Şizofreni Tedavisinde Gecikme Şiddet Riskini Artırıyor: Uzman Uyarıyor
Şizofreni Tedavisinde Gecikme Şiddet Riskini Artırıyor

Şizofreni Hastalarında Tedavi Geciktikçe Şiddet Riski Artıyor

İstanbul Çekmeköy'deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 2 Mart tarihinde meydana gelen bıçaklı saldırı, ülke genelinde derin bir üzüntüye neden oldu. 17 yaşındaki Furkan Samet B.'nin, Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik'i bıçaklayarak öldürdüğü, bir öğretmen ile bir öğrenciyi de yaraladığı olay, toplumsal bir travma yarattı. Saldırgan öğrencinin, şizofreni tanısıyla yaklaşık 20 aydır tedavi gördüğü ve ailesinin onayıyla hastaneden taburcu edildiği öğrenildi. Çıkarıldığı mahkemece tutuklanan gençle ilgili yaşanan bu cinayet, iki temel soruyu yeniden gündeme getirdi: Bir çocuk bu noktaya nasıl gelir? ve Bu tür şiddet eylemleri önceden fark edilebilir mi?

Şiddet Eylemleri Ani Karar Değil, Sürecin Sonucudur

SABAH gazetesine konuşan Çocuk ve Genç Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayşegül Tonyalı, olayın psikolojik boyutuna ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. Dr. Tonyalı, ağır şiddet eylemlerinin genellikle ani bir karar değil, uzun bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı. "Hiçbir çocuk bir sabah uyanıp öğretmenini öldürmeye karar vermez. Bu tür eylemler, uzun bir birikimin çıktısıdır" diyen uzman, olayların arka planında sıklıkla yalnızlaşma, akran zorbalığı, aile içi şiddet, ihmal, istismar ve tedavi edilmemiş travmaların yer alabildiğini belirtti. Ancak, bu koşulları yaşayan her çocuğun şiddet göstereceği anlamına gelmeyeceğinin de altını çizdi.

Erken İşaretler ve Uyarı Sinyalleri

Bazı çocuklarda erken yaşlardan itibaren davranışsal sinyaller görülebildiğini ifade eden Tonyalı, şu belirtilerin uyarı niteliği taşıyabileceğini söyledi:

  • Empati eksikliği
  • Yoğun öfke patlamaları
  • Ani içe kapanma ve sosyal izolasyon
  • Akademik başarıda belirgin düşüş
  • Şiddet içerikli söylemler ve konuşmalar
  • Belirgin duygu durum değişimleri

"Bir gecede hiçbir belirti yokken ortaya çıkması çok düşük bir ihtimaldir. Genellikle öncesinde bir değişim olur" diyen Tonyalı, ailelerin, öğretmenlerin ve çevrenin bu değişimleri zamanında fark etmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Destek Sisteminin Gecikmesi Riskleri Artırıyor

Ruh sağlığı tanısı olan bir öğrencinin örgün eğitim içinde yer alabileceğini belirten Tonyalı, bunun belirli şartlara bağlı olduğunu ifade etti. "Tedavinin düzenli sürmesi, ailenin iş birliği içinde olması, okul yönetiminin süreci sahiplenmesi ve öğretmenlerin kriz anlarında nasıl hareket edeceğini bilmesi gerekiyor. Multidisipliner yaklaşım çok kıymetlidir" dedi. Etiketlenme korkusunun ailelerin yardım aramasını geciktirebildiğini belirten Tonyalı, "Çocukları damgalamak değil, erken dönemde doğru kanallara yönlendirmek gerekir. Destek mekanizmaları geç devreye girdiğinde risk artar" ifadelerini kullandı. Bu bağlamda, şizofreni gibi ciddi ruhsal hastalıklarda tedavinin zamanında ve etkin bir şekilde yürütülmesinin, şiddet eğilimlerini önlemede kilit rol oynadığına dikkat çekti.