Üveit Tedavisinde Biyolojik İlaç Devrimi: Görme Kaybı Artık Önlenebiliyor
Üveit Tedavisinde Biyolojik İlaç Devrimi Yaşanıyor

Üveit Tedavisinde Biyolojik İlaç Devrimi: Görme Kaybı Artık Önlenebiliyor

Halk arasında 'göz iltihaplanması' olarak bilinen ve kalıcı görme kaybına kadar gidebilen üveit hastalığının tedavisinde biyolojik ilaçlar devrim yaratıyor. Dünyagöz Hastaneleri Uvea Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Merih Oray, enfeksiyon kaynaklı olmayan üveit türlerinin artık hedefe odaklı biyolojik ilaçlarla etkili şekilde tedavi edilebildiğini açıkladı.

Modern Tıp Üveiti Nakavt Ediyor

Prof. Dr. Oray, "Modern tıbbın radarından kaçamayan üveit, bu ilaçlarla nakavt ediliyor. Hastalarımızın dünyası kararmıyor" diyerek biyolojik ilaçların tedavideki dönüştürücü rolünü vurguladı. Enfeksiyon kaynaklı üveitlerde etkene yönelik tedavi yapılırken, enfeksiyon kaynaklı olmayan türlerde ise bağışıklık sistemini düzenleyen biyolojik ilaçlar devreye giriyor.

Çocuklarda Kritik Önem Taşıyor

Üveit özellikle çocuklarda sinsi seyreden ve kalıcı görme kaybına neden olabilen bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Prof. Dr. Oray, çocukluk çağı eklem romatizması bulunan çocuklarda hastalığın daha ağır seyrettiğine dikkat çekerek şu uyarıyı yaptı:

"Bu çocuklara komplikasyon gelişmeden erken tanı konulması çok önemli. Bu nedenle düzenli göz taramasından geçmeleri şart. Aksi halde dünyaları kararabilir."

Üveitin Belirtilerine Dikkat

Hastalığın her zaman şiddetli ağrıyla kendini göstermediğini belirten Prof. Dr. Oray, aşağıdaki belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurulması gerektiğini söyledi:

  • Gözde geçmeyen kanlanma ve kızarıklık
  • Işığa bakarken gözde kamaşma ve ağrı
  • Görüşün üzerine bir tül perde inmiş gibi bulanıklaşması
  • Gözün önünde uçuşan siyah noktalar veya sinekler

Risk Yönetimi İçin Önemli Uyarılar

Prof. Dr. Oray, üveit riskini yönetmek ve olası bir atağın neden olabileceği hasarı en aza indirmek için şu hususlara dikkat çekti:

  1. Göz kızarıklığında uzman bir göz hekimine başvurulmalı. Rastgele damla kullanmak teşhisi geciktirir ve hasarı artırır.
  2. Romatizma, sedef veya iltihaplı bağırsak hastalığınız varsa mutlaka detaylı göz muayenesinden geçin.
  3. Gıda hijyenine önem verin. İyi pişmemiş etlerden ve kirli meyvelerden bulaşan parazitler doğrudan göze yerleşebilir.
  4. Göz çevresinde zona geçirdiyseniz, bu virüs gözde de benzer bir enfeksiyona yol açarak üveiti tetikleyebilir.
  5. Aşırı stres, uykusuzluk ve kötü beslenme bağışıklık sistemini yorarak, pasif haldeki üveiti uyandırabilir.

Biyolojik İlaçlar Büyük Umut Vadediyor

Enfeksiyon kaynaklı olmayan üveitlerde basamaklı ilaç tedavisi uygulandığını belirten Prof. Dr. Oray, biyolojik ilaçlar sayesinde vücudun kendi göz dokusuna saldırmasının engellendiğini açıkladı. Ancak tedavinin başarısının hastanın disiplinine de büyük ölçüde bağlı olduğunu vurgulayan Oray, "'İyileştim' diyerek tedaviyi yarım bırakmak hastalığın çok daha şiddetli bir atakla geri dönmesine neden olabiliyor" uyarısında bulundu.

Başarılı Tedavi Örneği

Prof. Dr. Oray, Behçet öyküsü olan 35 yaşındaki bir erkek hastanın tedavi sürecini şöyle anlattı: "Hastanın her iki gözünde ciddi görme kaybı şikayeti vardı. Behçet üveiti tanısı konulan hasta romatoloji bölümü ile konsülte edilerek, kortizon tedavisi, göz içerisine iğne ve biyolojik tedavi uygulandı. Hastanın görme keskinlikleri tam seviyesine çıktı ve sistemik şikayetleri de tamamen düzeldi."

Dünyada ve Türkiye'de Üveit Görülme Sıklığı

Dünya genelinde yapılan son araştırmaların üveit vakalarında istatistiksel bir yükseliş olduğunu gösterdiğini belirten Prof. Dr. Oray, bu artışın bir salgın değil, tıptaki başarının sonucu olduğunu söyledi. Moleküler testler ve gelişmiş görüntüleme cihazları sayesinde eskiden gözden kaçan detayların artık saptanabildiğini ifade etti.

Türkiye'nin ise kendine has bir risk haritası bulunduğunu vurgulayan Oray, şu önemli bilgiyi paylaştı: "Ülkemiz 'İpek Yolu' üzerinde bulunması nedeniyle Behçet hastalığının dünyada en sık görüldüğü bölgelerden birisi. Türkiye'de üveit özellikle 20 ila 50 yaş arasındaki nüfusu etkiliyor. Bizim coğrafyamızda Behçet hastalığına bağlı gelişen üveit, gözün tüm tabakalarını etkileyerek çok hızlı ilerleyebiliyor."

Prof. Dr. Oray, Türkiye'deki hastaların dünyadaki genel artıştan ziyade, bölgeye özgü genetik yatkınlığa ve hızlı körlük riskine odaklanması gerektiğinin altını çizdi.