasta bireylere yeni bir umut kapısı aralıyor.
Ülkemizde giderek daha popüler hale gelen bu yöntem sayesinde bireyler; fizik tedavi, psikoloji ve rehabilitasyon alanlarında, hatta nörolojik hastalarda dahi olumlu sonuçlar alıyor. Hipoterapi, tek başına bir tedavi olmasa da birçok insan için yeniden doğmanın, ayağa kalkmanın ve kendini keşfetmenin anahtarı haline geliyor. Atların sırtında sadece bir tur atmak değil, hastalıklarda umuda giden bir yolculuğa çıkmak mümkün oluyor.
İnsan Bedenine ve Psikolojisine İyi Gelişi
Hipoterapi eğitmeni Seda Şahinçevirme, sadece engelli bireylerin değil, zihnen ve bedenen yorgun olan herkesin atların üstünde sıfırlanabileceğini dile getiriyor. Şahinçevirme, atların ritmik yürüyüşünün insan bedenine ve psikolojisine nasıl iyi geldiğini şu sözlerle açıklıyor: "Atların iyileştirici gücünü kullanmak hem spor yaptırıyor hem bedeni rahatlatıyor hem de psikolojiye iyi geliyor. Hipoterapi, hastanın bir terapist ve eğitilmiş bir at eşliğinde kontrollü şekilde ata binmesiyle uygulanıyor. Atın yürüyüş sırasında oluşturduğu üç boyutlu hareket, insan yürüyüşüne benzer bir etki oluşturarak kasları ve denge sistemini çalıştırıyor. Ata binerken beyin susuyor ve kişi anda kalıyor. Anda kaldığınızda ise bedeninize işlemeler yapıyorsunuz."
Şahinçevirme'ye göre hipoterapi, kas ve iskelet sistemi hastalıkları, skolyoz, down sendromu, otizm, hiperaktivite, öğrenme ve konuşma bozuklukları ile psikolojik bozukluklar gibi birçok durumda destekleyici terapi olarak uygulanıyor.
Depresyon Tedavisinde Etkili Bir Yöntem
Uzman Psikolog Gizem Ünveren, hipoterapinin bedeni, duyguları ve zihni aynı anda sürece dahil eden çok katmanlı bir terapi yaklaşımı olduğunu vurguluyor. Ünveren, "Hipoterapi, otizm veya beyin felci gibi fiziksel/gelişimsel sorunların yanı sıra psikolojik sorunlar yaşayan bireylerde de fayda sağlar. Psikolojik açıdan bakıldığında bu yöntem, kişinin sadece anlattıklarıyla değil, bedensel tepkileri ve ilişkisel kalıplarıyla da çalışmayı mümkün kılar" diyor.
Düzenli hipoterapi seansları sonucunda hastaların gerginliklerinde azalma, duygu durumlarında iyileşme ve depresif belirtilerde hafifleme gözlemleniyor. Ünveren, atlarla geçirilen seanslar sırasında hastaların kortizol (stres hormonu) seviyelerinde anlamlı düşüşler tespit edildiğini belirterek, "Bu terapi, kişinin anda kalmasını ve bedensel duyumlara odaklanmasını sağladığı için zihin endişeli düşüncelerden uzaklaşır. Böylece anksiyete belirtilerinde azalma gözlemlenir. Atlarla kurulan olumlu etkileşim aynı zamanda beyinde oksitosin gibi güven ve bağlılık hormonlarını artırarak kişinin gevşemesine ve iyi olma halinin güçlenmesine yol açar" ifadelerini kullanıyor.
Bir Başarı Hikayesi: Nilgün Özcan'ın Yolculuğu
Binicilik tesisinde karşılaşılan 48 yaşındaki serebral palsi hastası Nilgün Özcan, hipoterapinin hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. 15 yaşında bir sabah uyandığında bedeninin onu yarı yolda bıraktığını söyleyen Özcan, kendine ve bedenine olan güvenini kaybettiğini ifade ediyor. 2019'da hipoterapi almaya başlayan ve 6 yıldır at binen Özcan, şunları söylüyor: "Hastalığım sonrası doktor önerisiyle hipoterapiye başladım. Hocalarımın yönlendirmesiyle para dresaj dersleri almaya başladım. İlk başlarda nasıl olacağını bilemedim ama şimdi yarışlara katılıyorum. At binmek hem duruşumu düzeltti hem farkındalığımı arttırdı hem kendimi daha iyi ifade etmemi sağladı hem de fiziksel olarak kendimi çok iyi hissettim. İlk başlarda yorulup bırakırım sandım ama baktım ki sağlığım çok iyi ilerliyor, bırakmadım."
Atın sırtında zihnen ve bedenen lider konumunda olmak, Özcan'a kaybettiği özgüvenini geri kazandırmış. Nilgün'ün hikayesi, hipoterapinin sadece bir terapi değil, aynı zamanda bir yaşam motivasyonu olduğunu gözler önüne seriyor.
Atla İletişim ve Sosyalleşme
Binicilik eğitmeni ve tesis sahibi Tulya Kurtulan, atlarla kurulan bağın önemine dikkat çekiyor. Kurtulan, "Atla iletişim kurabiliyoruz. At senin dostun oluyor. Özellikle sen engelliysen sosyal hayat kısıtlamaların var. Dolayısıyla diğer arkadaşların gibi kahveye gidemiyorsun, koşamıyorsun, spor yapamıyorsun. At binmek ise fiziksel olarak iyi geldiği kadar ruhsal olarak da iyi geliyor" diyerek hipoterapinin sosyalleştirici etkisini vurguluyor.
Hipoterapi, cerrahi ve rehabilitasyon gibi asıl tedavi yöntemlerinin alternatifi olarak değil, destek bir uygulama olarak öneriliyor. Tulya Kurtulan, hipoterapinin bir mucize gibi sunulmaması gerektiğine dikkat çekerek şunları söylüyor: "Tedavi yapıyoruz demek çok iddialı olur. Bu doktorun diyebileceği bir şey. Bir fizyoterapist ya da doktorla çalışmıyorsanız burada bir iyileştirme iddiası olamaz. Günümüzde birçok insan bu vaatlerle doktorculuk oynuyor. Bu işin eğitimini almış atçılar olarak bizim yapabileceğimiz şey terapidir. Yani semptomları iyileştirmeye çalışırız. Mesela sabah uyanamayan çocuk ata binmek için erken uyanıyor. Ya da yürüyemeyen Nilgün artık kaslarını koordine edebiliyor. Ama biz Nilgün'ü iyileştirmiyoruz. Semptomlarının, dengesinin, kaslarının, kas koordinasyonun gelişmesini sağlıyoruz. At üstünde denge motor becerilerini geliştiriyoruz. Ama iyileştirmek başka bir şeydir. Bunun raporlanabilir ve ölçülebilir olması gerekir."